Aşırı Zayıflamanın Nedenleri

Aşırı zayıflama:
Şişmanlığın tersi diyebileceğimiz bu duruma, şişmanlık kadar sık rastlanmaz. Hipofiz bezinin diğer bir hastalığında, hasta çok fazla yediği halde vücudu en küçük bir yağ depolaması yapamaz. Bu hastalığın Simmods hastalığı gibi ileri durumlarında ise zayıflama maalesef ölüme kadar gider. Ayrıca yine tiroit hormonunun fazla üretildiği durumlarda insan çok fazla yese bile şişmanlayamaz.

Çok içki içenlerin gastritinde, bu hastalık iştaha tesir ettiği için hasta zayıflar. Bazı akıl hastalıklarında, iştah kesildiği için zayıflık görülebilir.

Hormonların, vücudun büyüklüğüne ve şekline tesiri olmaz. Yalnız gelişme çağında hipofiz bezinin bozulması ile bu çoğu defa bir tümör sebebi ile olur. Akromegali dediğimiz durum meydana çıkar. Eller, ayaklar, burun, çene ve dil aşırı derecede büyür.

Aramalar: Aşırı zayıflamanın nedenleri nelerdir? aşırı zayıflama neden olur?

Andız Pekmezinin Faydaları

Andız pekmezinin faydaları:
Pekmez Nedir?
Pekmez, bazı meyvenin ezilip kaynatılmasıyla üretilen, çok tatlı yoğun kıvamlı bir meyve şurubudur.

Andız pekmezi ise isminden de anlaşılacağı üzere andız ağacının meyvelerinden elde edilen pekmez türüdür. Andız pekmezinin sağlık için bilinen ve bilinmeyen pek çok faydası bulunur. Özellikle akciğer ve karaciğer hastalıklarının giderilmesine yardımcı olduğu hemen herkesce bilinir. Öksürük ve bronşit gibi şikayetleri olan kişilere andız pekmezinin iyi geldiği söylenir. Pekmez ülkemizde genelde saf kullanılmak yerine tahin dediğimiz susam yağı ile karıştırılarak tüketilir.

Andız pekmezinin faydalarını sıralayacak olursak az önce de belirttiğimiz gibi öksürüğe, bronşite, akciğer ve karaciğer rahatsızlıkların iyi gelmektedir. Bunların dışında ise sarılık, kaşıntı, egzama ve mide bulantısına iyi geldiği bilinir. Ayrıca tüm pekmez türlerinde olduğu gibi andız pekmezi de kan yapar ve vücuda enerji verir.

Şeker Hastalığı Neden Olur?

ŞEKER HASTALIĞI:
Henüz nedeni bilinmeyen sebeplerle, pankreas bezinin içerisindeki adacıklardan salgılanan insülin hormonunun üretimi, bazı insanlarda az olmaktadır. Şeker hastalığı da bu sebeple ortaya çıkmaktadır. Ailesinde şeker hastalığı olanlarda görülme sıklığı artmaktadır.

Kanın içerisinde insülinin olmaması veya az olması, şekerin karaciğer içinde depolanmasını durdurur. Bu sebeple gerek kan da gerek ise dokularda glukoz miktarı artar. Hücrelere yakabileceğinden daha fazla yakıt vermek zarar verir. Bu yanmayı meydana getirecek olan insülin mevcut olmadığı için hücreler şekeri kullanamazlar. Bundan sonra yakıt ihtiyacını karşılamak amacıyla yağı kullanmaya başlarlar. Bu kullanım sırasında da fazlası hücre açısından zararlı olan asit oluşur. Kan içerisindeki fazla şeker böbrek yardımıyla atılır. Bu atılmayı sağlamak için de fazla miktarlarda suya ihtiyaç duyar. Böyle bir durumda su da birlikte kaybolursa hastada susuzluk hissi görülür.

İşte, şeker hastalarının doktora gitmesine sebep olan çok su içme, kilo kaybı ve çok idrara çıkma gibi belirtilerin mekanizması böyledir.

Doktor için diyabetin teşhisi kolaydır. İdrarda şekerin bulunuşu, kanda şeker oranının yükselişi basit metodlarla tesbit edilir. Teşhisin bu kadar kolay olmasına karşılık tedavi oldukça önemlidir. Her insanda eksik olan insülin miktarı değişiktir. Bu miktarın kesinlikle tespiti için hasta belirli bir diyete ve tetkiklere tabi tutulur. İnsülin miktarı yavaş yavaş çoğaltılarak tespit edilir.

Hayvanlardan elde edilen insülinin iğne yolu ile vücuda verilmesi şarttır. Zira bir protein olan insülin midede parçalanır.

