tiroid etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
tiroid etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Tiroid Bezinin Vücuttaki Görevi Nedir?

TİROİD BEZİNİN VÜCUTTAKİ GÖREVLERİ NELERDİR?

Tiroid bezi, boynumuzun alt kısmında, nefes borusunun hemen önünde bulunan görüntüsü kelebeğe benzeyen küçük bir organdır. Ağırlığı yetişkin bir insanda 20 ila 40 gram arasında değişmektedir. Normal büyüklükte olan tiroid bezinin dışarıdan bakıldığında görülmesi pek mümkün değildir. Ancak zayıf insanlarda dışarıdan görülebilmektedir. Tiroid bezinin vücuttaki en temel görevi tiroid hormonu salgılamaktır. Vücudun metabolik olaylarının düzenlendiği T3 ve T4 adı verilen iki hormonu üretip kana salgılar. Tiroid hormonları vücutta bir çok farklı fonksiyonun doğru zamanda yerine getirilmesini sağlar. Vücudun saati diyebileceğimiz bir görev üstlenir. Tüm hücrelerin çalışma hızlarını ayarlar. Saçımızdaki telden, ayağımızdaki tırnağa kadar tüm hücrelerdeki çalışma hızını tiroid hormonu ayarlar. T3 ve T4 hormonların kandaki seviyelerinin yüksek ya da düşük olması kişide bir takım problemlerin olduğunun göstergesidir.

Tiroid Kanseri Nedir?

TİROİD KANSERİ

Tiroid bezi boyunda bulunur. Nefes borusunun önündedir. Görünümü itibariyle kelebeği ya da papyonu andıran bir organdır. Hormon üretimi yapan organlardan biridir. Ürettiği hormon metabolizmayı düzenleyen en önemli hormondur. Tiroid hormonunun vücutta çok önemli görevleri vardır. Bu görevlerin doğru bir şekilde ve doğru zamanlarda gerçekleşmesini sağlar. Vücudun ısısı ve nemini, kadınların adet döngülerini, kalbin dakikadaki atış sayısını, saçların ve tırnakların ne sıklıkla uzayacağını, ne kadar kilo alınacağı gibi birbirinden çok farklı ve önemli görevlerin düzgün bir şekilde gerçekleşmesinden sorumludur. Özellikle kilo alıp verme sorunu yaşayan kadınlar için kan şekeri seviyesinden sonra ilk bakılan parametre tiroid hormonu seviyeleridir.

Tiroid bezinde ortaya çıkan bazı iyi huylu ve kötü huylu tümörler olabilmektedir. Tiroid bezinin iyi huylu tümörü guatr olarak tanımlanır ve halk arasında da guatr hastalığı olarak bilinir. Guatr daha çok vücuttaki iyot eksikliğinden kaynaklanan, tiroid bezinin büyümesi olarak ortaya çıkan bir hastalıktır. Halk arasında guatr ile tiroid çok sık karıştırılmaktadır. O kadar ki tiroid bezine guatr bezi diyenlere rastlamaktayız. Daha önce de dediğimiz gibi, guatr, tiroid bezinin hacim olarak büyümesinden başka bir şey değildir. Bunun dışında tiroid bezinde ortaya çıkan diğer şişlikler ve kitleler kötü huylu tümörlerdir. Kötü huylu tümörler tedaviden sonra tekrarlayabilirler. Tiroid kanseri, diğer kanser türlerinde olduğu gibi kötü huylu kanser hücrelerinin komşu hücreleri ve uzak hücreleri etkileyerek yayılmasıdır. Bu şekilde vücutta yayılım gösterir ve dokuların, organların fonksiyonlarının bozulmasına ya da tamamen çalışmamasına neden olurlar.

İlgili aramalar: tiroid kanseri nedir? tiroid kanseri nasıl olur? guatr nedir?

Tiroid Ameliyatı Hakkında Bilgi



Tiroid Ameliyatı, Tiroid Ameliyat Sonrası

Hangi hasta­lara tiroit ameliyatı yapılır?

