HAMİLELİKTE GÖRÜLEN MİKROBİK HASTALIKLAR
Mikrobik hastalıklara genellikle virüsler neden olur. Bu mikroplardan bir kısmı plasentadan geçerek hastalığı fetüse de bulaştırılabilirler. Bu hastalıkların en korkuncu, fetüse gebeliğin 12. haftasında çok ağır zararlar veren "toksoplazmoz" diğer adıyla "verdiye" bulaşıcı hastalığıdır. Bu hastalık, çocuğun kör, sağır ya da noksan doğmasına neden olur. Anne ve bebeğini bu hastalıktan korumak için annenin bulunduğu ortamda toksoplazmoz görülür görülmez, doktor, anneye hemen koruyucu ilaç olan "Gammaglobuline" verir. Koruyucu tedavi 4-6 hafta sürer. Toksoplazmoz koruyucu aşısı, çok daha emin ve mantıksal tedbirdir. Bu aşı, henüz toksoplazmoz geçirmemiş her genç kıza ve gebe olmayan her anneye yapılmalıdır. Zayıflatılmış mikroplardan hazırlanmış olan bu aşı, fetüse zararlı olabileceği için gebelik sırasında yapılamaz.
Çocuk felci, mikrobik sarılık ve virüsle ilgili grip de fetüs için zararlı olabilir. Bundan ötürü, gebelikte bile uygulanabilen (ölü -aşı maddesi) ve ağızdan alınan çocuk felci aşısı tavsiye edilebilir.
Mikrobik sarılığa karşı henüz bir aşı yoktur. Muhtemel bir sarılık salgınında gammaglobuline yardımcı olur. Ancak sarılık sadece dışkı, idrar ve tükürükle kapılabildiğinden gebe kadın, temizliğine aşırı dikkatle kendisini bu hastalığa karşı koruyabilir.
Enfeksiyon Hastalıkları etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Enfeksiyon Hastalıkları etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Genital Siğil Nedir?
Genital siğil cinsel yolla bulaşan enfeksiyonlar içerisinde en sık rastlanılanlardan biridir. Tamamen virüs etkisiyle oluşur. Tıpkı ellerde görülen siğiller gibi kadında ve erkekte cinsel organın üzerinde ve çevresinde küçük küçük siğillerin oluşmasıdır. Karnabahar şeklinde bir görüntüsü vardır. Genital siğilin vücudumuzda görülmesi durumunda mutlaka hekime gitmek gerekir.

Genital siğiller bulaşıcı olduklarından siğile elle dokunmak, kaşımak gibi durumlar siğilin vücudumuzdaki başka bölgelere bulaşmasına neden olacaktır. Başlangıçta bir iki küçük siğille başlayan bu hastalık, 1-2 ay içerisinde görüldüğü bölgede daha çok alana yayılır. Diğer cinsel yolla bulaşan enfeksiyonlardan ayıran özellikleri genital siğillerin ağrısız ve karnabahar şeklinde olmasıdır. Fakat yine de kesin tanı koymak için, bu siğilden parça alınıp patolojik tanısının konması gerekir. Bayanlar daha çok risk altındadır. Genital bölgelerinde kıllar biraz uzun olduğunda bu siğilleri fark etmeleri çok zordur. Bu sebepten dolayı her iki cins içinde genital bölgenin temizliği çok önemlidir.
Aramalar: genital sigil nedir? jenital siğil nedir? jenıtal siyil ne demek?
Genital siğiller bulaşıcı olduklarından siğile elle dokunmak, kaşımak gibi durumlar siğilin vücudumuzdaki başka bölgelere bulaşmasına neden olacaktır. Başlangıçta bir iki küçük siğille başlayan bu hastalık, 1-2 ay içerisinde görüldüğü bölgede daha çok alana yayılır. Diğer cinsel yolla bulaşan enfeksiyonlardan ayıran özellikleri genital siğillerin ağrısız ve karnabahar şeklinde olmasıdır. Fakat yine de kesin tanı koymak için, bu siğilden parça alınıp patolojik tanısının konması gerekir. Bayanlar daha çok risk altındadır. Genital bölgelerinde kıllar biraz uzun olduğunda bu siğilleri fark etmeleri çok zordur. Bu sebepten dolayı her iki cins içinde genital bölgenin temizliği çok önemlidir.
Aramalar: genital sigil nedir? jenital siğil nedir? jenıtal siyil ne demek?
Sepsis Nedir?
Sepsis nedir?Sepsis bir mikrobun kanda, vücut sıvılarında veya dokularda çoğalması neticesinde vücutta ortaya çıkan hastalık ve hasar durumudur. Sepsis bakteri, virus ve mantar gibi farklı mikrop türleri ile ortaya çıkabilir. Mikrop kan yoluyla ve komşuluk yoluyla diğer organlara da yayılarak organların normal fonksiyonlarını bozar, hastalık zamanında ve gerekli biçimde tedavi edilmezse şok ve ölümle sonuçlanabilir.

