cinsel birleşme etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
cinsel birleşme etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

İlişkide Okşama ve Birleşme

OKŞAMA VE CİNSEL BİRLEŞME

Okşama sevişme anlamında kullanılan bir Amerikan deyimidir fakat cinsel birleşmeyle sonuçlanır. Başka ülkelerde ve başka devirlerde, bu anlamda başka deyimler kullanılmıştır: sarılmak, sevişmek, yiyişmek vs. Bu olay, kabile toplumlarına kadar iner ve Yeni Gine'deki ilkel kabilelerden Birleşik Amerika'nın sivrilmiş uygarlığa sahip bireylerine kadar herkes tarafından denenir. Batı ülkelerinde okşama çoğunlukla büyüme çağı gençlerine özgüdür. Hafif okşamada çift, ihtirasla öpüşür, gövdeleri (genellikle giyinik) temas halindedir, fakat bazı yöreler kız tarafından yasaklanır; kız göğüslerinin öpülmesini engelleyebilir ve araştıran ellerin vulvaya erişmesine izin vermeyebilir. Ağır okşamada ateşli öpüşme, göğüslerin uyarılması, boşalmaya varana kadar klitorisin okşanması ve penisin sertleşmesi belirli derecelere kadar kabul edilmiştir, fakat kız tam anlamda cinsel birleşmeye izin vermediği için teknik açıdan erdendir (bakire).

seks yaparken okşama cinsel ilişkide okşama cinsel birleşme ilişkiye girme

Batı toplumunda okşamanın cinsel gerilimi önleyen, sosyal bir yol sayılması, evlilik dışı birleşmeyi uygunsuz veya ayıp bulan Hıristiyanlığın ahlâk kuralları nedeniyle ortaya çıkmış olabilir. Aynı zamanda soğuk iklim ve şehirleşme kırda, kapalı yerde aşk yapma olasılığını azaltmıştır; şehir evlerinin küçük oluşu evlerde ihtirasla aşk yapmayı imkânsızlaştırmıştır. Özellikle ana baba yan odada iseler. Sonuç olarak bir otomobilin verdiği genel olanaklar vardır: arka koltuk, ne yazık ki, pek romantik bir yer değildir; fakat çiftin gizlice, temas ve sıcaklık elde edebileceği tek yer olabilir. Bir otomobil içinde cinsel birleşme mekanik ve rahatsızdır, fakat öyle bir durumda ağır okşama bir arabada çiftleşmenin getireceği estetikten yoksun görüntülere yol açmadan cinsel gerginliği azaltabilir.

Günümüzün Batı toplumunda cinsel birleşimi yalnız doğal değil, fakat gerekli bir boşalım olarak gören insanları sayısı arttıkça okşamanın cinsel gelişimde geçerliliği kaybolacaktır. (Bugün Batıda 20 yaşına gelmiş kızların sadece %55'i erden "bakire" dir.)

Bütün toplumlar, cinsel birleşimi denetiminde tutmak için kurallar koymuş oldukları halde, diğer uygarlıklar cinsel birleşmeye izin vermede bizimkinden daha anlayışlı davranmıştır. Doğru veya yanlış, bizim toplumumuzda çiftler, ölçülülüğü sürdürürler. Geleneksel tutuma göre, bir kızın erden olması gerekir. Buna karşın duygusal bağı olmadan çeşitli erkeklerle cinsel ilişki kuran kız duygusal yönden «güvenilmez» diye tanımlanıp kendine olanaklar sağlamak için cinselliğini kullanmakla suçlandırılırken, toplum genç erkeklere bu konuda tersini uygulayarak üstelik onları yüreklendirir. Son yıllarda görünüşte hoşa giden bir değişim olmuştur, ahlâk kurallarında hiç bir sapma olmadan daha açık bir cinsellik ortamı meydana gelmiştir.

Cinsel konulardaki görüşlerin önceleri daha katı olduğu Avustralya, İngiltere ve Birleşik Amerika'da sorumlu araştırmanların yaptığı çalışmalar her on kadından altısının evlenmeden önce cinsel birleşmelerde bulunmuş olduklarını gösteriyor, ancak bunların yarısında birleşme bir tek erkekle olmuştur. Psikiyatristler, gerek okşama, gerek birleşme tavrında dişi ve erkek arasında bir ayırım belirtiyorlar: kızlar, cinselliği, âşık olmanın bir uzantısı gibi görürken, erkekler birleşmeyi bir boşalma yolu, kendi gruplarında bir düzen simgesi, erkekliğin kanıtı olarak alıyorlar.

