doğum sonrası etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
doğum sonrası etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Doğum Sonrası Kanama Ne Kadar Sürer?

Doğum Sonrası Kanama Ne Kadar Sürer?

Lohusanın(yeni doğum yapmış annenin) doğumdan sonraki 6-8 hafta içerisinde jinekolojik bir muayeneden geçmesi gerekir. Bu muayene cinsel organlar, karın ve göğüsleri içine alır. Özellikle gebelik sırasında büyük değişim gösteren rahmin, normal haline dönüp dönmediği araştırılır. Doğum kesileri de muayene edilerek yaranın ve yara izinin hakkında fikir edinilir.

Loşi adı verilen lohusalık akıntısı doğumun ilk saatlerinde başlar ve miktarı giderek azalır. İlk zamanlar kırmızı kan görüntüsü olarak görülen loşi giderek rengi açılır ve sonrasında tamamen kaybolur. Lohusalık akıntısının doğumdan sonraki 5. haftaya girildiğinde, özellikle kanla karışık olarak devam etmesi normal sayılmaz. Bu gibi durumlarda çoğu kez rahimde parça kalışı, iltihaplanma gibi patolojik bir olay akıntı ya da kanamaya neden olur. Anormal devam eden doğum sonrası kanamalarda kanamayla birlikte ağrı, kasılma gibi durumların yanı sıra kanamanın miktarında artış gibi durumlar görülür. Böyle bir durumda anne zaten bunun normal bir kanama olmadığını fark edecektir. Bu tür bir kanamada derhal doktora gidilmelidir.

Doğum sonu muayene esnasında da hekim emzirme, gebelikten korunma ve diğer konularda lohusanın merak ve endişelerini giderici bilgiler vermeli, ona yardımcı olmalıdır.

İlgili aramalar: lohusalık akıntısı ne zaman kesilir? lohusalık kanı ne zaman durur? doğum sonrası kanama en fazla ne kadar sürer

Doğumdan Sonra Adet Ne Zaman Başlar?

DOĞUM SONRASI ADET NE ZAMAN GÖRÜLÜR?

Doğum yapan her kadın doğumdan sonra adet ne zaman başlar sorusunun cevabını merak eder. Doğumun hemen sonrasında kanama görülür fakat bu görülen kanama adet kanı değildir. Görülen bu kanama, doğumdan sonra rahimin eski haline dönmesi sırasında meydana gelen kanamadır. Bu kanama giderek şiddetini azaltarak devam eder ve yaklaşık 2-3 hafta sonra da durur. Adet kanamasının başlamasını etkileyen önemli bir unsur annenin bebeğini emzirip emzirmediğidir. Çok emziren anneler ile az emziren anneler arasında da doğumdan sonra adet kanamasının başlangıç süresinde fark görülmektedir. Eğer anne bebeğini hiç emziremediyse, doğumdan sonra ilk adet görmeye doğumun yaklaşık 2,5 ay sonrasında başlayacaktır.

Prolaktin adı verilen hormon, hem anne için süt salgısını hazırlar hem de annenin yumurtlamasını engeller. Bu hormonun böyle davranmasının nedeni annenin bakıma ihtiyaç duyan bebeğiyle ilgilenmesini sağlamak ve bu süreçte yeni bir doğumun başlangıcını engellemektir. Yani prolaktin annenin hamile kalmasını engeller. Bebeğine dışarıdan su da dahil olmak üzere hiçbir ek besin vermeyen, bebeğini sadece emzirerek besleyen kadınlarda doğumdan sonra ilk adet başlangıcı 4 ila 12 ay gibi bir süreç aralığında başlar. Emzirme azaltıldığı zaman adet kanamasının başlangıcı giderek daha geriye çekilir. Emzirme devam ettiği sürece annenin 12 aya kadar adet görmemesi normal kabul edilmektedir.

Doğumdan sonra adet görülmesi, artık yeni bir gebeliğin başlayabileceğinin bir işaretidir. İlk adet kanamasından sonra yumurtlama artık mümkündür. Korunulmayan cinsel ilişkide hamile kalınabilir. Buradan adet kanaması görüldükten sonra hamile kalınabilir gibi bir sonuç çıkarılmamalıdır. Çünkü bebek ek gıdalara başladıktan sonra adet kanaması görülmeden de annenin yeni bir gebelikle karşı karşıya kalması mümkündür. Bu tür bir durumla karşılaşmak istemeyenler mutlaka bu süreçteki ilişkilerde korunmalıdırlar.