Çocukluk yaş grubunda özellikle zamanından önce doğan veya doğum kilosu düşük bebeklerde, hastanede uzun süredir tedavi görmekte olan hastalarda, bağışıklık sistemini (immün sistemi) zayıflatan bir hastalığı olan bebek ve çocuklarda sepsis daha kolay gelişir.
Aramalar: sepsis nedir? sepsis nasıl bulaşır? sepsis kimlerde daha çok görülür?
Çocukluk yaş grubunda özellikle zamanından önce doğan veya doğum kilosu düşük bebeklerde, hastanede uzun süredir tedavi görmekte olan hastalarda, bağışıklık sistemini (immün sistemi) zayıflatan bir hastalığı olan bebek ve çocuklarda sepsis daha kolay gelişir.
Aramalar: sepsis nedir? sepsis nasıl bulaşır? sepsis kimlerde daha çok görülür?
Grip Nasıl Tedavi Edilir? Gribin Tedavisi
Gribin tedavisinde öncelikle erken tanı çok önemlidir. Dolayısıyla gribe yakalandığı tespit edilmiş, teşhisi konmuş hastalığın toplumun sağlıklı bireylerine bulaştırılmaması çok önemlidir. Sağlıklı bireylerin de bağışıklık sistemlerini güçlü tutmaları gerekir. Gribin tedavisinde özellikle semptomların baskılanması önemlidir. Semptomların baskılanması ile demek istediğimiz öksürüğün ve hapşırığın ilaçla tedavisinin başlatılmasıdır. Bu medikal tedaviyle grip virüsünün taşıyıcılığının ve sağlıklı insanlara hastalığın bulaşmasının önüne geçilir. Kişinin kendisini daha iyi hissedebilmesi için diğer semptomatik tedavileri de kullanmak gerekebilir. Kişinin bulgularının ne olduğu önemlidir ama en önemli grup yüksek risk taşıyan kişilerdir. Medikal tedaviye paralel çok şiddetli destek tedavisine ihtiyaç duyan kişiler akciğer, kalp ve şeker hastalığı olan kişilerdir. Ayrıca bağışıklık sistemi başka bir hastalıkla savaşarak zayıf düşen kişilerde bu önemli ek destek tedavilerini almalıdır.
Aramalar: grip nasıl tedavi edilir, grip hastalığı nasıl tedavi olur, grip nasıl geçer, gribin tedavisi
Aramalar: grip nasıl tedavi edilir, grip hastalığı nasıl tedavi olur, grip nasıl geçer, gribin tedavisi
Siğil Bulaşıcı mıdır?
Siğil bulaşıcı bir hastalıktır. Human Papilloma virüsün insandan insana, hayvandan insana ya da virüsün olduğu ortamda bulunulmasıyla bulaşması sonucu olur. Başkasına ait bir havluyu kullanırsak, herkese açık bir havuza girildiğinde, başkasına ait ayakkabu veya terlik ile de bulaşabilir. Vücutta, deri de bir yara veya zedelenme söz konusu ise bu noktadan virüsün bulaşması kolaylaşır. Siğil suyla uğraşan meslek gruplarında daha fazla görülmektedir. Siğilin bulaşmaması için bazı noktalara dikkat etmek gerekir.
Terlik, havlu, ayakkabı, tırnak makası gibi kişisel eşyaları başkalarıyla ortak kullanmamak gerekir.
Havuz kenarı gibi yerlerde ve toplu şekilde kullanılan duş alanlarında çıplak ayakla olmamak gerekir.
Aramalar: başkasından siğil bulaşır mı, siğil bulaşıcımıdır, siğil nasıl olur, siğilin bulaşması
Terlik, havlu, ayakkabı, tırnak makası gibi kişisel eşyaları başkalarıyla ortak kullanmamak gerekir.
Havuz kenarı gibi yerlerde ve toplu şekilde kullanılan duş alanlarında çıplak ayakla olmamak gerekir.
Aramalar: başkasından siğil bulaşır mı, siğil bulaşıcımıdır, siğil nasıl olur, siğilin bulaşması
Uçuk Bulaşır Mı? Uçuk Bulaşıcı Mıdır?
Uçuk virütik yani virüslerin sebep olduğu bir hastalıktır. Bu sebeple bulaşıcı bir enfeksiyondur. Virüs özellikle aktif dönemde; kabuklanmanın, içi su dolu kabarcıkların olduğu dönemde daha fazla bulaşıcıdır. Bu sebepten dolayı bu dönemde uçuğu olan kişilerle temastan kaçınılması gerekir. Ayrıca uçuk virüsü taşıyan kişinin de başkalarına bulaştırmamak için dikkat etmesi ve eşyalarını bu dönemlerde başkalarıyla paylaşmaması gerekir. Cinsel yolla bulaşabilen de bir hastalık olduğundan yine bu dönemde cinsel ilişkiye girilmemesi ve daha sonrasında da koruyucu önlemlerden faydalanılması gerekmektedir.