Muhakkak günümüzde cinsel birleşmenin zevkini alan ve bundan suçluluk duymayan kızların sayısı hızla artmaktadır. Bir kızın mutlaka bakire olmasını gerektiren koşullar artık etkisini kaybetmiştir. Erkekle kızlar arasında cinsel birleşme olanakları bugün daha büyüktür, cinsel organ hastalıklarına tutulma korkusu ve bir hamilelik durumunun getireceği utanç duygusu azalmıştır. Bir kız veya eşi olan erkek çeşitli insanlarla ilişki kuruyorlarsa zührevi hastalıklar hâlâ önemli bir tehlike sayılır. Özellikle şimdi, fazla miktarda antibiyotik ve karmaşık tedaviler gerektiren, direnç mikroplarının belirdiği bir devrede. Örneğin, geçen yüzyılda belsoğukluğu olayına öyle sık rastlanıyordu ki Dünya Sağlık Örgütü bugün dünya çapında bir salgın diye nitelendirmektedir. 15-25 yaşları arasında hastalığa yakalananların sayısı epey fazladır. Hastalık olayındaki artış tam cinsel konuların katılığını kaybettiği, açıldığı bir devreye rastlamıştır. Böylece zührevi hastalık kapmanın cinsel birleşmeyi engelleyen önemli bir engel olmadığı açıktır.

Hamilelik daha büyük bir tehlikedir ve kızı, ailesini, toplumu, ve özellikle gençleri düşündüren sonuçlardan biridir. Bu ortalama bir yaşta önemlidir; bir kız 17-19 yaşları arasında, ilk cinsel birleşmede bulunduğu zamanla ilk evliliği arasındaki süre aşağı yukarı bir yıldır. Örneğin, Avustralya'da ve İngiltere'deki bütün doğumların %8'i evlilik dışıdır ve kadınların en az %20'si evlilikten önce gebe kalmaktadır. Son grupta da hamilelik ya kürtajla ortadan kaldırılmaktadır veya zaman kaybetmeden evlilik yapılır. Her ikisi de gerilim yapma bakımından istenmeyen olaylardır. Birleşik Amerika'dan gelen bilgi, o ülkede de evlilik dışı gebeliklerin aynı oranda olduğunu belirtmektedir.

Törecilerin ve din adamlarının daha katı tutumları pek az şeyi değiştirebilir. Özellikle ortam, gazeteler, dergiler, sinema, radyo, TV ve internet cinselliğe bu denli önem verirken. Dişinin töreye uymayışının, mutsuzluğa, çelişkiye ve yenilgiye yol açtığını söyleyen eski halk inançları, yeni ilişkiler kapsamında yanlış sayılmaktadır. Erkeğe eşit çalışan, eğitilmiş kadınları bunun saçma bir iki yüzlülükten başka bir şey olmadığına inandırmak da mümkün değildir.

Tek cevap: kadının, cinsel birleşimden zevk almasının kınanmayacağı, zührevî hastalıklar ve gebe kalma sakıncasına karşı korunacağı bir toplum yaratma yolunda, baskısını kuvvetlendirmesidir. Delikanlının 'dikkatli olacağım', 'geri çekileceğim' veya 'hazırlıklı olacağım' demesi yeterli değildir. Avustralya'da yüz hamile kadın arasında yapılan bir araştırmada her beş kadından dördünün hamile kalmaktan korunmasını erkeğe bırakmış olduklarını ve bu yüzden de sonunda gebe kalmış olduklarını ortaya koymuştur.

Korunma biçimini genç kız kendi bulmalıdır. Çünkü cinselliğe olan apaçık tavrın kabul edilişi, sorumluluk duygusunun ortadan kalkması değildir. İstenilmeyen çocuk öylesine bir gerginlik yaratır ki, çift arasındaki ilişki bundan onulmayacak kadar zarar görür. Ya da kız çocuğunu doğurup başka bir aileye vermeye karar verir. Bu da peşinde sonsuz bir üzüntü devresi getiren gerilimli bir oluşumdur. Hamilelik bazı uygun önleyici yollarla önlenebilir ve bu çareler kadının denetimi altında olur. Ağızdan alınan önleyiciler (doğum kontrol hapı) vajina diyaframı, jöle veya rahim içine yerleştirilen önleyici spiral. Hangisinin seçilmesinin gerektiği, oldukça karışık etkenlere bağlıdır ve seçim için kız, aile doktoruna veya aile planlaması yapan bir kliniğe utanç duymadan başvurarak tavsiye alabilmelidir.