Doğumdan Sonra Kabızlık

DOĞUMDAN SONRA KABIZLIK

Doğumu takiben lohusaların büyük kısmında ilk birkaç gün, barsak hareketlerinin ağırlaştığı görülür. Barsak hareketlerindeki bu yavaşlama çoğu kez kabızlıkla beraberdir. Barsak hareketlerinin yavaşlamasında doğum sonu ilk günlerin yatakta geçirilmesi önemli rol oynar. Ayrıca doğum kesisinin yarattığı acı ve hemoroid ağrısı da kabızlığın gelişmesinde ilave etkenlerdir.

DOĞUMDAN SONRA ORTAYA ÇIKAN KABIZLIK NASIL GİDERİLİR?

Bağırsak hareketlerini uyarma amacıyla doğumdan sonraki 3. gün bir kez lavman uygulanabilir. Aynı amaçla doktor tavsiyesi ile kabızlık giderici bir takım ilaç ya da şuruplar kullanılabilir. Anne bu dönemde emzirdiği için bilinçsiz bir şekilde ilaç kullanmamalıdır. Kabızlığa karşı bol sıvı tüketilmeli, taze sebze, meyve tüketilmeli ve lif yönünden zengin yiyeceklerle beslenilmelidir.

Doğumdan Ne Kadar Süre Sonra Banyo Yapılabilir?

Doğumdan Ne Kadar Süre Sonra Banyo Yapılabilir?

Doğumdan sonra 2. günden itibaren lohusa kadın kendisinde banyo yapacak gücü hissettiği takdirde banyo yapabilir. Banyonun, duş şeklinde yapılması önerilmekle birlikte küvet içinde oturarak da banyo yapılabilir. Bu suretle vücut temizliği ile beraber dış cinsiyet organları ve perine bölgesi de temiz tutulmuş, lohusa ruhsal bakımdan da rahatlamış olur. Perinede veya doğum yarasında ağrı duyulan zamanlarda, küvet içinde sıcak su banyoları ağrının hafifletilmesinde faydalı olabilir. Yalnız, bu tarz banyoda enfeksiyon tehlikesi bakımından suyun temiz olmasına son derece dikkat edilmelidir.

Lohusada duş veya küvet içinde hafif banyo ihtiyacının gece yatmadan evvel yapılması rahat bir uyku çekmeye de yardımcı olur. Sezaryenle yapılan doğumlardan sonra kesi üzerine su geçirmez bant yapıştırılmak suretiyle hastanın taburcu olduktan hemen sonra banyo yapması mümkün olmaktadır. Aşırı sıcak ve soğuk su ile banyo yapmamaya dikkat edilmelidir.

Doğumdan Sonra (Lohusalıkta) Egzersiz Hareketleri

DOĞUMDAN SONRA (LOHUSALIKTA) EGZERSİZ HAREKETLERİ



1. Dizler hafif bükük vaziyette sırtüstü yatılır ve kalça kasları kasılmak suretiyle bel öne doğru kavis çizecek şekilde karın yukarı kaldırılır.
2. Sonra kalça kasları gevşetilmek suretiyle bel düzeltilir ve karın aşağı indirilir.



3. Eller kalçalar yanında olmak üzere sırtüstü yatılır.
4. Bir bacak kalça ve dizden bükülmek suretiyle karına doğru çekilir; bilahare düz vaziyete getirilerek aynı hareket diğer bacakta yapılır.



5. Dizler bükük vaziyete sırtüstü yatılır.
6. Sonra eller dizlere yaklaştırılmak üzere baş ve omuzlar yukarı kaldırılır.



7. Eller yanlarda olmak üzere sırtüstü yatılır.
8. Sonra el ayaları ve ayak tabanlarına dayanmak üzere göğüs ve karın yukarı kaldırılır; bilahare eski vaziyete geçilir.



9. Yüzükoyun yatılarak bacak ve kollar gerilir.
10. Sonra gevşetilir.



11. Bacaklar bitişik olmak üzere sırtüstü yatılır.
12. Sonra eller aynı tarafa gelmek üzere dönüş yapılır. Bu hareket bir sağa bir sola olmak üzere tekrarlanır.