Ağızdan verilen ve insülin doğallığında olmayan bazı ilaçlarla diyabet tedavi edilebilmektedir. Fakat bu ilaçların sıkı bir hekim kontrolü altında yapılması şarttır. Ancak günlük ihtiyaç tesbit edildikten sonra hasta kendi kendine tatbik edebilir.

Şeker hastalığının tam bir şekilde tedavi edilebilmesi için hekimle hasta arasında mükemmel bir iş birliğine ihtiyaç vardır.

Vücutta insülin ihtiyacı gıdaların dışında bazı ruhsal sebeplerle de artar.

Aramalar: şeker hastalığı niçin olur? şeker hastalığının nedenleri nelerdir? diyabet neden olur? şeker hastalığı nasıl tedavi edilir?

Pekmezin Faydaları

Pekmezin faydaları:
İçeriğindeki yüksek şeker nedeniyle pekmez, iyi bir karbonhidrat ve enerji kaynağı olan besin maddesidir. Bilhassa vücudun günlük ihtiyacı olan kalsiyum, demir, magnezyum ve potasyumun büyük kısmını karşılamaktadır.

Pekmezin faydalarını şöyle sıralayabiliriz:
Kalori yönünden bakıldığında 200 gram pekmez, 1150 gram süte, 300 gram ekmeğe veya 350 gram ete tekabül eder.

Bilhassa üzüm pekmezi içerisinde doğal şekilde bulunan glikoz ve früktoz, vücut tarafından çabucak emilerek kana karışır ve metabolizmada enerjiye dönüşür.

Kan yapıcı ve iştah açıcı olması, vücuda enerji vermesi pekmezin en bilinen özellikleridir. Anne adayları ve gebelik sırasında bebeğin gelişimi için çok faydalıdır. Bunun yanında mide, böbrekler ve bağırsaklar üzerinde faydalı etkileri bulunur. Kan dolaşımını kolaylaştırır ve damar sertliğini gidermekte faydalıdır.

Güne başlarken içeceğiniz sadece iki yemek kaşığı pekmez ile, vücudumuzun çok önemli ihtiyaçlarından olan demirin 2 mg'ı , kalsiyumun 80 mg'ı ve 58 kcsal enerji ihtiyacı karşılanır.

Havanın ani soğumasıyla beraber ortaya çıkan soğuk algınlığına bağlı enfeksiyonların sayısı artar. Böyle havalarda vücuttaki sıcaklığın dengesini korumak için pekmez tüketilmesi uzmanlar tarafından tavsiye edilmektedir.

Parmak Emme

Parmak emme:
Parmak emme, küçük çocukların neredeyse hepsinde görülen kötü alışkanlıklardan biridir. Aniden memeden kesilen çocuklarda parmak emme alışkanlığı daha uzun sürmektedir. Parmak emme, genelde çocuğun sinirini deşarj etme, avunma yöntemidir. Azarlanan, karnı acıkan, hırpalanan, istekleri ebeveynleri tarafından olumsuz karşılanan, oyuncakları elinden alınan çocuklar parmaklarını emerek üzerlerindeki stresi atmaya çalışırlar.

Memeden kesilmiş ya da annesinin yeteri kadar emzirmediği çocuklar, kendileri açısından büyük bir ihtiyaç ve zevkten mahrum olduklarından dolayı parmaklarını emerek bu durumu kendi başlarına telafi etme yolunu seçerler. Çocuğunuz parmağını emiyorsa ve bu durumdan rahatsızlık ve endişe duyuyorsanız, onu bu huzursuzluk durumuna iten kaynağı bulup ona göre çözüme gidiniz. Eğer karnı acıktığı için parmağını emiyorsa çocuğunuzun karnını doyurun ve eline oyuncaklar vererek daha sonra başka işlerle meşgul olmasını sağlayın. Parmağını emdiği zaman parmaklarını ağzından ona kızarak çıkartırsanız, bu olay onu sinirlendirecek ve durumu daha da kötüleştirecektir.

Apse Nedir?

Apse nedir?
Doku içerisinde bulunan herhangi bir bölgede iltihap oluşmasıdır. Halk arasında çıban da denir. Bazı mikroplar irin yapıcı özelliğe sahiptir. Bu mikroplar vücuttaki herhangi bir bölgedeki dokuda yerleşirse o bölgede içinde cerahat dolu bir boşluk oluşturabilirler. Apse, iltihabın bir çeşididir. Apseyi diğer iltihabi durumlardan ayıran özelliği, bulunduğun bölgedeki dokunun eriyerek içinin cerahat dolmasıdır. Bir yaralanma durumunda, bir damarın bağlanması ya da tıkanmasıyla birlikte ölü bir tabaka ortaya çıkar ve bu ölü tabakaya mikroorganizmalar yerleşşerek orada içi irin ile dolu bir boşluk oluşturabilirler.