Aramalar: uçuk bulaşıcımıdır, uçuk bulaşır mı, uçuk başkasına geçer mi
Aramalar: uçuk bulaşıcımıdır, uçuk bulaşır mı, uçuk başkasına geçer mi
Uçuğun Tedavisi Nedir? Uçuk Nasıl Tedavi Edilir?
Uçuk tedavisi uçuk ilaçlarıyla yapılır. Eğer ilk defa uçuk oluyorsa ve enfeksiyon çok şiddetliyse mutlaka bir doktor kontrolünde tedavi edilmesi gereklidir. Bu hastalara doktorlar tarafından öncelikle uçuk virüsünü zayıflayan haplar ve kremler verilir. Özellikle göz bölgesine yakın ve baş bölgesindeki uçukları için mutlaka bir doktora gidilmelidir ve tedaviye doktorumuz yön vermelidir. Çünkü enfeksiyon göz içine bulaştığı zaman çok tehlikeli olabilmektedir hatta gözde görme yitimi yani körlük bile oluşabilmektedir. Bu sebeple göze ve başa yakın uçuklarda hekim kontrolü şarttır. Hekimler tarafından genelde, uçuk enfeksiyonu çok şiddetliyse, asiklovir etken maddesi içeren, valasiklovir içeren, famsiklovir içeren bir takım tablet türü ilaçlar verilir. Hasta uçuğun ilk üç günü içerisinde doktora başvurduysa bu haplar faydalı olabilmektedir. Üç günden sonra sadece rahatlatıcı bir takım tedaviler uygulanır. Eğer enfeksiyon aşırı şiddetliyse kortizon tedavisi bile verilebilmektedir. Hatta bu durumlarda hastalar servise yatırıp tedavileri damar yolundan verilecek bir takım ilaçlarla bile yapılmaktadır. Hafif seyreden ve tekrar eden uçuklarda ise daha çok krem verilir. Yine yukarıdaki etken maddeleri içeren fakat krem formunda olan enfeksiyon önleyicilerle tedaviye devam edilir.Bu kremler günde 5-8 defa uçuk olan bölgeye sürülür. Bunların yanısıra uçuk tedavisinde serinletici , sulanmayı alıcı kompresler, pansumanlar, enfeksiyonu yok eden dezenfektanlar ve antibiyotik içeren kremlerde önerilebilir.
Aramalar: uçuk nasıl tedavi edilir, uçuğun tedavisi, dudak uçuğu, göz uçuğu, uçuk nasıl geçer, uçuğa ne sürülür
Aramalar: uçuk nasıl tedavi edilir, uçuğun tedavisi, dudak uçuğu, göz uçuğu, uçuk nasıl geçer, uçuğa ne sürülür
Öksürük Bulaşır mı? Öksürük Bulaşıcı Mıdır?
Öksürük eğer bir sekresyon(öksürürken sıvı atımı) içeriyorsa bulaşıcıdır. Bakteriyel ve viral(virüs kaynaklı) enfeksiyonlar bulaşıcı özellik taşırlar. Fakat öksürük alerjik nedenli ise, infantil gazlardan gelişen bir öksürükse veya mide asidinin yukarı kaçması nedenli reflü öksürüğüyse bulaşıcı değildir. Viral ve bakteriyel öksürükler özellikle kuluçka döneminde daha da bulaşıcıdır. Bu tip öksürükler genellikle damlacık enfeksiyonuyla bulaşırlar. Damlacık enfeksiyonu dediğimiz öksürüldüğü zaman havaya karışan ince sıvı damlacıklarının havada asılı kalmasıyla bulaşmasıdır.Enfeksiyondan korunma yöntemi hasta kişilerden uzak durarak mümkündür. Hasta olan bizsek başkalarına bulaştırmamak için bazı önlemler alabiliriz. Bu önlemler; öksürürken ağzımızı kapatmak, öksürürken veya hapşırırken ağzımızı elimize kapattığımızda elimize virüs ve bakteriler bulaşacağı için elimizi iyi bir şekilde yıkamak, enfekte olan ellerle başkasıyla tokalaşmamak veya başkalarına dokunmamak ve hasta olduğumuzu bildiğimiz halde başkalarını öpmemek gibi önlemlerdir. Bu basit kurallara uyarak bulaşmanın önüne büyük olasılıkla geçmiş oluruz.