Geniş çapta bir cinsel eğitime, gittikçe artan bir gereksinim duyulması artık kabul edilmiş bir olaydır. İnsanların hâlâ kabul etmekte zorluk çektikleri şey, cinsel eğitimin, önleyici tedbirler ve zührevi hastalıklarla ilgili öğüt vermekten öte bir şey olmasıdır. Daha fazla baskı yaratan bir gerçek vardır; genç insanlara cinsel özgürlüğün uyuşmazlıklarını öğretme gereği. Eğer dinî yasakları ve ahlâkın geleneksel kurallarını yadsıyacaklarsa çok daha zor olan kişisel sorumluluk kavramını kabul zorundadırlar. Kadını ve erkeği beraber yaşamaya iten ilke kendileri için karar verebilecekleri bir şeydir. Fakat her ikisinin veya birinin çocuk bakımıyla ilgilenmesinin mümkün olacağı onaylandıktan sonra yeni bir hayat yaratmaya hakları vardır.

Yalnız başına çocuk yetiştirebileceklerini kanıtlayan kadınların sayısı gittikçe artmaktadır. Fakat bizim toplumumuzda bunu yapmayı düşünen kadının çok güçlü olması gerekir. Bu gücü kendilerinde bulan kadınlar övgümüzü kazanırlar. İstenmeyen çocuğu dünyaya getirip de ona bakamayan diğerlerinin de şefkat ve yardımımıza ihtiyaçları vardır. Fakat çok daha önemlisi, bütün kadınlar yalnız bir tek gerçek ahlâksızlık olduğu, onun da istenmeyen bir insanın dünyaya getirilmesi bilinciyle yetiştirilmelidirler.

Cinsel Birleşme (Çiftleşme)

ÇİFTLEŞME - (CİNSEL BİRLEŞME)

Erkek cinsel organının, bir dişinin vücuduna girişi çiftleşme ya da cinsel birleşme diye adlandırılır. "Çiftleşme" kelimesi Latince 'koito'dan gelmektedir. Ko = beraber, ire= gitmek. Yani beraber gitmek, beraber olmak anlamına gelir. Hıristiyan dini için 'çiftleşme, başlı başına çocuk meydana getirme sebebiyle yapılan bir birleşme olduğu halde, evli eşler arasında varolan aşkın bir belirtisi diye algılanmasına da izin verilmiştir. Bugün hamileliği önleyici yöntemlerin bulunması bu iki işlemi birbirinden ayırabilmektedir. Ve çiftleşme giderek cinsel gerilimden kurtulmak, ortak bir cinsel zevke varmak ve ortak sevgiyi belirtmek anlamında da kullanılmaktadır.

çiftleşme nedir cinsel birleşme nedir seks yapmak sevişmek

Başlıca sorun, kadının, özellikle erdense (bakire), cinsel uyanışı için çok daha uzun zamanı gerektirmesidir. Bu nedenle, erkeğin penisini dişinin vajinasına sokmadan önce epey zaman harcaması gerekmektedir. Sarılmak gibi bedensel temas, göğüslerin okşanması, karına ve kalçaların iç kısmına hafif hafif dokunuşlar ve klitorisi, vulvayı okşamak için gezinen eller ağır ağır kadını verici bir düşünce düzeyine getirecektir. Bu durum da vulvanın tam içindeki bezlerin salgılarının artmasıyla görülür, sonunda, vajinanın gerisi ıslaklaşır. Bu salgılar aynı zamanda penisin, vajinaya girmesini kolaylaştıran kayganlığı sağiar. Erkek prezervatif kullanmaya karar verdiyse, bu kayganlığı elde edebilmek için özel bir krem (bu krem tüp içinde, eczanelerde satılmaktadır) kullanmalıdır, çünkü ilk çiftleşme acı verici olabilir.

