doğum kontrol hapı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
doğum kontrol hapı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Gebelikten Korunma

GEBELİKTEN KORUNMA
Hamile kalmayı önlemek için alınan önleme korunma denir. Erkekler için doğum kontrol hapı henüz bulunamamıştır. Fakat bunun için de hala çalışılmaktadır. Bazı çalışmaları küçük ve sıcak torbacıklar yöntemiyle sürdürüyorlar. Bu torbacıkların, erkek yumurtalarının üstüne takılması öngörülüyor. Böylece sağlanan ısının erkekte geçici olarak kısırlık oluşturması öngörülüyor. Erkek spermi ancak normal vücut ısısının altında bir ısıda üretkenliğini sürdürebilir. Japonlar da bu nedenle erkeğin yumurta torbasını sıcak bir torbaya koymakla amaca ulaşmayı düşünmektedirler.

Bu yöntem kesinlik kazanana kadar çiftler diyafram, tohum öldürücü fitiller, kremler, köpük müstahzarları, spiral, rahim kapakçığı, doğum kontrol hapı ve ısı metodlarını uygulamaktaydılar. Tüm bu önlemlerin hemen hepsi de bir kadın sorunu olarak ele alınmaktaydı.

Strilizasyon dışında, erkeğin tek korunma önlemi prezervatif idi. Bundan 300 yıl önce yaşayan madam Sevigne, prezervatifi, "Doğum tehlikesine karşı örümcek ağı gibi zayıf, aşka karşı zırh gibi sağlam" diye tarif ediyordu.

Elbet şimdi durum çok daha farklı. Parisliler artık özellikle AİDS korkusunun güncel olduğu zamanımızda prezervatifi tehlikeye karşı bir zırh gibi görüyorlar. Ayrıca insanın nefesi kadar ince ve hemen hiç hissedilemeyen prezervatifler de yapılmaktadır. Satışı da çok kolaylaştırılmıştır. Eczanelerde, süpermarketlerde, kozmetik ürünler mağazalarında ve bir çok yerde kolayca bulunmaktadır. Avrupa'da bazı şehirlerde sırf prezervatif satan dükkanlar bile bulunmaktadır. Bu dükkanlarda çeşitli şekil ve boylarda 200'den fazla türde prezervatif satılmaktadır.

Sponsorlu Bağlantılar:

İlgili aramalar: gebelikten korunma, hamilelikten korunma

Doğum Kontrol Hapı

DOĞUM KONTROL HAPI
Günümüzde hala tartışılan bir sorundur. Doğum kontrol hapı, önce Katolik Kilisesi'ni karşısına aldı. Oysa hapı dinine çok bağlı bir Katolik keşfetti. Bulan kişi aslında dini inancı gereği tüm doğum kontrol önlemlerine karşıt birisi idi. John Rock, Amerikan Harvard Üniversitesi'nin jinekoloji dalında en büyük profesörlerinden birisiydi. Kontrol hapı bulmak, aklının kenarından bile geçmiyordu. Yaptığı araştırmalar sırasında çocuk yapamayan kadınlara, çocuk yapma olanağı sağlamayı düşünüyordu. Bu arada progesteron denen hormonun yüksek dozda kullanılmasının büyük bir olasılıkla hamile kalmak için yararlı olduğunu saptadı. Hormonu muntazam bir süre aldıktan sonra aniden kesince, kadının hamile kalma şansı artıyordu. Ancak kadın hormonu sürekli alırsa bünyede bir tür yapay hamilelik oluşuyordu. Yani kadın hamile olmadığı halde aylık rahatsızlık (adet kanaması) hali önleniyor, bünyesi aylık adet gününde yumurta olgunlaştırma eylemine ara veriyordu. Rock, böylece istemeden de olsa yanlışlıkla doğum kontrol hapını bulmuş oldu.

Düzenli bir şekilde alındığı zaman doğum kontrol hapı, bu alandaki önlemlerin en güçlüsüdür.