Tiroit ameliyatı tiroit bezinin çok büyük olduğu yani büyük bir guat­rın olduğu ve guatrın etraftaki dokulara baskı yaptığı durumlar ile büyük bir nodülü olan veya nodülde kanser veya kan­ser şüphesi olan hastalarda ve dalan guatr denen tiroit bezinin göğüs kafesine girmesi durumlarında yapılır. Graves hasta­lığı denen tiroit bezinin çok çalıştığı hastalarda da bez büyükse tiroit ameliyatı yapılabilir.
İçe­risinde nodül olmayan düz ve küçük bir guatrda veya küçük bir nodülde (iyi huylu olan) ve bezi çok büyük olmayan Graves hasta­larında ameliyat yapılmaz. Bu konuda karar almak ve muayene olmak için ilkönce bir endokrinoloji uzmanına baş­vurunuz. Endokrinoloji uzmanı sizi bu konuda yönlendirecek ve tedavinize karar verecektir.

Ameliyatta Tirot Bezinin Ne kadarı Alınır?

Ameliyatın tipi ve bezden ne kadar parça alınacağı hastalığın durumuna, hastanın yaşı­na, nodulun tipine ve kanser olup olmadığına bağlı olarak değişir.
Tiroit kanseri, çok nodüllü guatr veya Graves hastaların­da tiroit bezinin tamamına yakını ameliyatla alınır.

Tek nodül varsa nodulun olduğu taraftaki lob tamamen alınır ve ilave­ten öbür lobdan bir kısım parça daha alınır. Yani bezin hepsi alınmaz.

Ameliyat sırasında tiroit bezinden alınan parça patologa gönderi­lir. Bu incelemede eğer kanser varsa veya kanser şüphesi ortaya çıkarsa operatör doktor bezin tamamını ame­liyatla alır. Ancak bazen nodulun frozen ile kanser olmadığı saptansa bile ameliyat sonrası bezin baş­ka bir yerinde ufak bir kanser teşhisi konabilir. Bu durumda yapılacak ikinci bir ameliyatla geri kalan tiroit parçası­nın da alınması gerekir.

Ameliyat öncesi nasıl bir hazırlık yapı­lır?

Nodulunuz varsa ameliyat öncesi mutlaka biyopsi yapılır.
Ameliyat öncesi tam bir muayeneden geçersiniz. Bu amaç­la önce endokrinoloji uzmanına başvurmanız ve muayene olmanız gerekir. Tansiyon, kalp hastalığı ve diğer hastalıkla­rın olup olmadığına ve varsa bunların ameliyata engel teşkil edip etmeyeceğine bakılır. Tiroit hormonları ölçülür ve di­ğer kan tetkiklerine (şeker, üre ve karaciğer testleri ile kan sayımı, kanama zamanı gibi) bakılır. Özellik­le tiroit hormonlarının ameliyat öncesi normal olması gerekir.

Tiroit ameliyatı olacak hastaların ses telleri ameliyat önce­si muayene edilir.
Anestezi doktoru sizi ameliyattan önce muayene eder, dosyanızı ve tetkiklerinizi inceler ve kullan­dığınız ilaçları sorar. Kullandığınız ilaçları ve allerjiniz varsa mutlaka doktorunuza söyleyiniz. Özellikle ka­nı sulandıran aspirin, klopidogrel ve Coumadin gibi ilaçlar alıyorsanız bunlar ameliyatta kanamayı artıra­cağından tehlikeli olabilir. Bitki (herbal) ilaçlar kullanıyorsanız ameliyattan bir hafta önce bu ilaç­ları kesiniz ve bunları kullandığınızı doktorunuza söyleyiniz.

Şeker hastalığınız varsa açlık kan şekerinin ameli­yat öncesi 200 mg/dl'nin altına inmesi uygun olduğundan endokrinoloji uzmanına başvurarak şeker hastalığınızı tedavi etti­riniz ve ameliyat için doktorunuzun önerilerini alınız.

Kalp hastalığınız varsa kalp doktoruna (kardiyolog) muayene ola­rak ameliyat için önerilerini alınız.

Ameliyat Edecek Cerrahı Nasıl Seçmeli?
Sizi ame­liyat edecek doktorun (cerrahın) sık sık tiroit ameliyatı sık yapan, yani bu konuda ustalaşmış bir doktor olmasına dik­kat etmek faydalıdır. Sık tiroit ameliyatı yapan (yılda en az 50) bir cerrahın komplikasyon sayısı da az olur. Bu konu­da endokrinoloji uzmanının görüşünü alınız.