Çiftleşme için hazırlıklı olmayan bir kadına karşı yapılan zorlayıcı kaba atılımların duygusal sakıncaları abartılmıştır. Fakat böyle durumlarda duygusuz bir adam tarafından yapılan ilk yaralayıcı birleşme, kadında huysuzluk yaratabilir ve aralarındaki duygusal ilişkiden başka aşk bu durumu düzeltemediği için cinsel ilişki de bozulur. Özetle tüm bir cinsel uyuma varabilmek zamanı gerektirir.

Kız bir kere heyecanlandıktan sonra, erkek penisini yumuşaklıkla idare ederek kızlık zarının üstüne getirmeli ve vulvadaki tüylerden hiç birinin araya girmemesine dikkat etmelidir. Eğer kız erkeği üzerine alıp bacakları açık, dizleri bükülü, sırt üstü yatarsa penis daha kolaylıkla idare edilebilir. Bu pozisyonda erkek kadının üstündeyken ağır ağır ve hafifçe penisini vajinaya sokar, sonra da geri çeker. Aynı hareket tekrarlanır ve her seferinde penisi biraz daha içeri iter. Vajinayı çevreleyen kasların açılması ve zarın gerilmesi için gereken zamanı yavaş yavaş hareket ederek sağlamaktadır. Ağır hareket ederse az zaman sonra vajinanın penisi bütünüyle içine aldığını görecektir. Ayni işlemi acele yapmaya kalkarsa kadına acı verecek, bu acı da kasları gererek daha fazla acıya sebep olacaktır. Fakat yumuşak bir girişle çiftleşme doğal gidişini devam ettirir, penis vajinanın derinliklerine girer ve öne doğru yapılan itme hareketi erkeğin boşalmasını sağlar. Sperma'nın bırakılışından sonra penisin ucu çok duyarlı olur ve sertlik azalmaya başlar. Duyarlılık yalnız birkaç dakika sürer, fakat bu süreç sonunda erkek eşinin üstünde rahatlamış olarak yatacaktır.

Bu sırada kadın da bir boşalıma ulaşabilir, fakat bu pek olağan değildir. Dişideki cinsel gerilimi dağıtmak için erkeğin parmaklarıyla klitorisi yavaş yavaş okşaması kadını boşalıma götürür. Cinsel birleşim çiftin istediği kadar tekrarlanır, bir kadının önceki birleşimlerden acı duyup duymadığına bağlıdır. Fakat ilk birleşmeden sonra, erkek penisin daha rahat hareket ettiğini ve vajinanın etrafındaki kasların hemen gevşediğini fark edecektir. Cinsel beraberlikler artık uyum kazanmaya başlamıştır. Bu uyuma erişmek, heyecanlanması daha güç ve erden olması daha mümkün kız için hayli zor olduğundan erkeğin sabırlı, şefkatli ve dikkatli olması gerekir.

Cinselliğin Evliliğe Etkileri

Bir müzikholde şarkı devam eder; «Kadınlar hem şöyle, hem böyle erkeklerden hoşlanırda neden benden hoşlanmazlar.»

Bu, aslında toplumumuzda iki insanın aşık olup evlenmelerinin nedeniyle ilgili bilgimizin özetlenmiş şeklidir. Birçok toplumda aşk, evliliğin nedeni değildir. Örneğin Hindistan'da evlilikler aile tarafından hazırlanır, geleneksel olarak birkaç köy, damadın bulunduğu köye gelin adayları götürür ve bunların arasından aile seçimini yapar. Damat gelini evlilikten önce görmez. Bu tür evliliklerin gayet iyi yürüdüğü görülmektedir. Her biri görevlerini ve sorumluluklarını bilir ve yaşamın cinsel yanı da, bu tür evliliklerde sınırlandırılmıştır. Fakat bizim toplumumuzda, beraber yaşayacakları, çocuklarını beraber yetiştirecekleri, birbirlerine dayanak olacakları konularda ilgili kararları erkekle kadın birlikte alırlar. Değişik, apayrı ortamları, eğitimi, deneyi, sevgileri, nefretleri, görüşleri ve her birinin kişisel yapısı düşünülürse bu iş hiç de kolay bir iş değildir. Aslında eş seçiminin sınırlı olduğunu gösteren çalışmalar yapılmıştır. İçlerinden birinin seçildiği "elverişli zevceler kadrosu" genellikle ırk, sosyal sınıf, yaş, eğitim derecesi, yaşadığı yer, adayın dini göz önünde tutularak meydana gelmiştir. Birkaç çiftin beklenen sınırlar ötesine geçip ayrı sınıf veya ırklarda başarılı evlilikler yaptığı görülmüştür, fakat bünyesinde birçok ırkı barındıran toplumlarda bile, örneğin, Malaysiya'da ve Fiji'de ırklar arası evlilikler olağan değildir.