Kadınların cinsel bilincinde bir devrim oluşturmuştur. Bugünkü durumunda yan etki riski yok denecek düzeydedir. Ancak bugünkü haline içerdiği hormon miktarından önemli miktarda indirim yapılarak ulaşılabilmiştir. Doğum kontrol hapı bundan çok uzun zaman önce piyasaya sürüldüğünde, alındığı bir dönem içerisinde içerdiği normon miktarı 85 miligram idi. Günümüzde bu hormon miktarı 2,2 miligrama indirilmiştir. Yeni hap "Gestagene" denen bir madde içermektedir. Bu madde metobalizma, dolaşım ve kan basıncı üzerinde hemen hemen hiçbir yüklenim oluşturmamaktadır.

Doğum kontrol hapının kalp krizlerine ya da göğüs kanserine yol açtığı şeklindeki tezler doğrulanmamıştır. Ancak hapın damar tıkanıklığı, yüksek tansiyon, ileri şeker hastalığı, karaciğer, safra rahatsızlığı geçirenler tarafından alınmaması gerekmektedir.

Doğum kontrol hapının bir de ilişkiden sonra alınan türü bulunmuştur. Bu ilaç yumurtanın rahime yerleşmesini engellemektedir.

Sonradan alınan doğum kontrol hapı, normal kontrol hapının aksine daha fazla hormon içermektedir. Ancak bu hapta da geçtiğimiz yıllar içinde gerek östrojen, gerekse gestagene hormonlarının miktarını önemli düzeyde azaltmak mümkün olmuştur. Doğum kontrol hapı hormonal bozukluklar için doktor tarafından reçeteye de yazılabilir fakat eczaneden reçetesiz de alınabilir. İlacı yazdıran kadınlar kanama, fenalaşma, baş ağrısı gibi yan etkileri göze almak zorundadırlar. Sonradan alınan doğum kontrol hapı bazılarının iddia ettiği gibi, bir kürtaj hapı değildir. Hapın işlevi döllendirilen dişi yumurtanın rahim içinde mukoza tabakası üzerine yerleşmesini önlemekten ibarettir. Böylece hamileliği engellemektedir. Hapın başarı oranı yüzde 99'dur. Ancak ilişkiden en geç 48 saat sonra alınması şarttır. İki aşamada alınan birinci haptan 12 saat sonra, ikinci bir hap daha alınması gerekmektedir.

Bu arada bir de gerçek kürtaj hapı geliştirilmiştir. "RU 486" kod ismiyle anılan hap sadece Fransa'da ve sıkı doktor denetimi altında kullanılabilmektedir, ileride kürtaj kısmına da görüleceği şekilde "RU 486" tam anlamıyla bir hormon bombasıdır.

İlişkide Okşama ve Birleşme

OKŞAMA VE CİNSEL BİRLEŞME

Okşama sevişme anlamında kullanılan bir Amerikan deyimidir fakat cinsel birleşmeyle sonuçlanır. Başka ülkelerde ve başka devirlerde, bu anlamda başka deyimler kullanılmıştır: sarılmak, sevişmek, yiyişmek vs. Bu olay, kabile toplumlarına kadar iner ve Yeni Gine'deki ilkel kabilelerden Birleşik Amerika'nın sivrilmiş uygarlığa sahip bireylerine kadar herkes tarafından denenir. Batı ülkelerinde okşama çoğunlukla büyüme çağı gençlerine özgüdür. Hafif okşamada çift, ihtirasla öpüşür, gövdeleri (genellikle giyinik) temas halindedir, fakat bazı yöreler kız tarafından yasaklanır; kız göğüslerinin öpülmesini engelleyebilir ve araştıran ellerin vulvaya erişmesine izin vermeyebilir. Ağır okşamada ateşli öpüşme, göğüslerin uyarılması, boşalmaya varana kadar klitorisin okşanması ve penisin sertleşmesi belirli derecelere kadar kabul edilmiştir, fakat kız tam anlamda cinsel birleşmeye izin vermediği için teknik açıdan erdendir (bakire).