Aramalar: öksürük bulaşıcımıdır, öksürük bulaşır mı
Aramalar: öksürük bulaşıcımıdır, öksürük bulaşır mı
Sponsorlu Bağlantılar:
Orbital Sellülit
Orbital sellülit, orbital septumun posteriorundaki orbital yapıların infeksiyonudur. Gözün anatomisi komşu yapılardan infeksiyonun yayılımına duyarlılığı anlamada önemlidir. Orbitayı, etmoid ve maksiler sinüsleri ve gözün derisini ve periorbital dokuları drene eden venler anastomoz yaparlar ve valvsiz bir ağ oluştururlar. Bu venöz sistem infeksiyonun bir anatomik alandan diğerine yayıl masına fırsat sağlar ve kavernöz sinüsün tutulumunu da predispoze eder.3 Penetran orbital travmaya bağlı vakalar dışında orbital sellülit hemen daima sinüzit komplikasyonu olarak infeksiyonun orbitaya yayılımı ile meydana gelir. Orbita, frontal sinüsün tabanı, etmoid sinüsün yan duvarı ve maksiller sinüsün tavanı ile çevrilidir. Etmoid sinüs orbitadan sadece lamina papyracea (kağıt tabaka) ile ayrıl dığı için orbital infeksiyonun en sık kaynağı etmoid sinüsdür. Bu vakalarda abse, lamina papyracea'nın yan duvarının periostunda veya orbitada bulunabilir. Adölesanlarda frontal sinüs de infeksiyon kaynağı olabilir.2 Orbital sellülit için sinüzit varlığı bir ön koşul olduğu için orbital sellülit küçük çocuklardan çok büyüklerde meydana gelir ve sinüzitin sık olduğu kış aylarında daha sıktır. Dal- las'da yapılan 178 hastayı içeren retrospektif bir çalışmada ortalama yaş preseptal sellülitte 21 ay, orbital sellülitte 12 yaş olarak bulunmuştur.5 Ancak son yıllarda orbital sellülit vakalarında da daha küçük yaşlara kayma eğilimi görülmektedir.6 Sinüzit/orbital sellülit bazen bakteriyemi sonucu meydana gelir. Orbital sellülit nadiren orbital, oküler veya perioküler cerrahiden sonra meydana gelebilir. Dental infeksiyonlardan ve dental cerrahiden sonra da orbital sellülit ve kavernöz sinüs trombozu bildirilmiştir.1,7,8
Sinüzite bağlı orbital infeksiyonu olan çocuk ve adölesanlar sıklıkla birkaç gün süren bir üst solunum yolu infeksiyonunu takiben göz çevresinde aniden gelişen eritem ve şişlik ile başvururlar. Göz ağrısı şişlikden önce olabilir ve genellikle dramatiktir. Ateş, sistemik bulgular ve toksisite derecesi değişik olabilir. Proptosis olması (göz küresi genellikle öne ve aşağı doğru yer değiştirmiştir), göz hareketlerinde kısıtlılık (total oftalmopleji dahil) ve göz hareketlerinde ağrı orbital infeksiyonun bulgularıdır. En sık yukarı bakışda kısıtlılık olur.3 Görmede azalma ve hatta körlük en şiddetli oftalmik komplikasyon olarak meydana gelebilir. Artmış intraoküler basınç ve konjuktivanın kemozisi sık bulgulardır. Preseptal sellülit sıklıkla orbital sellülitle birlikte bulunur, fakat olması önkoşul değildir.
Çoğu orbital infeksiyonda subperiosteal abse gelişimi vardır. Küçük çocuklarda bu, genellikle etmoidit ve etmoid osteitden gelişir. Adölesanlarda ise subperiosteal abse frontal sinüzit ve osteit komplikasyonu olabilir. Nadiren orbital sellülit subperiosteal abse gelişimi olmadan etmoid sinüslerden orbitaya direk yayılımla meydana gelir.
Çoğu orbital infeksiyonda subperiosteal abse gelişimi vardır. Küçük çocuklarda bu, genellikle etmoidit ve etmoid osteitden gelişir. Adölesanlarda ise subperiosteal abse frontal sinüzit ve osteit komplikasyonu olabilir. Nadiren orbital sellülit subperiosteal abse gelişimi olmadan etmoid sinüslerden orbitaya direk yayılımla meydana gelir.