evlilikte cinsel hayat cinselliğin evliliğe etkileri uygun eş seçimi evlilik

"Sosyal etken" kadar önemli, pek anlaşılamamış başka bir tamamlayıcı "gereksinim etkeni" vardır. Bu etken her birey için az çok özeldir ve genellikle kendi bilinçleri dışında, aşık olmaları gereken adamı seçerler. Birine annelik etmek gereğini duyan kadın, belirli bir sorunu olan erkeği seçebilir ve annelik gereksinimini o kişiye bakarak, sorununu yenmesine yardım ederek doyurur. Saldırgan bir erkek, hiç bir karşılık görmeden saldırganlık istemini doyurabileceği sessiz ve korkak bir kadın seçebilir. Bunlar çok aşırı örneklerdir ve gerçekte olay, daha çok evliliklerin mantıksal değil de duygusal nedenlerle yapılmasından ötürü bütünüyle anlaşılamamıştır. Bu evliliklerde tamamlayıcı gereksinim etkeninin rol oynadığı belirtilmiştir. Fazla cinsel güce sahip bir erkek, cinsel bakımdan zayıf veya evlilik öncesi birleşmeyi doğru bulmayan bir ortamda yetiştirildiği için cinsel ilişkiyi kabul etmeyen bir kızı çekici bulabilir. Erkeğin evliliği, isteyişindeki tek önemli neden kızın evlilik öncesi cinsel birleşmeye yanaşmayışı olabilir. Bu arada o erkeğin başka birçok kızlarla cinsel ilişkileri olmuştur. Fakat yetiştiği ortam, onu erdenliğe önem vermeye ittiği için, beraber olduğu kızlardan biri daha uygun bir eş olabileceği halde hiç biriyle evlenmeyi hatırına getirmez.

Toplumumuzda cinsel uyum evliliği devam ettirecek bir etkendir, ama birçok nedenden ancak biridir. Evlilikte eğer eşlerden biri cinsel ilişkinin utanç verici ya da kirli bir olay olduğuna inandırılmışsa ve onun çiftlere ortak zevk veren bir olgu değil de, kadının gayet edilgin olarak dayanması, çekmesi gerekli bir şey olduğunu sanırsa, sorunlar baş gösterecektir.

Açıkça, çiftler cinsel eğitim görmüşlerse uyumsuzluk ortadan kalkmayacak, ancak sorunlar azalacaktır. Tabiî, cinsellik bilgisi, kocası alkolik ya da çapkın bir kadım daha mutlu kılmayacaktır. Eğer erkek kaba, duygusal yönden sağlıksız veya bütünüyle bencilse, cinsiyet bilgisi bile evliliğin devamını da sağlamayacaktır. Fakat bir şahıs tarafından diğerinin kişiliğini bozacak herhangi bir atılım, yasal olmasa da, insanlığa karşı bir suçtur; özellikle eğer iki insan uzun süredir yakın bir ilişkideyse. Kişiliğin cinsel yönü önemli olduğu için cinsel uyum da devamlı bir evlilik için o derece önemlidir ki, 'evlilik güçleştirilmeli, boşanma kolaylaştırılmalıdır'.











Evlilik Öncesi Cinsel İlişki

Evlenmeden Önce Cinsel Birleşme

Günümüzde politik konular dışında en sık yapılan tartışmalardan biri, gençlerin evlilik öncesi cinsel birleşmede bulunup, bulunmamasıdır. Bu konunun büyütüldüğü kadar önemli olduğuna inanmıyorum. Cinsel birleşmeyi, yani penisin vajine girmesini, ne yeryüzündeki bütün kötülükleri ortadan kaldıracak, ne de çökmesine yol açacak kadar olağanüstü bir olay olarak görmüyorum. Bana göre çok daha önemli bir konu, iki insanın birbiri ile nasıl bir ilişki kuracakları ve cinsel uyumu nasıl yapacaklarıdır.

evlenmeden önce seks yapmak flört etmek evlilik öncesi ilişkiye girmek evlenmeden önce cinsel ilişki kurmak

Gariptir ama, insanlar, evlilik öncesi cinsel ilişki, cinsel münasebet veya birisiyle yatmaktan bahsettikleri zaman genellikle cinsel birleşmeyi kastederler. Halbuki, cinsel birleşme olmadan da evlilikten önce cinsel ilişkiye girmek veya birisi ile yatmak mümkündür.