İki çeşit apse vardır. Bunlar; Sıcak apse ve soğuk apsedir.

Sıcak apse: Bu apse türünde ateş yüksek olur. Ateş ile birlikte ağrı ve zonklama da görülür. Sıcak apse her durumda bir ya da birkaç mikroptan dolayı meydana gelir. Yani sebep mutlaka bölgedeki mikroorganizma varlığıdır. Sıcak apse kendisini dört önemli belirtiyle gösterir. Bunlar; sıcaklık, tende kırmızılık, ağrı ve şişkinlik görülmesidir. (Latince'de bu belirtiler Calor, Rubor, Dolor, Tumor olarak sıralanır). Apsenin etrafı sert, ortası ise yumuşak olur.

Soğuk apse: Bu apse türü verem hastalığında görülmektedir. Yani elimizde apsenin üzerine dokunduğumuzda sıcaklık algılayamayız ve elimizle dokunduğumuzda herhangi bir ağrı hissedilmez. Sıcak apsede olduğu gibi kesin iltihap belirtileri görülmez. Böyle olmasına rağmen şişlik açılırsa, içerisinde sıcak apsede olduğu gibi bir apse iltihabının bulunduğu görülür.

Soğuk apsenin iki özelliği bulunur:
İçerisinde irin yapan mikroplar bulunmaz ve irinleşme olmaz. Apsenin içeriği harab olmuş doku parçalarından oluşur. Apsenin kaynağı ile görüldüğü yer arasında her durumda doğrudan bir ilişki olmayabilir. Bu duruma örnek verecek olursak bel omurlarının soğuk apsesi hastalığı (pott hastalığı, omurga veremi ) kasıkta görülen bir apse ile ortaya çıkabilir.

Sıcak apseler cerrahi müdahale ile tedavi edilir. Cerrahi tedavide; apse yeri açılarak içerisindeki irin boşaltılır. Daha sonra antibiyotikli merhemler ve ek olarak hastaya uygun antibiyotik ilaçlar verilerek bölge mikroorganizmalardan arındırılmaya çalışılır. Soğuk apsenin tedavisinde ise verem ilaçlarından faydalanılır fakat böbrek veremi gibi bazı durumlarda olayın yayılmasını önlemek amacıyla cerrahi girişim yapılabilir.

Aramalar: apse nedir? abse nedir? apse ne demek? apsenin tedavisi nasıl olur? cerahat nasıl boşaltılır?

Diyet Ve Ateroskleroz

Diyet ve ateroskleroz:
Doymuş yağlardan (tereyağ, hindistan cevizi yağı, hayvansal yağlar) zengin diyetler kanda kolesterol, fosfolipid ve gilse-ridleri artırır. Doymamış yağlar (mısır ve ayçiçeği gibi) ve yağ miktarı düşük diyetler lipidleri (yağlar) azaltır. Örneğin Çinlilerde sebze ve pirinç ağırlıklı beslenmeye ağırlık verdikleri için ateroskleroz oranı çok düşüktür.

Aterosklerozu kolaylaştıran faktörler:
Hipertansiyona bağlı olarak damar içi basıncın artması, kan akımının süratlenmesi ve kanın bileşimindeki değişiklikler ateroskleroz oluşumunu hızlandırır. Genç yaşta ateroskleroz oluşmasında kalıtımın, hormonal bozuklukların önemli rol oynadığı bilinmektedir.

Ateroskleroz son derece yaygın belirtilerle ortaya çıkar. Sözgelimi böbrek damarlarını tuttuğunda nefroskleroz, böbrek yetmezliği, bacak arterlerini tuttuğu zaman da kangrene ve bacak kesilmesine kadar giden zararlar verir. Koronerarterlerdeki ateroskleroz koroner yetmezliği, myokard enfarktüsüne sebep olur.

Beyin damarlarındaki skleroz ise felçlerin nedeni olur.

Aterosklerozun meydana gelmesini önlemek için erken yaşlarda risk faktörünü azaltacak bir program uygulamak yararlıdır. Diyette likit (sıvı) yağlar (ayçiçeği, mısırözü) hayvansal yağların yerini almalıdır.

Hipertansiyon, diyabet, şişmanlık kontrol altında tutulmalıdır. Her gün alınan alkol kanda yağların yükselmesine neden olur. Bu nedenle alkol alımı durdurulmalıdır.