Psikiyatri-Psikoloji etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Psikiyatri-Psikoloji etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Anksiyete Bozukluğu

Anksiyete bozukluğu nedir?

Anksiyete bozukluğunu anla­mak için halk arasın­da da terim olarak kulağa yakın gelen  anksiyete kelimesi­ni anla­mak gerekmektedir­. Anksiyete kısaca tehlikeli bir uyarana karşı duyulan huzursuzluktur. Türkçeye endişe, kaygı ve bunaltı olarak çevrilmiş olan bu terim halk arasın­da huzursuzluk, sıkıntı, korku, tedirginlik olarak da tanımlanabilmektedir­. İnsanlığın doğuşun­dan bu yana var olan bu duygu aslın­da tehlikeye karşı bedenin ve beynin verdiği doğal bir tepkidir­. Ayrıca normal anksiyete, biraz gerekli ve kişiyi motive edici bir ruh halidir­. Herkes hayatın­da en  az bir kere anksiyete hissetmektedir­.

anksiyete bozukluğu nedir

Ancak ne zaman ki anksiyete yoğun, sürekli ve kişiyi rahatsız eden  bir hal alır, o zaman anksiyetenin bir hastalığa dönüşme­si olasıdır­. Anksiyete deformitesi (bozukluğu) tanısı koyabilmemiz için aşağıdaki durumların oluşma­sı gerekmektedir;

* Kişi­nin mesleki ve ailevi yaşantısını etkilemeye başlamışsa
* Kişilerarası ilişkilerinde zorluklar oluşturuyorsa
* Gün içinde çok sık karşısına çıkıyor ve gününün büyük bir bölümünü kapsıyorsa
* Bu duygulanımını kontrol edemiyor ve başa çıkamıyorsa
* En az 6 aydır bu durumu yaşıyorsa
Anksiyete deformiteleri (bozuklukları) neden  ayrı bir psikiyatrik gruptur?

Anksiyete bozuklukları­nın ayrı bir psikiyatrik hastalık grubu olması­nın temel nedeni içinde barındırdıkları ortak semptomlardır­. Tüm anksiyete bozuklukların­da aşağıdaki belirtiler gözükmektedir­. Bu belirtileri fizyolojik ve psikolojik-algısal olarak iki grupta inceleyebiliriz.

Fizyolojik semptomlar:

İshal, başdönmesi, sersemlik, terleme, reflekslerde artma, hipertansiyon, çarpıntı, puliller genişleme (gözbebekleri­nin genişlemesi), senkop, taşikardi, kol ve bacaklar­da yanma, titreme, midede rahatsızlık, sık idrara çıkma.

Psikolojik & algısal semptomlar:
Huzursuzluk/tedirginlik, korku, algıda karışıklık, öğrenmede zorluk, konsantrasyon eksikliği, kişilerin algılanma­sı ve olayların adlandırılmasın­da sorunlar, hatırlayamama.

Anksiyeteli bireyler korku oluşturan durumları haklı çıkarma çabaları ile çevrelerinde belli şeyleri seçme ve diğerleri­ni göz ardı etme eğilimi gösterirler. Hatalı bir şekil­de korkularını haklı çıkarırlarsa, seçtikleri cevap ile anksiyeteleri­ni arttırırlar. Seçtikleri düşünce ile kendileri­ni rahatlata­bilirlerse, anksiyeteyi azalta­bilir veya gerekli önlemin alınmasın­da yetersiz ola­bilirler.

Tüm bu ortak özellikler anksiyete bozukluklarını ayrı bir psikiyatrik grup olarak karşımıza çıkarmakta ve bu deformiteleri (bozuklukları) 7 grupta incelemektedir:

Agorafobi, sosyal fobi, Özgül fobi, Travma sonrası stres bozukluğu, Akut stres bozukluğu, Yaygın anksiyete bozukluğu, Genel tıbbi bir duruma bağlı anksiyete bozukluğu, Başka türlü adlandırılamayan anksiyete bozukluğu, Obsesif-kompulsif bozukluk.

Wikipedia'dan:

Anksiyete bozukluğu ya da kaygı bozukluğu bireyin işlevselliği­ni olumsuz şekil­de etkileyen  çeşitli korku, kaygı veya anksiyete bozukluklarına verilen  genel kapsamlı bir addır[1] Bu tip bozuklukların toplumun % 18'i­ni etkilediğine inanılmaktadır[2].
Konu başlıkları:
1. Tanısı
2. Çeşitleri
3. Tedavisi
4. Kaynakça

Tanısı:
Anksiyete aslın­da herkesin bazı zamanlar hissettiği normal ve yaygın bir duygudur. Anksiyete fakat bireyin günlük hayatındaki işlevselliği­ni olumsuz şekil­de etkilemeye başladığı zaman sorun olarak kabul edilir­. Anksiyetenin tanısı için aşağıdaki ölçütler kullanılablir­.