seks yaparken okşama cinsel ilişkide okşama cinsel birleşme ilişkiye girme

Batı toplumunda okşamanın cinsel gerilimi önleyen, sosyal bir yol sayılması, evlilik dışı birleşmeyi uygunsuz veya ayıp bulan Hıristiyanlığın ahlâk kuralları nedeniyle ortaya çıkmış olabilir. Aynı zamanda soğuk iklim ve şehirleşme kırda, kapalı yerde aşk yapma olasılığını azaltmıştır; şehir evlerinin küçük oluşu evlerde ihtirasla aşk yapmayı imkânsızlaştırmıştır. Özellikle ana baba yan odada iseler. Sonuç olarak bir otomobilin verdiği genel olanaklar vardır: arka koltuk, ne yazık ki, pek romantik bir yer değildir; fakat çiftin gizlice, temas ve sıcaklık elde edebileceği tek yer olabilir. Bir otomobil içinde cinsel birleşme mekanik ve rahatsızdır, fakat öyle bir durumda ağır okşama bir arabada çiftleşmenin getireceği estetikten yoksun görüntülere yol açmadan cinsel gerginliği azaltabilir.

Günümüzün Batı toplumunda cinsel birleşimi yalnız doğal değil, fakat gerekli bir boşalım olarak gören insanları sayısı arttıkça okşamanın cinsel gelişimde geçerliliği kaybolacaktır. (Bugün Batıda 20 yaşına gelmiş kızların sadece %55'i erden "bakire" dir.)

Bütün toplumlar, cinsel birleşimi denetiminde tutmak için kurallar koymuş oldukları halde, diğer uygarlıklar cinsel birleşmeye izin vermede bizimkinden daha anlayışlı davranmıştır. Doğru veya yanlış, bizim toplumumuzda çiftler, ölçülülüğü sürdürürler. Geleneksel tutuma göre, bir kızın erden olması gerekir. Buna karşın duygusal bağı olmadan çeşitli erkeklerle cinsel ilişki kuran kız duygusal yönden «güvenilmez» diye tanımlanıp kendine olanaklar sağlamak için cinselliğini kullanmakla suçlandırılırken, toplum genç erkeklere bu konuda tersini uygulayarak üstelik onları yüreklendirir. Son yıllarda görünüşte hoşa giden bir değişim olmuştur, ahlâk kurallarında hiç bir sapma olmadan daha açık bir cinsellik ortamı meydana gelmiştir.

Cinsel konulardaki görüşlerin önceleri daha katı olduğu Avustralya, İngiltere ve Birleşik Amerika'da sorumlu araştırmanların yaptığı çalışmalar her on kadından altısının evlenmeden önce cinsel birleşmelerde bulunmuş olduklarını gösteriyor, ancak bunların yarısında birleşme bir tek erkekle olmuştur. Psikiyatristler, gerek okşama, gerek birleşme tavrında dişi ve erkek arasında bir ayırım belirtiyorlar: kızlar, cinselliği, âşık olmanın bir uzantısı gibi görürken, erkekler birleşmeyi bir boşalma yolu, kendi gruplarında bir düzen simgesi, erkekliğin kanıtı olarak alıyorlar.

Muhakkak günümüzde cinsel birleşmenin zevkini alan ve bundan suçluluk duymayan kızların sayısı hızla artmaktadır. Bir kızın mutlaka bakire olmasını gerektiren koşullar artık etkisini kaybetmiştir. Erkekle kızlar arasında cinsel birleşme olanakları bugün daha büyüktür, cinsel organ hastalıklarına tutulma korkusu ve bir hamilelik durumunun getireceği utanç duygusu azalmıştır. Bir kız veya eşi olan erkek çeşitli insanlarla ilişki kuruyorlarsa zührevi hastalıklar hâlâ önemli bir tehlike sayılır. Özellikle şimdi, fazla miktarda antibiyotik ve karmaşık tedaviler gerektiren, direnç mikroplarının belirdiği bir devrede. Örneğin, geçen yüzyılda belsoğukluğu olayına öyle sık rastlanıyordu ki Dünya Sağlık Örgütü bugün dünya çapında bir salgın diye nitelendirmektedir. 15-25 yaşları arasında hastalığa yakalananların sayısı epey fazladır. Hastalık olayındaki artış tam cinsel konuların katılığını kaybettiği, açıldığı bir devreye rastlamıştır. Böylece zührevi hastalık kapmanın cinsel birleşmeyi engelleyen önemli bir engel olmadığı açıktır.