Cinsel birleşme ve manası konusunda genç kız ve delikanlıların tutumları değişiktir. Birçok erkek için bu bir işi başarmak; zafer, kızı arzularına boyun eğdirme, onları yücelten, övünülecek bir olaydır. Kızların çoğu buna katılmaz. Olayı, erkeğin kendini başarmış sayması için izin verme, teslimiyet olarak görürler. Eskiden kadın ve erkek arasındaki bu fark o kadar belirgindir ki, genç kızın sadece uzanıp, erkek ne yaparsa yapsın ona razı olması beklenirdi. Günümüzde bu böyle değil tabiki. Şimdi genç kız cinsel birleşme sırasında erkekle eşittir, o da zevk alır, cinsel ilişkiye faal olarak katılır, hatta isterse bu konuda atılgan bile olabilir. Bu oldukça yeni eşitliğe rağmen cinsel birleşmenin kızlar için hala daha farklı bir anlam taşıdığı doğrudur. Bu fark, fizyolojik olarak dişinin içine girilen, erkeğin de giren olmasının doğurduğu psikolojik etkilerden kaynaklanabilir.

Bir genç kız, cinsel birleşme konusunda karar vermesi gereken bir noktaya gelirse, duyguları onu bütün alternatifleri göremeden alabileceği bir karara sürüklemeden evvel, konuyu serinkanlılıkla olumlu ve olumsuz bütün noktaları göz önüne alarak, enine boyuna düşünmelidir.

Bir genç kızın evlilik öncesi cinsel birleşmeye taraftar olma nedenlerini şöyle sıralayabiliriz:

1. Çok açık olarak görülmesine rağmen, birçok kimse, bir bebeğe sahip olma arzusu dışında, özellikle çok zevkli, heyecanlı ve uyarıcı bir tecrübe olması nedeni ile cinsel birleşmede bulunulduğunu anlamaz. Cinsel birleşmede bulunma isteğini anlamak, spor yapmak, dans etmek gibi insana zevk veren şeyleri yapma isteğini anlamaktan daha zor olmamalı.

Ne yazık ki, bu basit ve açık nedeni, cinsel birleşmenin doğuracağı kuvvetli suçluluk duygusu ile bu zevkin yok olabileceğini düşünerek değerlendirmeliyiz. Genç kızlar, özellikle romantik olanlar, denemeden evvel cinsel birleşmeyi göklere çıkartmaktan sakınmalıdır. Filmlerde gördükleri, okudukları, kendilerinden büyük kızlardan duydukları herşey onları, cinsel birleşmenin, insanın duyabileceği en son doyum, tarif edilemez bir şey olduğuna inanmaya teşvik eder. Denedikten sonra ise, dünyanın durmadığını veya Hemingway'ın "Çanlar Kimin İçin Çalıyor" adlı romanında dediği gibi dünyanın sarsılmadığını görüp hayal kırıklığına uğrarlar. Çalınan zillerin sesi diğer sesleri bastırmayabilir, parıldayan havai fişekler içindeki geceyi aydınlatamaz. Bu tecrübenin verebileceğinden çok, çok fazlasını beklemiş oldukları için büyük bir hayal kırıklığına uğrayıp, "Bütün hepsi bu mu? Bu kadar yaygara bunun için mi?" diye sorarlar. Genç kıza hissettikleri, kendi kendini tatmin sırasında duyduğu hislerin aynı, belki ikinci bir kişinin varlığından dolayı biraz daha şiddetlenmiş gibi gelir.

Beklentilerinden biraz daha makul olan genç kızlar için cinsel birleşmeyi zevkli bulma olasılığının artacağı açıktır. Toplum ve özellikle ana baba evlilikten evvel cinsel birleşmeye karşı o kadar hoşgörüsüz ve serttir ki, bakire olan pek çok kız sırf yasaklandığı için inanılmaz derecede güzel bir şey olduğu fikrine kapılırlar. Cinsel birleşme pek çok insanın yaşamında önemli ve kalıcı bir rol oynar, bu yüzden başlangıçta bu olayı gerçek yerine oturtmak akıllıca bir tutumdur.