Kişi­nin anksiyeteden  dolayı meslek ve aile yaşamın­da güçlüklerle karşılaşması.
Arkadaş, komşu, tanıdık ve aile üyeleri ile olan ilişkilerde sorunlara yol açması.
Günün büyük bir bölümünde bireyin aklını meşgul etmesi.
Kişi­nin korku ve kaygılarını kontrol altın­da bulundurmakta güçlük çekmesi.
Bu durumun en  az 6 aydır devam etmekte olması.

Çeşitleri:
Anksiyete birden  fazla biçimde ortaya çıkabilmektedir­. Bunlar­dan bazısı şunlardır[3]:
Panik deformitesi (bozukluğu) ve agorafobi
Yaygın anksiyete bozukluğu
Özgül fobi
Sosyal fobi ya da sosyal anksiyete deformitesi (bozukluğu) (aşırı çekingenlik)
Obsesif kompulsif bozukluk
Posttravmatik (travma sonrası) stres bozukluğu

Tedavisi:

Anksiyete deformiteleri (bozuklukları) ilaç tedavisi veya psikoterapi ile tedavi edilirler. Kullanılan ilaçlar arasın­da sertralin, sitalopram, fluoksetin, paroksetin ve fluvoksamin gibi selektif serotonin gerialım inhibitörleri veya alprazolam, clonazepam ve diazepam gibi anksiyolitik ilaçlar vardır­. Anksiyete için en  yaygın kullanılan psikoterapi yöntemi kognitif ve davranış terapisidir[4].

Kaynakça:
* pandost.com
* Alman Hasadetsi - Psikiyatri Bölümü
* Prevalence, Severity, and Comorbidity of 12-Month DSM-IV Disorders in the National Comorbidity Survey Replication, Ronald C. Kessler, PhD; Wai Tat Chiu, AM; Olga Demler, MA, MS; Ellen  E. Walters, MS, Arch Gen  Psychiatry. 2005;62:617-62
* Anksiyete (Bunaltı) Bozuklukları, Ahmet Çelikkol
* Kognitif ve Davranış Terapileri Derneği

Manik Depresif Nedir? Manik Depresyon Hakkında Bilgi

Manik Depresif Nedir, Manik Depresyon Hastalığı

Manik-depresif hastalık bipolar bozukluğun en ağır şeklidir. Duygudurumda, enerji düzeyinde ve uyku gereksiniminde büyük dalgalanmalar olmasıyla be lirlidir.

Manik dönem genellikle hızlı gelişir, sıklıkla birkaç günde, bazı durumlarda da, birkaç saatte. Her takip eden atakta ortaya çıkış daha da hızlıdır. Atak tipik olarak 4-12 ay sürer. Manik dönemin başlangıcında, kişi kendini dünyanın te pesinde hisseder, coşkulu ve kendine çok fazla güvenlidir. Daha enerjiktir, uyku gereksinimi azalmıştır ve bir süre için oldukça üretken olabilir. Düşünceler bir­biriyle yansır ve kişi bir sürü düşünce ve planla doludur. Konuşma hızlanır. Manik dönem sürdükçe, kişi giderek daha heyecanlı, sinirli ve sonunda sal dırgan ve patlayıcı bir hale gelir. Düşünceler düzensizleşir. Sonunda kişide bü yüklük (grandiyöz) ve şüphe (paranoid) sannları ortaya çıkabilir. Kendisinin İsa Peygamber olduğuna ya da mafyanın onun peşinde olduğuna inanabilir.

Bipolar depresif dönem sıklıkla haftalar içinde gelişir. Hastalar ka­rakteristik olarak çok yorgun ve isteksiz hale gelirler ve çok uyuma eği limindedirler. Sanki kolları ve bacakları kurşundan yapılmışçasına kendilerini ağır hissetmekten yakınırlar. Depresyon dönemleri genellikle manik dö nemlerden daha uzun sürer.

Bipolar II bozukluğunda, kişide majör depresyon dönemleri hipomani ola rak adlandırılan daha hafif manik dönemlerle biraradadır. Siklotimi olarak ad landırılan hafif bipolar bozukluğu olan bir kişide, göreceli olarak hafif ama yine de sorun yaratan duygudurum dalgalanmaları vardır. Başkaları tarafından huysuz veya zor biri olarak değerlendirilir. Distimide olduğu gibi, bi polar 11 ya da siklotimisi olan bir kişiye ruh sağlığı uzmanları tarafından sık­lıkla, kişilik bozukluğu diye yanlış tanı konur.