Doğumdan Sonra (Lohusalıkta) Spor Yapmak

DOĞUMDAN SONRA (LOHUSALIKTA) SPOR YAPMAK

Doğum sonu devrede gözönüne alınması gereken bir husus da bazı sporlar yapmak suretiyle vücudun eski faal durumuna getirilmesidir. Bilindiği gibi gebelik esnasında ve bilhassa son aylarda kadının fiziksel aktivitesi büyük ölçüde sınırlanmıştır. Bu faaliyetlerin doğum sonu devrede yeniden düzenlenmesi ve normale döndürülmesi gerekir. Bu bakımdan hafif spor faaliyetleriyle, doğum esnasında gevşemiş ve zayıflamış karın ve perine kaslarının kuvvetlenmesi de temin edilir. Açık havada yürüme, denize girme, yüzme ve diğer mutedil sporlar, kan dolaşımını düzenlemeleri yanında bol oksijen temini sebebiyle dokuları da canlandırırlar. Kadın spor yaptığı zaman çok geçmeden bunların büyük faydasını kendisi de hisseder.

Doğumdan Sonra (Lohusalıkta) Egzersizler

LOHUSALIK EGZERSİZLERİ (LOHUSALIK JİMNASTİĞİ)

Lohusalık döneminde iskelet ve karın kaslarına eski tonusunu kazandırmak amacıyla bazı egzersizler tavsiye edilebilir. Çünkü gebelik ve doğumu takiben çeşitli kas gruplarında tonus azalmış, eklemler arası bağlar gevşemiştir. Fıtık veya rahim sarkmasını önleme, vücuda eski duruş şeklini kazandırma amacıyla doğum sonu egzersizlere önem verilmelidir. Bu egzersizlerin, fiziksel gücü artırmada önemli rolü vardır. Bu hareketler ayrıca, vücutta toplanmış aşırı yağların erimesine de yardımcıdır.

Karın, perine, sırt, kol ve bacak kaslarını çalıştırma amacıyla yapılan bu egzersizlere, doğumu takiben 1. gün başlanır; 10. güne kadar değişik hareket motifleri öğrenilir. Bu egzersizler, lohusayı yormayacak şekilde düzenlenmiş vücut hareketlerini kapsar. Öğrenilen her hareket, sabah ve öğleden sonra olmak üzere dörder defa tekrarlanır ve hergün, bir evvelki harekete yeni bir hareket ilâve edilir. 10 gün içinde tamamlanan bu hareketler zincirine lohusa kadın kendini yormaksızın bir ay kadar devam etmelidir.

Doğumdan Sonra (Lohusalıkta) Beslenme

LOHUSALIKTA BESLENME

Lohusallk devresinde dikkat edilmesi gereken en önemli hususlardan biri gıda düzeni konusudur. Bilindiği gibi gebeliğin son aylarında ve doğumdan sonra kilo almaya eğilim mevcuttur. İştah artımı kontrol altına alınamadığı takdirde doğumdan sonra şişmanlık ortaya çıkar. Bu bakımdan fazla yemekten daima sakınılmalıdır. Lohusalık döneminde uygulanacak düzenli bir diyet, anneyi gebelikten önceki kilosuna kavuşturur.

Emziren kadının genellikle 2.600-3.000 kaloriye ihtiyacı vardır. Bunu temin için annenin lohusalık devresinde de protein, karbonhidrat, yağ gibi temel maddeleri yeterli miktarda alması gerekir. Bu devre esnasında vücuda yeterli sıvı girişine de süt salgılanmasını belli seviyede tutma bakımından dikkat edilmelidir.

Lohusallk devresinde gıda ile ilgili kurallar uygulanırken, annenin sütünü kuvvetlendirecek bazı maddelerin de vücuda girmesi gerekir; çünkü bebek ilk hayat enerjisini bu dönem içinde kazanmaktadır. Bebek, emzirme devresinde ne kadar kuvvetli bir enerji alırsa ilerde de o kadar normal ve sağlıklı bir çocuk olarak gelişecektir. Bu bakımdan yeterli süt oluşması için gerekli maddeler, anne diyetinde bulunmalıdır. Bunların başında D vitamini gelir. Bu vitamini yeterince temin için emziren annenin günde en az 1 litre süte ihtiyacı vardır. Bu suretle bebek için, ilk aylarda büyük tehlike olan raşitizm önlenmiş olur. D vitamini içeren damlalar kullanılarak da bu eksiklik giderilebilir. Lohusa diyetinin gebelikte olduğu gibi diğer vitamin ve minerallerle de takviyesi gerekir. Bu amaçla emziren kadına vitamin-mineral karışımından oluşmuş bir ilacın uygun dozlarda verilmesi faydalı olabilir.