Hamilelik daha büyük bir tehlikedir ve kızı, ailesini, toplumu, ve özellikle gençleri düşündüren sonuçlardan biridir. Bu ortalama bir yaşta önemlidir; bir kız 17-19 yaşları arasında, ilk cinsel birleşmede bulunduğu zamanla ilk evliliği arasındaki süre aşağı yukarı bir yıldır. Örneğin, Avustralya'da ve İngiltere'deki bütün doğumların %8'i evlilik dışıdır ve kadınların en az %20'si evlilikten önce gebe kalmaktadır. Son grupta da hamilelik ya kürtajla ortadan kaldırılmaktadır veya zaman kaybetmeden evlilik yapılır. Her ikisi de gerilim yapma bakımından istenmeyen olaylardır. Birleşik Amerika'dan gelen bilgi, o ülkede de evlilik dışı gebeliklerin aynı oranda olduğunu belirtmektedir.

Törecilerin ve din adamlarının daha katı tutumları pek az şeyi değiştirebilir. Özellikle ortam, gazeteler, dergiler, sinema, radyo, TV ve internet cinselliğe bu denli önem verirken. Dişinin töreye uymayışının, mutsuzluğa, çelişkiye ve yenilgiye yol açtığını söyleyen eski halk inançları, yeni ilişkiler kapsamında yanlış sayılmaktadır. Erkeğe eşit çalışan, eğitilmiş kadınları bunun saçma bir iki yüzlülükten başka bir şey olmadığına inandırmak da mümkün değildir.

Tek cevap: kadının, cinsel birleşimden zevk almasının kınanmayacağı, zührevî hastalıklar ve gebe kalma sakıncasına karşı korunacağı bir toplum yaratma yolunda, baskısını kuvvetlendirmesidir. Delikanlının 'dikkatli olacağım', 'geri çekileceğim' veya 'hazırlıklı olacağım' demesi yeterli değildir. Avustralya'da yüz hamile kadın arasında yapılan bir araştırmada her beş kadından dördünün hamile kalmaktan korunmasını erkeğe bırakmış olduklarını ve bu yüzden de sonunda gebe kalmış olduklarını ortaya koymuştur.

Korunma biçimini genç kız kendi bulmalıdır. Çünkü cinselliğe olan apaçık tavrın kabul edilişi, sorumluluk duygusunun ortadan kalkması değildir. İstenilmeyen çocuk öylesine bir gerginlik yaratır ki, çift arasındaki ilişki bundan onulmayacak kadar zarar görür. Ya da kız çocuğunu doğurup başka bir aileye vermeye karar verir. Bu da peşinde sonsuz bir üzüntü devresi getiren gerilimli bir oluşumdur. Hamilelik bazı uygun önleyici yollarla önlenebilir ve bu çareler kadının denetimi altında olur. Ağızdan alınan önleyiciler (doğum kontrol hapı) vajina diyaframı, jöle veya rahim içine yerleştirilen önleyici spiral. Hangisinin seçilmesinin gerektiği, oldukça karışık etkenlere bağlıdır ve seçim için kız, aile doktoruna veya aile planlaması yapan bir kliniğe utanç duymadan başvurarak tavsiye alabilmelidir.