Kesin ya da şüpheli orbital sellülitli vakanın kapsamlı değerlendirmesi oftalmolojik ve sistemik muayeneleri içerir. Her iki gözde görme keskinliğinin değerlendirilmesi görme kaybını ekarte etmekte ve hastalığın progresyonunu takipde veya tedavinin etkinliğini değerlendirmede önem lidir. Pupillerin muayenesi ile optik sinir disfonksiyonu değerlendirilmelidir. Oküler hareketlerde kısıtlılığı belir lemek ve göz hareketlerinde ağrıyı ortaya çıkarmak için tüm ekstrem bakış pozisyonlarında ekstra oküler hareketle rin dikkatli bir incelemesi yapılmalıdır. Şiddetli orbital sellülit vakalarında fundoskopik muayenede retinal venüllerde dilatasyon ve optik disk ödemi gibi kompresif optik nöropati bulguları görülebilir. Santral retinal arter okluzyonu da bildirilmiştir. Sinüs muayenesi, nörolojik muayene, ve sepsis ve menenjit semptom ve bulguları için değerlendirme yapılmalıdır.1
Klinik olarak kesin veya şüpheli tüm orbital sellülit vakalarında orbita ve beyin CT'si çekilmelidir. CT orbital sellülit tanısını koydurur veya doğrular. Orbital sellüliti gösteren bulgular propitosis, oküler kaslarda inflamasyon, subperiosteal abse, veya orbital absedir.2,9 İpsilateral veya bilateral sinüzit de olmalıdır. Beyin görüntülemesi de önemlidir, çünkü orbital sellülit beyin absesi, menenjit ve kavernöz sinüs trombozuna ilerleyebilir.1
Mikrobiyolojik çalışmalar orbital sellülitli hastalarda akut olarak sıklıkla yardımcı değildir. Kan kültürleri alınmalıdır. Çok küçük çocuklarda ve SSS infeksiyonu bulgu ları olanlarda BOS kültürü ile LP yapılmalıdır. Oküler, nasal ve nasofaringeal muköz membranların kültürlerinin değeri sınırlıdır ve yapılmayabilir. Ancak, cerrahi sırasında çıkarılan her materyalden kültür alınmalıdır.1
Etyolojide en sık suçlanan bakteriler akut ya da kro nik sinüzite neden olan patojenlerdir. S. aureus, Streptokoklar, tiplendirilemeyen H. influenzae suşları, S. pneumoniae sıklıkla etkendir.1-3,6 Üst solunum yollarının anaerobik bakterileri de etken olabilir.3 Polimikrobial infeksiyon gelişebilir. Son yıllarda toplumsal kökenli metisilin rezistan S. aureus suşları da etken olarak bildiril mektedir.10 Orbitanın fungal infeksiyonu özellikle immünyetmezlikli bireylerde bazen görülür.
Çocukluk çağında orbital inflamasyonun ayırıcı tanı sında kavernöz sinüs trombozu, idiopatik inflammatuar orbital pseudotümör, Wegener granülomatozisi, sarkoi- dozis, lösemik infiltrasyon, lenfoma, rabdomiyosarkoma, nekrotik retinoblastoma, metastatik karsinoma, ve histiositosis X düşünülmelidir. Tiroid oftalmopatisi de genellikle başlangıç yavaş ve sinsi olsa da akut orbital inflamatuar proces olarak görünebilir.
Orbital sellülitli hastaların tedavisi pediatrik infeksiyon hastalıkları, otolaringoloji ve oftalmoloji disip linlerini içeren bir ekip gerektirir. Orbital sellülitli tüm hastaların hastaneye yatırılması gerekir ve tüm kültürler alındıktan sonra mümkün olduğunca çabuk intravenöz (IV) antibiyotikler başlanır. Başlangıç tedavide ampisilin/ sulbaktam seçilebilir.2 Nafsilin, metronidazol ve sefotaksim ile kombine tedavi de önerilir.1 Başlangıç antimikrobiyal tedavisinin seçiminde lokal duyarlılık paternleri yol gösterir. Antibiyotikler klinik seyir ve kültür sonuçları temelinde modifiye edilmelidir. Eskiden sinüs hastalığının böyle ciddi komplikasyonları olan hastalarda cerrahi drenaj önerilmesine rağmen son zamanlarda bu hastalar sadece antibiyotiklerle tedavi edilmektedir. Büyük, iyi tanımlanmış abseleri olan, komple oftalmoplejisi ve/veya önemli görme bozukluğu olan hastalarda absenin ve ilişkili sinüs(lerin) cerrahi drenajı yapılmalıdır. Diğer hastalara multi disipliner ekibin yakın gözlemi altında başlangıçta parenteral tedavi verilebilir. 24-36 saatte klinik düzelme olmazsa tekrar tomografi çekilir ve cerrahi tedavi düşünülmelidir.1,2 Klinik seyre göre parenteral tedavi en az 1 hafta verilir ve daha sonra oral yolla tedavi 3 haftaya tamamlanır.
Nasal dekonjestanlar tanı sırasında sinüs ostiasını aç mak, infekte sinüsden drenajı arttırmak, ve rezolusyonu hızlandırmak için sıklıkla yazılır. Nasal dekonjestanlara başladıktan sonra 7-10 devam etmelidir.