Doğumdan Sonra (Lohusalıkta) Meme Bakımı

DOĞUMDAN SONRA (LOHUSALIKTA) MEMELERİN BAKIMI

Emziren lohusalarda memelerin ve meme uçlarının bakımı son derece önemlidir. Doğumu takiben 2-3 gün içinde salgılanmaya başlayan sütün yaptığı tazyik sebebiyle göğüslerde kısa zamanda dolgunluk görülür. Süt birikimimin sebep olduğu bu ilk dolgunluk bazı lohusalarda "süt ateşi" adı verilen ve 12-24 saat devam eden hafif bir ateş yükselmesine sebep olabilir.

Dolgunluk, memelerde ağırlık hissi ve ağrı yaratabilir. Bu gibi durumlarda günde birkaç defa 10-20 dakika süre ile memeler üzerine buz tatbiki, rahatsızlığın hafifletilmesinde yardımcıdır. Yine bu amaçla uygun bir analjezik kullanılabilir. Ağırlık hissini önleme amacıyla göğüsler uygun bir sutyen ile alttan desteklenmeli, sarkık durumdan kurtarılmalıdır. Her memenin karşı omuz istikametinde kaldırılması gerekir; bununla beraber sutyenin sıkı olmamasına bilhassa dikkat edilmelidir. Emziren kadında sutyen kullanılışı, vücut estetiğini koruma bakımından da psikolojik etki yaratır.

Lohusalık devresinde göğüslerdeki ağırlık hissini hafifletmek için her meme sutyen içinde karşı omuz yönünde kaldırılmak üzere alttan desteklenmelidir.

Memeler aşırı dolduğu zaman bebek süt emişte güçlükle karşılaşır. Bu gibi durumlarda emzirirken, meme dokusuna baş parmak ve işaret parmağı arasında ileriye doğru hafif tazyik yapmak süt çıkımına büyük ölçüde yardım eder. Aşırı dolgunluk durumlarında gerekirse el yardımı veya «süt çekeceği» ile toplanan süt dışarı alınmalıdır.

Doğumu takiben 48-72 saat içinde oluşmaya başlayan süt salgısı, lohusalığın 2. haftasında en üst seviyeye erişir; bundan sonra çeşitli faktörlerden etkilenmekle beraber emzirme dönemince sabit bir miktarı muhafaza eder. Annenin unutmaması gereken hususlardan birisi, emzirmenin 4-6 saat gibi belli aralıklarla tekrarlanması ve her seferinde her bir memenin 5-10 dakika emzirilmesidir; bu suretle memelerde süt birikimi önlenecek, her iki meme de aynı anda boşalma fırsatı bulacaktır.

Lohusalık devresinde ateş yükselmesiyle beraber memelerde kızarıklık, şişlik ve hassasiyet geliştiği zaman hemen bir doğum hekimine başvurulmalıdır.

Memenin uzun süre emzirilmesi sonucu bazen meme başında sıyrıklar, hatta çatlaklar gelişir. Bu gibi durumlarda meme başı ya bir süre emzirmemek suretiyle dinlenmeye bırakılmalı veya eczanelerden bulabileceğiniz uygun bir meme başlığı ile meme başı korunmak suretiyle emzirmeye devam edilmelidir. Sıyrıkları önleme veya tedavi amacıyla uygun lanolinli kremler de kullanılabilir. Bu kremlerin emzirmeden önce ıslak bir pamuk ile meme başından silinmesi, emzirmeyi takiben tekrar uygulanması gerekir. Bununla beraber meme başında herhangi bir sıyrık mevcut değilse emzirmeden önce her iki meme başını temiz su ile silmek, emzirmeler arasında ise temiz bir gazlı bezle kapatmak yeterlidir.

Bazı lohusalarda, sütün dışarı taşması sonucu meme başı çevresinde, kurumuş süt taneciklerinin toplandığı görülür. Temizlenmediği takdirde meme başına kabuklaşmış manzara veren bu tanecikler ılık su ile silinerek temizlenebilir.