Geniş çapta bir cinsel eğitime, gittikçe artan bir gereksinim duyulması artık kabul edilmiş bir olaydır. İnsanların hâlâ kabul etmekte zorluk çektikleri şey, cinsel eğitimin, önleyici tedbirler ve zührevi hastalıklarla ilgili öğüt vermekten öte bir şey olmasıdır. Daha fazla baskı yaratan bir gerçek vardır; genç insanlara cinsel özgürlüğün uyuşmazlıklarını öğretme gereği. Eğer dinî yasakları ve ahlâkın geleneksel kurallarını yadsıyacaklarsa çok daha zor olan kişisel sorumluluk kavramını kabul zorundadırlar. Kadını ve erkeği beraber yaşamaya iten ilke kendileri için karar verebilecekleri bir şeydir. Fakat her ikisinin veya birinin çocuk bakımıyla ilgilenmesinin mümkün olacağı onaylandıktan sonra yeni bir hayat yaratmaya hakları vardır.

Yalnız başına çocuk yetiştirebileceklerini kanıtlayan kadınların sayısı gittikçe artmaktadır. Fakat bizim toplumumuzda bunu yapmayı düşünen kadının çok güçlü olması gerekir. Bu gücü kendilerinde bulan kadınlar övgümüzü kazanırlar. İstenmeyen çocuğu dünyaya getirip de ona bakamayan diğerlerinin de şefkat ve yardımımıza ihtiyaçları vardır. Fakat çok daha önemlisi, bütün kadınlar yalnız bir tek gerçek ahlâksızlık olduğu, onun da istenmeyen bir insanın dünyaya getirilmesi bilinciyle yetiştirilmelidirler.

Kadınlarda Yaşlılık Bunalımı

BUNALIM DEVRESİNDE NE YAPMAK GEREKİR?

Kadının hatırlaması gereken ilk şey pençesine düştüğü garip duyguların geçici olduğu ve bir zaman sonra alışabileceğidir. Ev dışında alışkanlıkları olan kadınların bu değişime uyması daha kolay olur; fakat tümüyle eve, komşulara, televizyona bağlı kadınlar epey zorluk çekerler.

Birleşik Amerika'da ve İngiltere'de yapılan dikkatli araştırmalarda kadınların üçte ikisinin hiç bir üzüntü ve rahatsızlık duymadan adet kesilmesi devresini atlattıkları ortaya çıkmıştır. Geri kalan üçte birinin yardıma ihtiyacı vardır. Kadını ve geçmişini bilen aile doktoru ona yardımcı olabilir. Genellikle kadın anlayışa, içtenliğe ve güvene gereksinim duyar. Uykusuzluk sorun yaratırsa, hafif yatıştırıcılar; davranış değişmeleri, huzursuzluk ve bunalım varsa, trankilizanlar; sıcaklık ve terleme nöbetleri geliyorsa, hormonlar verilir.

kadınlarda ihtiyarlık bunalımı yaşlılık stresi yaşlanma ile birlikte görülen huysuzluk psikolojik sorunlar ileri yaş depresyonu menopoz

Birçok kadın dergilerinde yazılanların tersine, bu devrede yardıma gereği olan her kadına hormon tedavisi yapılmaz. Eğer adet hâlâ düzenli ve miktarı doğalsa hormonların hiç bir yararı yoktur. Ancak nöbetler çok şiddetli ve sıksa hormonlar yararlı olabilir. Östrojen (genellikle tavsiye edilen hormondur) küçük dozajlarda kullanılırsa nöbetleri denetleyecektir fakat bu adet kesilmesine uğramış bir kadının derisini yenilemeyecek, saçlarına ve gözlerine parlaklık eklemeyecektir. Kadın, bunları "yaşamındaki değişmeyi" doğal karşılayarak ve bunun yaşamın sonu değil de yalnızca bir "değişim" olduğunu fark ederek elde edebilir.

Nöbetleri denetlemek için kullanılan östrojen dozu değişiktir ve doktorların çoğu, mümkün en az dozu kullanmak isterler. Doktora yardım etmesi için hastadan nöbetleri sayması istenir. Kadın her gün meydana gelen ateş nöbetlerini sayar ve doktor bu sayıya göre östrojen dozunu azaltır veya çoğaltır; böylece günde beşten fazla nöbet geçirmemesi sağlanır. Bu, ilacı hastaya "uydurmak" şeklinde tanımlanır ve belirtileri denetlemek için en iyi yoldur; fakat bazen hasta sabırsızsa veya doktorla işbirliği yapma yeteneğine sahip değilse, doktor doğum kontrol hapı tavsiye edebilir. Bu tedavi şekli etkili fakat daha maliyetlidir ve tabi kadında adetler yeniden başlayacaktır.