Bipolar bozukluklar aslında unipolar bozukluklardan daha seyrek gö rüldüğü kabul edilir. Ancak bipolar ll'li ve bipolar l'li hastalan toplarsanız oran 2/3 unipolar, 1/3 bipolar şeklindedir. Bazı araştırmacılar bipolar has talıkların (bipolar 1, bipolar 11, siklotimi) toplam sıklığının unipolar bozukluklarınkine eşit olduğunu söyler.

Depresyona ve diğer duygudurum bozukluklarına ne neden olur? Depresyon ortaya çıkmasında pek çok etkenin rol oynadığı karmaşık bir has talık olmasına karşın, güncel bilimsel kanıtlar temel sorunun kalıtımsal ve bi yolojik olduğunu işaret etmektedir. Problemin kesin doğası hakkında emin değiliz, ancak depresyon ve bipolar bozukluğun beyinin biyokimyasındaki bir bozukluğa bağlı olduğu açıktır ve muhtemelen hormonal ve bağışıklık sis temlerinin işleyişlerinde de böyle bir şey söz konusudur.

Bu anlamda, bunlar akıl hastalıkları (bir zihin hastalığı) değil fakat bey nin bedensel hastalığıdır. Duygudurum bozukluklarındaki biyokimyasal so runları daha iyi anladıkça akıl hastalığı terimi sonunda kullanım dışı ka lacaktır.
Depresyondaki kalıtım ve biyokimya ile ilgili bilimsel kanıtlar birkaç kay naktan gelmektedir:

Tek Yumurta İkizi Çalışmaları Bunlar, tek yumurta ikizlerinin (aynı genetik yapıya sahip) birbirinden ayrı büyütüldüklerinde, birisinde klinik bir dep resyon ortaya çıktığında diğer ikizde de depresyon çıkma olasılığının te sadüfen olabilecekten daha yüksek olduğunu göstermiştir. Evlât Edinme Çalışmaları Depresyonlu anababalara ya da akrabalara sahip bireylerin depresyonu olmayan ebeveynlerce evlât edilip yetiştirildikleri du rumlarda, depresyona yakalanma sıklıkları tesadüfen olabilecekten daha fazladır.

Biyokimyasal Çalışmalar Depresyonlu bireylerin beyin biyokimyalarında bazı benzer anormallikler vardır.

Beyin Görüntüleme Çalışmaları Çok sayıdaki depresyonlu kişinin beyin me tabolizmalarının resimleri arasında bazı benzerlikler vardır. (Görüntüleme tek nikleri muhtemelen tek bir hastaya tanı koymada yardımcı olabilmektedir.)

İlaca Yanıt Çalışmaları Depresyon belirtileri olan kişilerin büyük çoğunluğu, beyinde belli bir biyokimyasal dengesizliği düzelttiğine inanılan ilaçlara yanıt verir.

Bu, bireyin yetiştirildiği ortamın ya da daha sonraki kötü yaşam ko­şullarının duygudurum bozukluklarında hiçbir rolünün olmadığı anlamına gel mez. Son zamanlardaki düşünce depresyondaki genetik ve biyokimyasal işlev bozukluğunun depresyonlu kişinin yetiştiği ailedeki sorunları da kapsayan yaşam olayları tarafından tetiklendiği şeklindedir. Genetik olarak depresyona yatkınlığı olan bir kişi kendisine kötü davranan alkolik anababalar tarafından yetiştirildiyse, bu kişinin yine yatkınlığı olan ama daha düzenli bir evde ye tişen bir kişiye göre depresyona yakalanma olasılığı daha fazladır.

Depresyonu olan bir kişi çektiği duygusal acı için genellikle iyi nedenler bulabilir. Duygudurumuyla ilgili sorunları açıklamak için berbat bir çocukluk döneminden ya da şu andaki sorunlarından söz edebilir. Fakat bu nedenler, tek başına, sıklıkla birinin kendini çökkün hissederken nasıl depresyona özgü pek çok belirtinin ortaya çıktığını açıklamaz. Pek çok insan çok acı veren, her türden travmayı yaşayabilirler ancak bu depresif hastalığın belirtileriyle sonuçlanmaz.

Bundan sonra hastalanacak herkes şunu aklında tutmalıdır, depresif has talık bir kez ortaya çıktı mı onu tetikleyebilecek olaylardan bağımsız olarak kendine ait bir yaşam oluşturabilir. Depresif hastalık olumsuz olaylar so nucunda ortaya çıkmış bile olsa bunun düzeltilmesi için tıbbi tedaviye ge reksinim vardır.