Doğumdan Sonra Perine ve Epizyotomi Bakımı

DOĞUMDAN SONRA PERİNE VE EPİZYOTOMİ BAKIMI

Lohusalık döneminde perine temizliğine son derece dikkat edilmelidir. Çünkü bu bölgeden kaynaklanan bakteriler kolaylıkla üreme organlarına ulaşabilirler. Bu bakımdan doğum sonu devrede perine ve dış cinsiyet organları günde bir veya iki defa antiseptik eriyikte ıslatılmış pamukla silinmek suretiyle temizlenmelidir. Aynı amaçla duş şeklinde banyo da perine temizliğinde faydalıdır. Bu temizliğin yanı sıra perine bölgesi temiz pamukla, hasta bezi ile ya da uygun başka bir ped ile korunmalı, kirlenen takımlar sık olarak değiştirilmelidir.

Lohusanın büyük dışkılamadan sonra taharet şekline dikkat etmesi de epizyotomi (doğum için yapılmış ameliyat kesisi) bakımında önem kazanır. Taharet, daima önden arkaya doğru yapılmalıdır; aksi takdirde epizyotomi kesitinin dışkı ile enfekte olabileceği unutulmamalıdır. Ameliyat yerinin olduğu bölgeye kesinlikle dışkı bulaşmamalıdır. Ayrıca her aptes veya idrardan sonra perine bölgesindeki pamuk değiştirilmelidir.

Doğumdan Sonra İstirahat (Dinlenme)

DOĞUMDAN SONRA İSTİRAHAT

Doğum sonu ayağa kalkış, asla normal faaliyete tamamen dönüş anlamına yorumlanmamalı, lohusa aşırı faaliyet ve hareketlere yönelmemelidir. Lohusanın normal fiziksel aktivitesini kazanabilmesi için en az 4-6 haftalık bir zamana ihtiyacı vardır. Bu bakımdan doğum yapmış anne, düzenli bir yaşayış içinde bulunmalı, gece uykusu yanında, öğleden sonra da kendisine 2-3 saatlik bir dinlenme zamanı ayırmalıdır. Bu istirahatin, doğumu izleyen ilk hafta, günün yarısını kapsayabileceği hatırlanmalı, yorgunluğa zemin hazırlanmamalıdır. Lohusalığın ilk haftasındaki bakım ve istirahatin annenin ileride ki sağlığı üzerinde etkisi büyüktür.

Bu dönemde anneye, gerek bebek bakımı gerek ise ev işlerinde yardımcı olunmalıdır. Özellikle yorgunluğunu önleme ve istirahati bakımından lohusalığın ilk haftasında ziyaretçi sayısı sınırlandırılmalıdır. Yeni doğum yapmış kadınları ziyarete gitmek için çok acele etmemek gerekir. Esasında doğum ziyaretlerine doğumdan 30-40 gün sonra gidilmesi daha uygundur.

Çalışan kadına kanun ve tüzükler doğum sonu belli bir süre istirahat hakkı tanımışlardır. Memleketimizde de çalışan kadına, 2013 yılı itibariyle doğum öncesi 8 ve doğum sonra 8 olmak üzere 16 haftalık ücretli doğum izni verilmektedir.

Doğumdan Sonra Erken Ayağa Kalkma

DOĞUMDAN SONRA ERKEN AYAĞA KALKMA

Doğumu takiben lohusanın ne zaman ayağa kalkabileceği daima cevaplandırılması gereken bir sorudur. Lohusa, epizyotomi yapılmamış ise (sezaryen gibi herhangi bir doğum kesisi yoksa) genellikle 12-24 saat sonra bir yardımcı eşliğinde ayağa kalkabilir. Yataktan bu ilk kalkış, genellikle tuvalet ihtiyacını yerine getirmeye yönelmiştir. Bununla beraber, bu eğilim lohusanın istek ve iradesine bırakılmalı, ilk 24 saat istirahat ihtiyacı duyuyorsa ayağa kalkması için baskı yapılmamalıdır.

