Gençlik İksiri: C Vitamini
C vitamini gençliği korumada büyük bir rol oynar. Vücuttaki esas fonksiyonlarından biri, bağ dokularını kuvvetli ve esnek bulundurmaktır.
Vitaminler hakkında pek çok araştırma yapmış Dr. Walter H. Eddy, vitaminler hakkında yazdığı kitapta, C vitaminin eksikliğinden meydana gelen hastalıklardan skorbüt ile yaşlılık bunamasının aynı olduğunu tanımlamıştır. Skorbüt'de hastalık belirtisi gayet çabuk ortaya çıkar. Deri sertleşip buruşur, kemikler erir, diş ve diş etleri ile kan damarlarında ve eklemlerde bir takım değişimler görülür. Tıpkı yaşlılık bunamasında olduğu gibi.
Dr. Bogomoletz de yazılarında, bağ dokularının tam sağlıklı bir şekilde tutulduğu müddetçe ihtiyarlığın göze görünür şekilde gerilemekte olduğunu söylemektedir.
Zamanla bağırsak duvarlarında ve kan damarlarındaki değişiklikler yüzünden C vitaminine olan gereksinim artabilir. Eğer bağ dokularınızı genç tutmak istiyorsanız, her öğünde 100 mg. C vitamini almanız gerekir. Bunu doğal yollardan yapmak isterseniz üç bardak portakal suyu, üç yeşil biber ya da yarım lahanayı (salata şeklinde) yiyerek alabilirsiniz. Vitamin tabletleri ile de bu eksiklik giderilebilir fakat vitamin desteğini tamamen tabletlerden almak doğru olmayacaktır. Doktorunuza danışmadan vitamin tabletlerine başvurmayınız. Yaşlanmayı geciktirici etkisinin dışında vücut için birçok fonksiyonu olan c vitaminini yeşil sebzelerde, turunçgillerde ve diğer bir çok meyvede, maydanozda ve daha bir çok bitkide bol miktarda bulabilirsiniz. Bu meyve ve sebzeleri taze olarak ve pişirmeden yemek alacağınız vitamin miktarını kat ve kat arttıracaktır.
yaşlanma etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
yaşlanma etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Yaşlılık
YAŞLILIK
Niçin bazı ağaçlar 8 bin yıldan fazla yaşarken bazı sineklerin ömrü 1 gündür? Niçin bir insan en çok 120 yıldan fazla yaşayamaz? Jerontolog denen yaşlılık uzmanları bu soruyu tek bir yanıtla cevaplandırmıyorlar. Amerikalı Doku Bilimi Uzmanı Leonard Hayflick, insanın ihtiyarlamasında kalıtım dokularımızın "genlerin" sorumlu olduğunu ve insanın varlığının ilk saniyesinden itibaren bir tür hayat saati bulunduğunu, ömrün sınırlarını bu saatin çizdiğini öne sürüyor.
Aynı uzmanın mesai arkadaşı W. Donner Denckla ise, gerek insanlarda gerekse hayvanlarda daha gençlik yıllarında salgılanan hipofiz hormonunun yaşlılığa neden olduğunu ölümün vadesini de bu hormonun saptadığını öne sürüyor.
Kesin olan, insanın artan yaşı ile birlikte bazı yeteneklerini kaybetmeye başlamasıdır. Yaşlılıkta ölen dokuların yenilenmesi ve onarılması yavaşlamakta, iyi ve kötü dokuların birbirinden ayırt edilmesi giderek güçleşmektedir.
Bunda ergenlik ve menopoz dönemlerindeki hormon dürtüsünün de etkisi bulunmaktadır. Bu olaylar insanın hayatında yeni dönemler oluşturmaktadırlar. Bilinen başka kesin bir gerçek de, bizlerin dedelerimiz, ninelerimiz, annelerimiz, babalarımızdan daha uzun yaşadığımızdır. Geçtiğimiz yüzyılın sonunda Avrupa'da ortalama insan yaşı 50 düzeyindeydi. Bugün ise ortalama insan ömrü sanayileşmiş ülkelerde 78 yıla ulaşmış bulunuyor. Aynı zamanda bir yaşlılık uzmanı olan eski Alman Aile Bakanı Ursula Lehr, gençlik yaşlarının zamanımızda giderek uzadığını belirterek, "Sağlık, dış görünüş ve içimizdeki dinamizm bakımından yüzyılımızın başında 49 yaşındaki bir kadını karşılaştırmak mümkün olsa günümüzde 70 yaşındaki bir kadından daha yaşlı olduğunu görürdük" diyor.
