refleks etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
refleks etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Refleks Nedir? Refleks Nasıl Oluşur?

REFLEKS NEDİR?

Herhangi bir uyartı karşısında düşünülmeden, çok ani bir şekilde verilen tepkiye refleks diyoruz.

REFLEKS NASIL OLUŞUR?

Sıcak bir şeye dokunduğumuzda vücudumuz beyinin gösterebileceği tepkiden daha hızlı hareket eder. Derideki ufacık alıcılar sıcaklık duyusunu (yada başka zarar vericinin uyartısını) tespit eder ve sinirler yoluyla hemen omuriliğin ganglion denen bir sinir düğümüne haber gönderir. Gangliondan iki haber iletisi çıkar. Biri omurilikten beyine gider ve muhtemel tehlikeyi haber verir. Cevap iletisi kaslara ulaşır ve birdenbire büzülmesine ve hızla elimizi geri çekmemizi sağlar. Parmağımızın yandığını anladığımız ve beynimiz acıyı tespit ettiği zaman elimiz tehlikeden uzaktadır. Bu bir istemsiz harekettir, bu hareketi oluşturan işleve refleks yayı denir. Refleks yayı vücut savunmasının önemli bir mekanizmasıdır. Örneğin gözümüzün nazik yüzeyi "göz kırpma refleksi" ile korunur.
refleks nedir, refleks nasıl oluşur, refleks nasıl meydana gelir

En basit bir refleks vücudumuzdaki 12 milyar nöronun yalnız üçü ile olur. Herhangi bir sinir hücresi bir uyarı alınca bir sinir düğümüne bağlı olan aksonu boyunca bir uyartı haberi gönderir. Uyartı buradan bir motor sinire haber ileten omurilikteki ilgili nörona geçer. Motor nöron, vücudun uygun bölgesine gerekli cevabı ileterek kasları harekete geçirir ya da durdurur.

Günlük yaşamımızda, sıcak bir yüzeye dokunduğumuz ya da vücudumuza bir iğne battığı zaman, ilgili refleks yayı, beynin yardımı gerekmeden elimizi çekmemizi sağlar. Bütün bilgiler omurilik tarafından cevaplandırıldığı için kaslar hemen harekete geçebilir.

Çok az sonra da deride bulunan acı alıcıları beyine haber ulaştırır ancak bu ana kadar kaslar gerekli hareketi zaten yapmış olurlar. Acının önlenmesi sağlanırken oldukça karmaşık hareketler gerektiği için, normal olarak üçten pek fazla nöron bu işleve katılmıştır.

Diz kapağı altındaki kas kirişine vurulduğunda aynı refleks yayı meydana gelir. Burada kasa yapılan basıncı ölçen alıcılar omuriliğe yanlış bilgiyi iletir, omurilikten gelen emirle ayağın ani bir fırlama hareketi yapmasına neden olur.

Refleks Bölgeleri

REFLEKS BÖLGELERİ
Vücut tarafından bazı etkilere karşı oluşturulan tepkilere rekleks hareketleri denir. Örneğin, bir doktor elindeki lastik bir çekiçle dizimizin belirli bir noktasına hafifçe vurduğu zaman böyle bir hareket izleriz. Bacağımız sanki hafifçe bir futbol topuna vuruyormuş gibi yukarı doğru hareket eder. Doktor, bu durumda kişinin reflekslerini kontrol etmiş olur. Her insanın refleks bölgeleri vardır ve bu alanlar herkeste aynıdır. Doktorlar refleks alanı sözcükleriyle, sinirlerin refleks yolları üzerinde bulunan ve iç organlarla bağlantılı cilt kısımlarını ifade etmektedirler. İç organların bazılarının hastalanması, cildin belirli kısımlarının özellikle hassaslaşması-na yol açar. Sağ kaburgalarımızın alt kısmından sağ kürek kemiğine kadar uzanan sancılar, safra kesesiyle ilgilidir. Bu bölgede oluşturulacak bazı özel etkilerin aksi yönde iyileştirici sonuçlara yönlendirilebileceğini savunanlar vardır. Bunların en önemlilerinden akupunktur, ayak refleks masajları gibi yöntemler Uzakdoğu'dan çıkarak, Batı toplumunda da giderek artan bir önem kazanmaya başlamıştır.

Doğum Nasıl Olur?

Doğum Nasıl Olur? Doğumun Nasıl Gerçekleştiğine Birlikte Bakalım...

Annenin son adet görmesinden, yaklaşık olarak, ikiyüz doksandört gün sonra, doğum yakındır. Erken doğumlar olduğu gibi, geç doğumlar da vardır. Uterusun (rahimin) ilk kasılmalarını sezen anne, doğumun çok yakında olacağını söyler. Uterusun çok güçlü kasları, düzenli aralıklarla kasılmaya başlar. İlk olarak yarım saatte bir, sonra çeyrek saatte bir. Kasılmalar bu kadar sıklaştığında da anne hastaneye gider ve doktorunu çağırır.

doğum nasıl olur doğum nasıl gerçekleşir bebek nasıl doğar

Uterus kasılmalarının temposu sıklaşır; iki kasılma arasında bir dakika bile geçmez olur. Kasılma iki türlüdür: Açılmaya yardım edenler ve fırlatmaya yardım edenler. Bu süre içinde vagina da azar azar açılır, genişler.