Epizyotomili lohusalarda ayağa kalkma süresi 24 saat kadar geciktirilebilir. Bununla beraber lohusa kadın yattığı süre esnasında kol ve bacaklarını hareket ettirmeli, sık şekilde pozisyon değiştirmelidir. Yüzükoyun yatış dahil lohusanın istediği pozisyonu almasında hiçbir sakınca yoktur.

Erken ayağa kalkışın moral bakımdan olduğu kadar bağırsak ve mesane çalışmasını düzenleme bakımından da büyük faydaları vardır. Ayrıca dolaşım ve solunum faaliyetleri de düzenlenir. Ayağa kalkan ve gezinen lohusada akıntı rahimde toplanmaksızın daha kolay boşalma imkanı kazanır. Yine kanama tehlikesi de azalır. Bu şartlar rahmin eski haline dönüşünü büyük ölçüde kolaylaştırır. Bu bakımdan durum normal seyrettiği sürece lohusa, mümkün olduğu kadar erken ayağa kalkıp dolaşmalıdır. Ağır kaldırmak, ağır egzersiz hareketleri yapmamak ve kendini fazla yormamak gerekir fakat günlük işlerde de kendine hareket kısıtlaması getirmemelidir.

Lohusa, sağlık kuruluşundan taburcu edilirken, evinde geçireceği günler esnasında da devamlı yatmaması, açık havada yürüyüşler yapması öğütlenmelidir. Hatta gerektiğinde bir veya iki kat merdiveni çıkabileceği de söylenmelidir. Bununla beraber ilk 2 hafta esnasında lohusaların büyük bir kısmında çeşitli faktörlere bağlı olarak vücut direncinin azaldığı dikkati çeker. Bu bakımdan lohusalık döneminde aşırı egzersiz ve yorgunluktan daima kaçınılmalıdır. Bazı hamileliklerden sonra hastanın aile ve çevresinin hastanın eğilmesine, kalkmasına, yürümesine müdahale etmesi doğru değildir. Doğum sonra kendinizi aşırı yormamanız dışında günlük rutin hayatınıza devam edebilirsiniz. Bol bol hava almayı, yürüyüş yapmayı da ihmal etmeyin. Bunlar doğum sonrası bunalımı da daha kolay ve çabuk atlatmanızı da sağlayacaktır.

Doğumdan Sonra Rahim Ağrısının Hafifletilmesi

DOĞUMDAN SONRA RAHİM AĞRISININ HAFİFLETİLMESİ

Doğumu izleyen ilk hafta içinde rahim kasılmalarının zaman zaman ağrı yaratarak şikayet sebebi olduğu görülür. Bu ağrılar özellikle ilk günler daha belirgindir. Rahim kasını kuvvetlendirici ilaçların kullanılması ve emzirme olayının başlayışı, bu kasılmaları daha da sıklaştırmak suretiyle ağrının şiddetlenmesine yol açar. Bebek meme emerken ağrılar daha belirgin hale gelir.

Rahim ağrısından şikayetçi lohusalar, günde 2-3 defa hekimin uygun göreceği bir analjezik kullanabilirler; bununla birlikte ağır analjeziklerden her zaman sakınılmalıdır.

Loşi

LOŞİ NEDİR?

Doğumdan sonra lohusalık devresi boyunca "loşi" adı verilen vaginal bir akıntı mevcuttur. Buna lohusalık akıntısı da denir. Bu akıntı, başlangıçta kanla karışık olup kırmızı renktedir. Loşi, birinci hafta sonunda taze kan niteliğini kaybederek kahverengi-sarımtrak bir renge bürünür; bu renk ikinci hafta sonlarında sarımsı beyaz renge dönüşür. Loşi bu özelliğiyle bir hafta daha devam ederek 3. veya 4. lohusalık haftası içinde tamamen durur.

Gebelik akıntısı başlangıçta steril olmasına rağmen birkaç gün içinde bakterilerin karışmasıyla kirlenir; tıpkı adet kanı kokusuna benzeyen kendine has bir koku kazanır.

Lohusalık akıntısının uzun süre kanla karışık olarak devam ettiği durumlarda mutlaka doktora haber vermek gerekir.

Lohusa, akıntısı devam ettiği sürece temiz pedler, hasta bezleri ya da steril pamuk kullanılmalı, perine (cinsel organ ve çevresi) temizliğine dikkat edilmelidir. Doğumu takiben ilk gün fazla pamuk kullanılmasına rağmen, daha sonraları, loşinin hafiflemesine bağlı olarak, ihtiyaç duyulan pamuk miktarı da azalır. Günümüzde çoğu kadın doğumdan sonra ilk birkaç gün hasta bezi kullanmakta ve sonrasında ise uygun bir ped kullanmaya devam etmektedir.