Fungal infeksiyonlarla meydana gelen orbital sellülitlerde seyir ve prognoz özellikle mukormikozis ve aspergillozis ile oluşanlarda bakterial orbital sellülitlerdekinden belirgin şekilde farklıdır. Fungal orbital sellülit tipik olarak immün defektli hastalarda veya diabeti iyi kontrol altına alınamayan diabetli hastalarda olduğu gibi metabolik asidozu olanlarda meydana gelir. Orbital sellülit subakut veya kronik bir seyir gösterebilir. Orbital apeks sendromu en şiddetli formdur. Orbital apeksden orbitaya uzanan tüm kranial sinirlerin (örn: 2, 3, 4, 5 ve 6. kranial sinirler) fonksiyon kaybı ile gider. Orofarinks veya nasofarinksde siyah skar benzeri lezyon meydana gelebilir.
Aspergillus orbital infeksiyonları en sık Aspergillus flavus, Aspergllus fumigatus, veya Aspergillus oryzae ile meydana gelir. Çocuklarda nadirdir ve aylar yıllar süren ağır kronik bir seyir gösterebilir. Belirgin bir predispozan faktör yoktur ve çoğu vaka diğer yönlerden sağlıklı olan bireylerde nemli iklimlere eğilimle meydana gelir. Aspergillus suşları ile meydana gelen orbital infeksiyonların semptom ve bulguları görme kaybı, sürekli künt bir ağrı, oküler hareketlerde azalma ya da kaybolma ve proptosisdir. Damakda ve nasofaringeal bölgede lezyon- lar nadiren meydana gelir. Tanı için biopsi gerekir.
Orbital fungal infeksiyonların efektif tedavisi sis- temik ve metabolik bozuklukların düzeltilmesini ve amfoteresin B gibi IV antifungal ajanların verilmesini gerektirir. Orbitanın ya da komşu infekte sinüslerin cerrahi debridmanı sıklıkla gerekir. Tedavi sıklıkla başarısızdır ve fatalite özellikle mukormikozisde olmak üzere nadir değildir.11
Bakteriyemik Preseptal Sellülit
Bakteriyemik preseptal sellülit sıklıkla 18 aydan kü çük süt çocuklarında görülür ve genellikle öncesinde birkaç gün süren viral bir üst solunum yolu infeksiyonu vardır.
Mikroorganizmanın sıklıkla nasofarinksde bir giriş kapı sından hematojen yolla yayılımı söz konusudur.3 Vücut ısısı aniden artar, 39°C üzerine çıkar ve göz kapaklarında aniden başlayan ve hızla ilerleyen şişme görülür. Şişlik genellikle üst ve alt göz kapağının iç kantusunda başlar ve 12 saat içinde göz küresini kapatabilir. Tutulan göz kapa ğında eritem ve şişlik tipiktir ve sıklıkla ağrı eşlik eder. Görmede değişiklik, proptosis, ve göz hareketlerinde bo zukluklar gibi orbital infeksiyon bulguları yoktur.1-3 Eğer göz kapakları açılamıyor ve göz hareketleri değerlendiri- lemiyorsa orbital kompütarize tomografi (CT) gerekli olabilir. Orbital tutulum şüphesi varsa oftalmolojik konsultasyon önerilir. İzole preseptal sellülitde CT genel likle gereksizdir.
Primer bakteriyemi sonucu meydana gelen preseptal sellülitte özellikle 3-36 ay arası çocuklarda olmak üzere yüksek olasılıkla Streptococcus pneumoniae (S. pneumoniae) etkendir.1 Haemophilus influenzae tip b (H. influenzae tip b) de bakteriyeminin sık bir nedeni olmasına rağmen konjuge H. influenzae aşısı yapılan ülkelerde na dirdir. H. influenzae tip b santral sinir sistemine (SSS) yayılma riski yüksek olduğu için özellikle tehlikelidir. Kesin bakteriyolojik tanı genellikle organizmanın kan kültüründe üremesi ile konulur.1,2
Adenovirüs çocuklarda preseptal sellülitin diğer bir sık nedenidir. Adenovirusun çocukluk çağı preseptal sellülitin ayırıcı tanısında düşünülmesi önemlidir, çünkü tablo kendisini kısıtlayıcı olmasına rağmen bazen bakteri- yel infeksiyonu taklit edebilir. Adenovirus, seröz olabilen karakteristik bol akıntısı ile tanınabilir. Göz kapağı şişmesi belirgin olabilir ama eritem genellikle minimaldir. Büyük çocuklarda preaurikular lenfadenopati sıklıkla meydana gelir ve kemosisle birlikte veya birlikte olmaksızın belirgin konjuktival hiperemi ve subkonjuktival hemoraji meydana gelebilir. Birlikte punktat keratopati olan vakalarda