Yaşam saatimiz durmadan ilerliyor. Ancak bu saat birçok yaş gençte geri kalmaktadır. Bir insanın yaşı, yaşanan yıllardan değil, bilakis kişiliğinden ve kişiliğinin bireysel özelliklerinden kaynaklanmaktadır. İyi dostlardan oluşan bir çevre, bir hayat iksiri gibi olumlu etki sağlar. Ayrıca olaylara karşı merak ve ilgi, bedensel ve zihinsel jimnastik ve sağlıklı bir beslenme de bu alanda etkili olmaktadır.
Yaşlılık, cinsellik (cinsel iktidar) ile de bağımlıdır. Tüm yaşamı boyunca cinsel olarak aktif bulunan kişilerin, daha yüksek yaşlarda daha fazla cinsel etkinliğe sahip olduklarını söylüyor. Psikiyatrisi O.J. Thienhaus ise, ileri yaşlara kadar yaşayabilenlerin cinsel açıdan da etkin olduklarını söylüyor.
Niçin bazı ağaçlar 8 bin yıldan fazla yaşarken bazı sineklerin ömrü 1 gündür? Niçin bir insan en çok 120 yıldan fazla yaşayamaz? Jerontolog denen yaşlılık uzmanları bu soruyu tek bir yanıtla cevaplandırmıyorlar. Amerikalı Doku Bilimi Uzmanı Leonard Hayflick, insanın ihtiyarlamasında kalıtım dokularımızın "genlerin" sorumlu olduğunu ve insanın varlığının ilk saniyesinden itibaren bir tür hayat saati bulunduğunu, ömrün sınırlarını bu saatin çizdiğini öne sürüyor.
Aynı uzmanın mesai arkadaşı W. Donner Denckla ise, gerek insanlarda gerekse hayvanlarda daha gençlik yıllarında salgılanan hipofiz hormonunun yaşlılığa neden olduğunu ölümün vadesini de bu hormonun saptadığını öne sürüyor.
Kesin olan, insanın artan yaşı ile birlikte bazı yeteneklerini kaybetmeye başlamasıdır. Yaşlılıkta ölen dokuların yenilenmesi ve onarılması yavaşlamakta, iyi ve kötü dokuların birbirinden ayırt edilmesi giderek güçleşmektedir.
Bunda ergenlik ve menopoz dönemlerindeki hormon dürtüsünün de etkisi bulunmaktadır. Bu olaylar insanın hayatında yeni dönemler oluşturmaktadırlar. Bilinen başka kesin bir gerçek de, bizlerin dedelerimiz, ninelerimiz, annelerimiz, babalarımızdan daha uzun yaşadığımızdır. Geçtiğimiz yüzyılın sonunda Avrupa'da ortalama insan yaşı 50 düzeyindeydi. Bugün ise ortalama insan ömrü sanayileşmiş ülkelerde 78 yıla ulaşmış bulunuyor. Aynı zamanda bir yaşlılık uzmanı olan eski Alman Aile Bakanı Ursula Lehr, gençlik yaşlarının zamanımızda giderek uzadığını belirterek, "Sağlık, dış görünüş ve içimizdeki dinamizm bakımından yüzyılımızın başında 49 yaşındaki bir kadını karşılaştırmak mümkün olsa günümüzde 70 yaşındaki bir kadından daha yaşlı olduğunu görürdük" diyor.
Yaşam saatimiz durmadan ilerliyor. Ancak bu saat birçok yaş gençte geri kalmaktadır. Bir insanın yaşı, yaşanan yıllardan değil, bilakis kişiliğinden ve kişiliğinin bireysel özelliklerinden kaynaklanmaktadır. İyi dostlardan oluşan bir çevre, bir hayat iksiri gibi olumlu etki sağlar. Ayrıca olaylara karşı merak ve ilgi, bedensel ve zihinsel jimnastik ve sağlıklı bir beslenme de bu alanda etkili olmaktadır.
Yaşlılık, cinsellik (cinsel iktidar) ile de bağımlıdır. Tüm yaşamı boyunca cinsel olarak aktif bulunan kişilerin, daha yüksek yaşlarda daha fazla cinsel etkinliğe sahip olduklarını söylüyor. Psikiyatrisi O.J. Thienhaus ise, ileri yaşlara kadar yaşayabilenlerin cinsel açıdan da etkin olduklarını söylüyor.
Sponsorlu Bağlantılar:
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)