2. Belirttiğim gibi evlilik öncesi cinsel birleşme evliliğe hazırlayıcı bir deneyimdir. Bu deneyimden geçmiş olanlar, başka bir kimse ile beraber yaşamayı, Bernard Shavv'ın "evliliğin korkunç teklifsizliği" olarak adlandırdığı yaşam biçimini öğrenme yolunda ders almışlardır. Cinsel birleşme doğru tekniklerle yapılmış ve anlamlı sağlam bir ilişkinin parçası ise ve her iki insan da hiçbir korku ve suçluluk hissi taşımıyorsa bu deneyim olumlu olabilir. Ancak, yapılan yanlışlar da evliliğe aktarılabilir. Tenis oynamayı öğrenirken olduğu gibi, ilk gerçek maçınızda ağın karşısındaki rakibinize bakarken temel bilgileri doğru dürüst öğrenmemiş olduğunuzu fark etmeye benzer biraz.

3. Evlilik öncesi cinsel birleşme için bir diğer neden, kendi kendini tatminin aksine, bir başka insanla etkileşmeye girmektir ve sonuç olarak herkesin öğrenmesi gereken, başkaları ile birlikte yaşamayı öğrenmektir. İşte bu yüzden cinsel birleşmenin bir alma ve verme olayı olması çok önemlidir. Evlendikten sonra evlilik öncesi cinsel birleşmede bulunmadığına pişman olan pek çok genç kız vardır, çünkü evlendikten sonra bunun ne kadar uzun ve yavaş bir öğrenme süreci olduğunu farkederler. Bazen cinsel bakımdan kocaları ile uyuşamadıklannı anlarlar ama çok geç olmuştur.

4. Cinsel birleşme genç kızın evlenmeyi beklediği erkekle olmuşsa genç kızın ve tabii genç erkeğin birbirleri ile yıllarca aynı yatağı paylaşmaktan hoşlanacakları kanısına varmaları için en iyi yoldur. Bir genç kız, birçok evlilikte eşlerin cinsiyet dışında pek çok konuda uygun olduğunu ve evlendikten sonra bunu anlamanın sadece sorun yaratacağını hiçbir zaman unutmamalıdır. Önceden durum anlamak için yapılan bir deneme adil olmalıdır. Çok rahat bir ortamda yapılmalıdır. Suçluluk duygulan içinde, gizli ve çabucak yapılan bir cinsel birleşme evliliğe hiç benzemediği için sağlam ve güvenilir bir deneme olamaz.

5. Bazı insanlar gençken daha kolay öğrenir. îlk başından beri öğrenilenler doğru ise evlilikte cinsel uyuma çok daha kolay erişilir.

6. Bazı genç kızlar ise, bütün diğer arkadaşları yaptığı için, eğer yapmazsa guruptaki itibarını kaybedeceğinden korktukları için cinsel birleşmeye karar verirler. Bu kuvvetli bir baskıdır ve pek de olumlu olduğu söylenemez. Olumsuz noktalan belirtirken bu konuya değineceğim.

Evlenmeden Önce Cinsel Birleşmeye Karşıt Görüşler Nelerdir?

1. İlk ve en belirgini gebelik tehlikesidir. Doğum kontrol haplarının kullanıldığı günümüzde tehlikenin büyük bir kısmı ortadan kalkmıştır, ancak genç ve gelişme çağındaki kızların bu fırsattan faydalanma şansları az olduğu için gebelik gerçek bir tehlikedir. Gebeliği önleyici tedbirler doğru yapıldığı zaman gebelik olasılığının hemen hemen ortadan kalktığını belirtmeliyim.

2. Diğer bir tehlike cinsel yolla bulaşan hastalıklardır. Modern ilaçlarla bu tehlikenin azaldığını ve birçok zührevi hastalığın erken teşhis edildiği zaman ilaçla doktor tarafından tedavi edilebildiğini ifade etmeliyim.