fotofobi de fark edilebilir. Öyküde son zamanlarda diğer infekte kişilerle temas sıklıkla vardır. înfeksiyonun aile üyelerine, sağlık personeline ve diğer temaslılara bulaşı önlenmelidir.1
| | Preseptal sellülit | Orbital sellülit |
| Patogenez | Travma veya bakteriyemi | Sinüzit |
| Ortalama yaş | 21 ay | 12 yaş |
| Klinik durum | Periorbital endurasyon, eritem, sıcaklık, hassasiyet | Proptosis, kemozis, oftalmopleji, görme keskinliğinde azalma |
| Bakteri | Travma: S. aureus, Grup A Streptokok | S.pneumoniae, H. influenzae, M. catarrhalis, S. aureus, |
| | Bakteriyemi: S. pneumoniae, H. influenzae | Grup A Streptokok, Anaeroblar |
Bir yaşın altındaki bakteriyel preseptal sellülitli çocuk ların hastaneye yatışı düşünülmelidir. Sistemik toksisite bulgusu olan çocukların ve H. influenzae tip b'ye karşı bağışıklanması yetersiz olan çocukların da hospitalizasyonu önemlidir. Sistemik toksisite bulguları olan ve çok küçük yaştaki çocuklar için sepsis çalışması yapılmalıdır. Bu hasta larda menenjit riski olabileceği ve 12-15 aydan küçüklerde muayenede meningeal bulgular minimal olabileceği veya olmayacağı için lomber ponksiyon (LP) yapılması önerilir. Beyin omurilik sıvısı (BOS) bulguları bozuk olan çocuklarda kültür ve antibiyotik duyarlılık sonuçları çıkana dek vankomisin ve seftriakson kullanımı gerekir. BOS bulguları normal olanlarda sadece seftriakson kullanılabilir.2 Belirgin düzelme olduktan ve ateş düştükten sonra tedavi oral yolla 10 güne tamamlanabilir.
Post Travmatik Preseptal Sellülit
Post travmatik preseptal sellülit göz kapaklarının, yüzün veya kafa derisinin delici yaralarından sonra meydana gelir. Belirgin bir delici yaralanma olmadan künt travma sonrası da meydana gelebilir. Böcek ısırığı dahil lokal cilt travmalarının sekonder bakteriyel infeksiyonu preseptal sellülite yol açabilir. En sık saptanan etyolojik ajanlar Staphylococcus aureus (S. aureus) ve Streptococcus pyogenes (S. pyogenes) 'dir. Polimikrobial infeksiyonlar da meydana gelir. Diğer bakteriel nedenler Peptokoklar, Peptostreptokoklar ve Bakteroides gibi anaeroblardır. Aerob gram negatif basillerle infeksiyon nadirdir. Pasteurella multocida (P. multocida) köpek ve kedi ısırıkla rından sonra en sık post travmatik preseptal sellülit oluştu ran organizmadır.
Klinik semptom ve bulgular büyük oranda yaralan manın şiddeti, yaralanmadan sonra geçen zaman, infekte eden organizmaya bağlı olarak belirlenir. Tutulan kapaklar ödemli, eritemli ve tipik olarak hassastır. Sıcaklık artışı vardır. Ciltte hasar veya böcek ısırığı fark edilebilir. Bu hastalarda genellikle ateş, lökositoz gibi sistemik hastalık bulguları olmaz. Eğer abse gelişti ise subkutan dokularda fluktuasyon görülebilir. Lenfödem sonucu karşı tarafdaki göz kapağında da şişlik meydana gelebilir. İzole preseptal sellülit formlarında görme etkilenmez ve proptosis ve göz hareketlerinde rahatsızlık yoktur (Tablo 1). Nadiren göz kapağı ödemi gözün değerlendirilmesini önleyecek kadar şiddetli olur. Bu durumlarda göz küresini değerlendirmek ve orbital septumun posterior yapılarının tutulumunu ekar- te etmek için görüntüleme yöntemlerine baş vurulur. Şid detli post travmatik preseptal sellülit vakalarında oftalmo loji konsultasyonu önemlidir, çünkü göz küresi hasarı riski vardır.
Laboratuar incelemeleri tedavi planına yardımcı ol mak amacı ile mukopürülan materyalin Gram boyama ve aerobik ve anaerobik kültürlerini içerir. Komplikasyonsuz posttravmatik preseptal sellülit genellikle Gram-pozitif bakterilere karşı etkili olan ve oral verilebilen sefaleksin, dikloksasilin veya klindamisin gibi antibiyotiklerle tedavi edilebilir. Amoksisilin klavulanat veya ilişkili ajanlar köpek ısırması nedeni ile oluşan post travmatik sellülitte yüksek P. multocida prevalansı nedeni ile seçilecek ilaçtır. Tetanoz proflaksisi de standart öneriler doğrultusunda düşünülmelidir.1 Antimikrobial tedaviye hızlı cevap alın mazsa büyük abselerin cerrahi drenajı da gerekebilir.