İlgili aramalar: loşi nedir? lohusalık akıntısı nedir? doğumdan sonra akıntı ne zaman kesilir?

Doğumdan Sonra Kilo Kaybı

DOĞUMDAN SONRA KİLO KAYBI D Doğumdan sonra vücut ağırlığında 6-8 kg. kadar bir azalma dikkati çeker. Bu kaybın yaklaşık olarak 3-4 kilogramı bebeğe, 0.5-1 kilogramı plasenta ve eklerine aittir. Ayrıca geçici olarak artan idrar ve lohusalık akıntısı ile de bir miktar sıvı kaybedilir. Lohusalığın ilk haftasında görülen bu ağırlık azalışı, lohusa kadında iştahın artması ile kısa zamanda telafi edilir.

Doğumdan Sonra Boşaltım Sistemindeki Değişiklikler

DOĞUMDAN SONRA BOŞALTIM SİSTEMİNDE MEYDANA GELEN DEĞİŞİKLİKLER

Doğumu takiben böbrek çalışmasının hızlanışı sebebiyle idrar salgılanışında ilk hafta geçici artış görülür; fakat mesane kaslarındaki tonüs gevşekliği idrar çıkışını çoğu kez kesintiye uğratır ve kısa zamanda mesanede idrar birikimi meydana gelir. Kendi kendine idrara çıkışta güçlük mevcuttur. Bu bakımdan lohusa kadın ilk günlerde idrar edemediği takdirde mutlaka sonda ile mesane(idrar kesesi) boşaltılmalıdır. Doğum sonu idrar artışı ile gebelik boyunca vücutta tutulan fazla su dışarı atılmaktadır.

Doğum sonu bol idrar oluşmasına rağmen mesane faaliyetinin ağırlaşması tamamen fizyolojiktir; çünkü gerek ağrı devresi gerekse doğum esnasında en fazla baskıya maruz kalan organlardan biri mesanedir. Ayrıca doğum esnasında bölgesel anestezi uygulandığı zaman mesane sinirleri de bir süre etkilenmektedir. Bu etkenler sebebiyle ağırlaşan mesane faaliyeti kendisini organda idrar birikimi ile hissettirmektedir.

Doğum sonu mesane çalışmasının normale dönüşünde lohusanın erken ayağa kalkması bilhassa önemlidir. Ayrıca küvet içinde yarım banyo da idrara çıkışı kolaylaştırmada önemli rol oynar. Bu amaç ile gerekirse hekimin tavsiye edeceği bir ilaç da kullanılabilir.

Gebelik esnasında hormonal etki ile genişlemiş olan her iki üreter(böbrek kanalı) ve böbrek havuzları erken lohusalık devresinde adım adım eski hallerine dönerler.

Doğumdan Sonra Memelerde Meydana Gelen Değişiklikler

LOHUSALIKTA MEMELERDE MEYDANA GELEN DEĞİŞİKLİKLER

Memelerde, doğumdan sonra hormonal mekanizma ile süt oluşmaya başlar. Bu suretle 2. veya 3. günden itibaren kolostrum adı verilen sarımsı beyazımtırak sıvı, yerini yağ damlacıkları, protein, şeker, tuz ve sudan oluşan gerçek anne sütüne bırakır.

Memelerde, süt oluşması nedeniyle kısa zamanda dolgunluk ve ağırlaşma meydana gelir. Bu dolgunluk, bebeğin düzenli aralarla meme emmesi suretiyle ortadan kaldırılır ve bu olaylar doluş-boşalış şeklinde emzirme devresince devam eder. Emziren kadında doğum sonu rahim küçülüşünün daha düzenli ve çabuk seyrettiği dikkati çeker.

Emzirmeyen annede göğüslerdeki ilk birkaç günlük dolgunluğu takiben süt salgısının azaldığı ve göğüs şişkinliğinin hafiflediği görülür. Bu suretle süt birikiminin sebep olduğu ağrı da kısa zamanda ortadan kalkar.