3. Evlilik öncesi cinsel birleşme bazen zoraki evlilikle sonuçlanır ve evliliğe hiçte iyi bir başlangıç değildir. Belki bazıları nasıl olsa evleneceklerdir ama çoğu kez evliliğe itilmiş kız veya erkek evliliği yürütmekte zorlanır ve bu evliliklerin başarı yüzdesi çok düşüktür.

4. Kanımca evlilik öncesi cinsel birleşmede bulunmamak için en önemli neden suçluluk duygusudur. Çünkü suç veya suçluluk kavramı varsa muhakkak birine zararı dokunacaktır. Suç, herkesin olaya karşı tutumu ile belirlenir. Eşlerden biri veya ikisi birden yaptıklarından dolayı suçluluk duyacak veya sonradan vicdanı rahatsız olacaksa cinsel birleşmeye kalkışmamak daha doğru olur.

5. Genç kızlar cinsel birleşmeden sonra erkeğin gözünde değerlerini kaybedeceklerinden korkarlar ve çoğu kez gerçekten böyle olduğu şüphe götürmez. Genç kız karşısındaki delikanlının ona bir insan olarak değer verdiğine, sadece vücudunun bir parçası ile ilgilenmediğine dair inancının gerçek olup olmadığını kendisine sormalıdır.

6. Evlilik öncesi cinsel birleşmenin az rastlanan bir tehlikesi suçluluk duygularının evlendikten sonra tekrar canlanmasıdır. Evlilikten evvel cinsel birleşme fazla yapılmışsa bunun olasılığı azdır.

7. Evlilik öncesi cinsel birleşmedeki suçluluk duygusu yakalananların başına nelerin geleceği korkusundan kaynaklanır. En kötü olasılık, okul, anne-baba, polis ve hattâ arkadaşları tarafından aşağılanmaktır. Genellikle yakalanmazlar ama yakalansalar bile neler hissedecekleri onları yakalayana çok bağlıdır. En kötüsü, doğal olarak, bu işe tamamen karşıt anne-babaların durumu farketmesidir. Kendi yaşlarında birine veya arkadaşlarına yakalanırlarsa en fazla biraz sıkılıp, mahçup olurlar.

Ne kazanıp ne kaybedeceğini iyice düşünüp cinsel birleşmeye karar vermiş sorumlu bir çiftin neleri göze aldıklarını bilmeleri zorunludur. Tıpkı, tehlikesiz araba kullanmasını öğrenmek gibi, bu konuda da gerçekçi bir tutumla tehlikeleri en aza indirmelidir.

8. Evlilik öncesi cinsel birleşmede hakiki bir tehlike ilişkinin fiziksel yönünün abartılması olasılığıdır. Bu olasılık varsa, genç kızın cinsel birleşmeye karar vermemesi daha uygundur. Cinsel birleşme kendi başına bir denemeden çok iki kişi arasında sağlıklı bir ilişkinin parçası olduğu için değerlidir. Bir kız, erkeğin, sağlam bir ilişki yerine boşalabilmek için kendisini istediğini düşünüyorsa, karşısında bir arkadaş değil ancak cinsel bir eş bulacaktır.

9. Pek çok kimse, özellikle delikanlılardan daha ziyade genç kızlar evlilik öncesi cinsel birleşmeyi ahlâki açıdan yanlış olarak kabul ederler. Geçmişte, genç kızlar için ahlaksızlık kabul edilip, delikanlıların davranışına göz kırpılırdı. "erkeğin yüzünün akı, kızın alnının karası" deyimi buradan gelir. Ancak, günümüzdeki eşitlik kavramı, genç kızların diğer konularda olduğu gibi burada da eşit fırsat ve sorumluluk taşıdığı anlamına gelir. Kız için ahlak açısından yanlış olan bir şey erkek için de yanlış olmalıdır.

En sonunda, evlilik öncesi cinsel birleşme sorunu genç kızın bu konuda ne hissettiğine dayanıp kalıyor. Bir kız bunun yanlış olduğuna inanıyorsa, olumlu olarak sıraladığım noktaların hiçbir tesiri olamaz. Yanlış bir şey olmadığını düşünüyorsa, zamanı, yeri ve seçeceği eş konusunda dikkatle düşünme sorumluluğu yine onundur. Cinsel dürtüler çok kuvvetli olduğu için, bir genç kızın iyiyi ve kötüyü ayırt edemeden, eşinin tutumundan emin olmadan bu işe sürüklenme tehlikesi her zaman vardır.