Adet Kanamalarını Denetleyebilir Miyim?

Adet kanamalarımı denetleyebilir miyim?

Evet, hormon haplarıyla denetleyebilirsiniz. Bunların en sık kullanüanı oral kontraseptifler (doğum kontrol hapları) dir. Kanamanın beklediğiniz gün olmasını istemiyorsanız, doktorunuza gidin ve ona nedenleri açıklayın. Size vereceği hormon haplarını kısa bir süre kullanmanız kanamayı ya erkene alacak, ya da birkaç gün geciktirecektir. Bunun size hiçbir zararı yoktur. Zaten doğum kontrol hapı kullanıyorsanız, iki ay sürekli hap alarak kanamayı önleyebilirsiniz. Başka bir deyişle bir paket bitince ara vermeden ikinci pakete başlayın ve iki ay bu biçimde hap almayı sürdürün. Bu biçimde hap kullanmanın zararlı olduğunu kanıtlayacak hiçbir veri yoktur.

Aramalar: istediğim zaman adet görebilir miyim, adet kanamasını geciktirebilir miyim, adet kanamalarımı daha erken başlatabilir miyim

Sponsorlu Bağlantılar:

Doğum Kontrol Hapı Kullanan Hamile Kalır Mı?

Doğum kontrol hapları günümüzde 21 adet tabletlik ve son zamanlarda 28 adet tabletten oluşan formu da bulunan içinde östrojen ve progesteron hormonlarının birlikte bulunduğu ilaçlardır. Bunlara doğum kontrol hapı diyoruz. Doğum kontrol haplarının tek kullanım amacı gebelikten korunmak değildir. Doğum kontrol hapları aynı zamanda adet düzenleyici olarak, tüylenmeden korunmak amacıyla hem de bazen de yumurtalık kistlerinden korunmak amacıyla kullanılabilir. Bunun dışında adet sancısını ve adet kanamasını azaltmak amacıyla da kullanılmaktadır. Adet kanamasının ilk günü ilk kutu başlanır ve günde bir adet alınır. Bu günde bir adet alınan ilaç sabahta alınabilir akşamda fakat dikkat edilmesi gereken bir gün öncesinden farkı en fazla 4 saat önce veya sonra olmalıdır. Yani bir gün önce saat 15:00 de attıysak hapı, ertesi gün saat 11:00 den sonra ya da saat 19:00 olmadan önce atmalıyız. İlk günlerde bulantı sorunu yapabilir ama vücut ilerleyen günlerde buna alışır. Bu tür haplara mutlaka doktorun da tavsiyesini alarak başlamak gerekir. Çünkü içerisinde hormon bulunmaktadır. 21 günlük tabletler bittiğinde diğer kutuya geçmek için 7 gün ara verilmelidir. 28 günlük tabletlerde ise ara verilmesi söz konusu değildir. 28 günlük tabletlerde her gün alınmalıdır. Bu verilen arada adet kanaması, 21 günlük kullanımdan sonra 2. veya 3. günü başlar. Adet kanamasının başlayıp başlamaması önemli değildir. 7 günlük aradan sonra biz diğer kutuya geçiyoruz. Doğum kontrol hapının etki mekanizması yumurtlamayı devre dışı bırakmaktır. Doğum kontrol hapı kullandığınız anda yumurtlama olgusu devre dışı olur ve gebelik riski ortadan kalkar. Gebelikten koruma oranı %99,8 gibi yüksek bir orandır. Doğum kontrol yöntemleri arasında en yüksek başarıya yakalayan yöntemdir. Özellikle doğurgan kadınlarda gebeliğin durdurulması için çok önemli bir yere sahiptir.

Aramalar: doğum kontrol hapı nedir, doğum kontrol hapında ne bulunur, doğum kontrol hapı ne işe yarar, doğum kontrol hapının özellikleri