Preseptal Sellülit
Preseptal sellülit terimi gözkapaklarının orbital sep- tumun anterior bölgesinde izole bulunan infeksiyoz olayını gösterir. Preseptal sellülite periorbital sellülit de denir. Orbital septum orbital çerçevenin periostundan gözkapaklarındaki tarsal plaklara vertikal olarak uzanan ince bir fasia tabakasıdır. infeksiyonun preseptal dokulardan orbita içine yayılımına karşı etkili bir barier oluşturur, böylece preseptal sellülit orbital sellülite ilerlemez.1,2 Preseptal dokular esas olarak iki yolla infekte olabilir: 1. Daha çok küçük çocuklarda görülen, ama her yaşda meydana gelebilen travma sonrası sekonder bakteriyel infeksiyon sonucu 2. Primer bakteriyemi sonucu preseptal sellülit meydana gelebilir. Bu yol özellikle bakteriyemi riski yüksek olan 3-36 ay arası çocuklarda meydana gelir. Konjuktiva, göz kapakları veya komşu yapıların lokalize infeksiyon veya inflamasyonunun yayılımı da preseptal sellülite neden olabilir.
Orbital ve Preseptal Sellülit Özet
Preseptal (periorbital) sellülit gözkapaklarının orbital septumun ön kısmına sınırlı infeksiyöz olayıdır. Preseptal sellülit yüz veya kafa derisindeki lokal bir cilt travma alanının sekonder bakteriyel infeksiyonu sonucu veya özellikle küçük çocuklarda olmak üzere primer bakteriyemi sonucu meydana gelebilir. En sık saptanan etyolojik ajanlar travma sonrası preseptal sellülitte Staphylococcus aureus ve Streptococcus pyogenes'dir. Primer bakteriyemi sonucu meydana gelen preseptal sellülitte ise daha çok Streptococcus pneumoniae ve aşının uygulanmadığı yerlerde Hemophilus influenzae type b'dir. Tutulan göz kapakları ödemli, eritemli ve hassastır, fakat proptosis ve göz hareketlerinde rahatsızlık yoktur ve görme etkilenmemiştir. Preseptal sellülit genellikle medikal tedavi ile düzelir.
Orbital sellülit orbital septumun arkasındaki göz yapılarının infeksiyonudur. Penetran orbital travmalar dışında orbital sellülit hemen daima sinüzit komplikasyonu olarak meydana gelir. Proptosis olması, göz hareketlerinde kısıtlılık ve ağrı orbital infeksiyonun bulgularıdır. Görmede azalma ve hatta körlük olabilir. Subperiosteal abseler, orbital abseler, beyin absesi, menenjit veya kavernöz sinüs trombozu gelişebilir. Orbital sellülitte etyolojik ajanlar genellikle akut veya kronik sinüzite neden olan organizmalardır. Hastaların çoğu sadece antibiyotiklerle tedavi edilebilir. Büyük, iyi sınırlı absesi, tam oftalmoplejisi ve/veya önemli görme kaybı olan hastalarda abse ve tutulan sinüs(ler) cerrahi olarak drene edilmelidir.
Anahtar Kelimeler: Göz kapağı hastalıkları; göz infeksiyonu; orbital hastalıklar
Turkiye Klinikleri J Pediatr Sci 2007, 3(2):42-45
Abstract:
Preseptal (periorbital) cellulitis is an infectious process in the eyelids that is isolated anterior to the orbital septum. Preseptal cellulitis results from seconder bacterial infections of sites of local skin trauma on the face or scalp or it occurs as a result of primary bacteremia, especially in young children. The etiologic agents most commonly identified are Staphylococcus aureus ve Streptococcus pyogenes in post traumatic preseptal cellulitis. Preseptal cellulitis resulting from primary bacteremia is likely to be caused by Streptococcus pneumoniae and also Hemophilus influenzae type b where the vaccine against this agent is not done. The involved lids are edematous, erythematous and tender, but proptosis and eye movement disturbances are absent and vision is unaffected. Preseptal cellulitis usually can be treated with medical therapy.
Orbital cellulitis is infection of orbital structures posterior to the orbital septum. Excluding cases due to penetrating orbital trauma orbital cellulitis almost always occurs as a complication of sinusitis. Proptosis, limited eye movement and pain with eye movements are the signs and symptoms of infectious orbital cellulitis. Decreased vision or even blindness can occur. Subperiosteal abscess, orbital abscess, brain abscess, meningitidis or cavernous sinus trombosis can develop. The etiologic agents are usually the organisms causing acute or chronic sinusitis. Most of the patients are treated with antibiotics alone. Patients with a large, well-defined abscess, complet opthalmoplegia and/or significant visual impairment should undergo surgical drainage of the abscess and involved sinus(es).
Key Words: Eyelid diseases; eye infections; orbital diseases
Dr.Gülnar ŞENSOY
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)