Doğum süresi, (buna fransızcada, iş anlamına gelen travay denir) her kadına göre değişir. Çoğu zaman ilk doğum biraz daha uzun zaman alır. Fiziksel ve ruhsal bakımdan sağlıklı bulunan kadın, rahatlama ve soluk alma idmanları yaparak bu olaya kendini özenle hazırlamışsa, doğumun kolayca ve çok çabuk olduğunu görür.

Uterus kasılması, bebeğin geçebilmesi için uterusun alt ucundaki uterus boynunu açar. Boynun her yönü düzenli biçimde açılır; çünkü, uterusun kasılması çocuğun içinde bulunduğu su kesesini itmiş ve su kesesi de bu basıncı boynun her noktasına aynı şiddetle ulaştırmıştır. Su kesesi, bu her yana yaptığı eşit baskıyla boymu düzenli olarak açtıktan sonra, yine uterus kasılmasının sürekliliği yüzünden, vagina içine gelen yerinden yırtılır. Su kesesinden sıvı vagina içine oradan dışarıya akarken, su kesesinin bıraktığı boşluğa çocuk itilir. Uterus kasılmalarının ardı kesilmediği için çocuk vagina içine ve oradan dışarı kolayca yönelir. Tam bu anda, anne, hiç elinde olmadan, olanca gücüyle "ıkınır". Annede bütün kaslar, refleksler (isteğimizden bağımsız olarak, herhangi bir uyarı sonucu oluşan kas ve organ çalışmaları), heyecanlar hep birbiriyle uyumlu olarak çalışır, birkaç kasılma da bebeği dışarı fırlatmaya yeter.

Genellikle, ilk önce bebeğin başı çıkar. Buna başla geliş denir. Ayakla gelişler de olur. Buna makat geliş denir. O zaman, doğumu kolaylaştıran kimse versiyon (çevirme) yapar. Doğanın bu gibi fantazileri, iyi bir doğumcu için çok kolay aşılan engellerdir.

Çocuktan sonra, plasentanın (son) ve çocuğun içinde bulunduğu boş kesenin de dışarı atılmasıyla her şey biter. Uterusun son kasılmalarıyla, bunların da dışarı atılması yaklaşık olarak, yarım saat sürer. Demek ki, bu kalıntılar bebekten yarım saat kadar sonra atılıyor. Bebeğin tümü dışarı çıkar çıkmaz, göbek bağı, ortasından, birbirine yakın iki düğümle bağlanır; sonra, iki düğüm arasından kesilir. Göbek bağı düğümlenip kesilir kesilmez, çocuk, genellikle, bu dünyaya gelişini keskin çığlık ve ağlamalarla selamlar. Bu da akciğerlerinin çalışmasına yol açar. Artık o da öteki insanlar gibi soluk alarak yaşayacaktır. Anneden oksijeni kendisine getiren göbek bağı kesiliverdi artık. Bu sebeple annelerin bir çoğu kızlarına doğum yapmanın bir kadın için çok ilginç bir şey olduğunu söyler.. Bir çok anne, bu iş olurken ille de anestezi (ilaçla uyuşturma) isterler. Ben, bunu çok üzücü buluyorum. Doğumun tam ortasında anne "Artık buna dayanamayacağım" diye yakınır. O zaman kendisi uyutulur ve uyandığı zaman çocuk çoktan beşiğini boylamıştır. Tabiî, bu anestezi (uyuşturma) eğer doğum olayını durdurmadıysa. Bu anne, kendine gelince, bir yalnızlık duyar. Bu duygu anlatılması güç bir boşluk izlenimidir. Hastane kuralları elverince de, bebek kendisine getirilir. Annenin ilk sözü "Bu benim mi?" olur, çünkü onu tanımıyor. Öyleyse, gebelikle ana ve bebeğin ilk karşılaşması arasında bir kopukluk, bir tür kesiklik var demektir. Bu hoş bir şey olamaz.

Bunun tersi, bir kadın için uyutulmayı istememek cesareti kendisine unutulmaz bir doğum deneyimi kazandırır. Kendi vücudundan çocuğunun başının çıktığını görür, en küçük çizgilerine kadar farkedebilir. Annenin belleğine, bu çizgiler, bir daha hiç silinmemek üzere yerleşir. Bunun kendi bebeği olduğunu bilir. Hekim çocuğunu kendisine bağlayan kordonu keserken görür. Uyumadığı için, annenin kollarına uzatılan çocuk uyanıklığının en büyük ödülü olur. Bütün bu olup bitenler onun dişiliğinin en değerli tacıdır. Bir kadın olmaya gelince, bu da sonuna kadar iyi bir şeydir!

Dr. Chollete - Aramalar: bebek ne zaman doğar, hamilelikten kaç gün sonra bebek doğar, bebek anne karnında nasıl nefes alır, bebek anne karnında nasıl beslenir, doğum nasıl gerçekleşir