Doğumdan Sonra Karın Sarkması

DOĞUMDAN SONRA KARIN SARKMASI

Gebelik devresinde ileri derecede gerilmiş olan karın kasları ve karın derisi, doğumu takiben tamamen gevşek durumdadır. Karın kaslarının tekrar eski gerginliklerini kazanmaları lohusadan lohusaya büyük farklar gösterdiği gibi zamana da ihtiyaç gösterir. Bununla beraber her doğum karın duvarında az veya çok bir gevşeme ve sarkma meydana getirir. Bu durum fazla doğum yapmış kadında daha belirgindir.

Karın kaslarının eski gerginliklerini kazanmasında lohusalık jimnastiği önem kazanır. Belli figürler içinde yapılan bu günlük egzersizler, karın, perine, kalça ve bacak kaslarını kuvvetlendirirler.

Gebelikte karın derisi üzerinde meydana gelen çizgiler hiçbir zaman kaybolmaz; ancak renkleri solar ve beyazımtırak çizgiler şeklinde izleri kalır. Aynı sebeplerden dolayı bazı kadınlarda kalçalar ve memeler üzerinde oluşmuş çizgiler de geçirilmiş gebeliğin işareti olarak arta kalır.

Gebelik esnasında yüzde maske şeklinde oluşan renk koyuluğu, erken lohusalık devresinde derece derece solarak kaybolur.

Doğumdan Sonra Kanamanın Nedenleri

Doğum Sonra Meydana Gelen Kanamaların Nedenleri Nelerdir?

Doğumdan sonraki ilk 24 saat içinde 500 cc. den fazla kan kaybedilirse bu duruma doğum sonu kanama adı verilir. Bazen kanama 24 saat geçtikten sonra da görülebilir. Kanamanın nedenleri söyle sıralanabilir:

- Doğumda verilen derin anestezi

- Cerrahi yardımlardaki kesikler

- Kanın pıhtılaşmasındaki bozukluklar

- Doğum kanalında olan yırtıklar

- Uterus (rahim) kasılmalarına bağlı yırtıklar

- Uterus içi iltihaplanmalar

- Çocuğun çok iri veya ikiz olması

- Plasentanın uterus kasına çok derin yerleşmiş olması

- Uterus kaslarının zayıflığı

Loğusanın titreme ile birlikte renginin solması, soğuk soğuk terlemesi, ağzının kuruyup solunum güçlüğü çekmesi, kan basıncı ve nabzının düşmesi daha çok aşırı kan kaybı durumlarında görülür. Son aşamada görme bozulur ve bilinç kaybı görülür. Hemen kan nakli gerekir. Zamanında önlem alınmazsa hasta kaybedilir.

Daha az kan kayıplarında ise çoğunlukla loğusada kansızlık görülür. Doktor kontrolünde demir ilaçları ve uygun diyetle kansızlık (anemi) önlenmeye çalışılır.

Doğumdan Sonra Ne Yapılır?

Doğumdan Sonra Ne Yapılır?


Bebek doğumda, koruyucu amnios sıvısını terk eder. Göbek kordonunun kesilmesiyle, kendisine oksijen ve gıda sağlayan plasentadan kesin olarak ayrılır.

Anne vücudu dışındaki kendi yaşamına geçiş, yeni doğan bebek için çok büyük bir değişikliktir. Bebeğin ilk soluk alışıyla ciğerlerin kendi çalışması başlar. Sindirim organları göreve hazırlanır; aldığı gıdayı sindirir, işe yaramayan maddeleri dışarı atar. Diğer organlar da yeni ortamın koşullarına uymak zorundadır. Bebeklik dönemi, anne vücudu dışındaki yaşama uyma çabalarının sonucu olarak, itinalı dikkat ve kontrol isteyen birtakım özellikler gösterir.

Doğumdan hemen sonra bebeğin kalp çalışması, solunumu, refleksleri, cilt rengi gibi önemli hayatsal fonksiyonları yönünden bir doktor tarafından kontrol edilmesi ve doktorun bu konudaki kanısının bilinmesi gereklidir. Yapılan ilk tıbbi kontrolden sonra, bebeğin, doğumun 5-10. günleri arasında ikinci kontrolü yapılmalıdır. Doğumdan hemen sonraki dönemde yapılan her iki kontrol de, muhtemel hastalıkların erken teşhisi yönünden alınan ilk tıbbi tedbirdir.