Tiroit ameliyatı ne kadar sürer?

Ameliyat, genel anestezi ile yapılır ve genellikle 2-2.5 saat sürer. Boynunuzda kolye şeklinde bir kesi yapıla­rak tiroit bezinin bir kısmı veya tamamı alınır. Ameliyat salonundan çıktıktan sonra 1-2 saat uyanma odasında kalır­sınız

Ameliyat için hastanede ne kadar süre kalınır?
Ameliyatın tipine göre değişmekle birlik­te genellikle 1-2 gün kalınır. Ameliyattan sonra ne zaman işe başlarım?

İki-üç hafta içinde iyileşir ve normal yaşan­tınıza devam edersiniz.

Tiroid Ameliyatı Sonrası ne gibi şikayetler olabilir?

Ameliyat salonun­dan çıktıktan sonra anestezimin etkisine bağlı olarak hafif yorgunluk olabilir. Ameliyathaneden geldikten sonra yataktan ken­diniz kalkmaya çalışmayın. Boynunuzda ameliyattaki kesiye bağlı olarak ağrı olabilir. Bunun için ağrı kesici ilaç dok­torunuz tarafından size verilebilir.
Bazen boğazda anestezi tüpünün etkisine bağlı ola­rak ağrı ve farenjit olabilir. Buz ve gargaralar bu ağrı için faydalı olur.

Ameliyat bölgesinde ani bir şişlik olur­sa kanama oluyor demektir; hemen doktorunuza haber verin.

El ve yüzde karıncalanma, uyuşma ve kasılma olur­sa doktorunuza söyleyiniz. Tiroit ameliyatı sonrası ellerde ve bacaklarda uyuşma, karıncalanma ve kasılma olma­sı kanda kalsiyumun düştüğü anlamına gelir. Kan kalsiyumunda düşme varsa size doktorunuz tarafından kalsiyum hapı ve­rilir.

Ameliyat günü ve ertesi günü durumunuza ve doktorunuzun kararma göre sulu gıdalar yenmeye başlanabilir. Bu arada pan­sumanınız değiştirilir. Ameliyat eden doktor sizi 1-3 hafta sonra kontrole çağırabilir. Ameliyat ye­ri birkaç haftada iyileşir. Ameliyatla tiroit bezinizin hepsi alınmışsa tiroit hormon ilaçları başlanabilir. Tiroit kan­seri varsa daha sonra radyoaktif iyot tedavisi olacağınızdan bu ilaçlara başlanmayabilir.

Ameliyat yerin­de renk değişikliği olmaması için güneş ışığından boynunuzu koruyun.

Ameliyat sonrası bazı hastalarda olu­şan ses kısıklığı zamanla düzelir. Çok nadiren ses tellerinde oluşan hasar kalıcı olabilir

İşinize 7-10 gün son­ra başlayabilirsiniz.
Ameliyattan sonra ağır spor yapmayınız ve ameliyat yerinin kuru olmasına dikkat ediniz.

Ameliyat keşi yerinde şişme veya kanama olursa hemen sizi ameliyat eden doktorunuza başvu­runuz.

Tiroit ameliyatının yan etkileri (komplikasyonları) nelerdir?
Tiroit bezi boyundaki çok önemli da­mar ve sinirlerle komşuluk içindedir. Sinirlerin ameliyat sırasında kesilmesi ses kısıklığı yapabilir. Paratiroit bezi denen ve kan kalsiyumunu ayar­layan bezlerin ameliyat sırasında hasar görmesi veya kanlanmasının daha sonra azalması nedeni ile kan kalsiyum düşüklüğü gelişebilir. Ameliyat ile ilgili yan etkiler (komplikasyonlar) aşağıda veril­miştir. Bu komplikasyonlar çok nadir görülür. Bu nedenle korkmayınız. Önemli olan iyi ameliyat yapan bir cerrah bulmanızdır.

Ameliyat yerin­de kanama: Çok nadiren olabilir.

Ses kısıklığı:, Birkaç gün sürebilir sonra düze­lir. Bazen ses kısıklığı birkaç ay sürer ve sonra düzelir. Birkaç aydan sonra düzelmez ise ses tellerinin sinirinde hasar olmuş demek­tir ve düzelmesi çok nadiren görülür.

Kalsiyumda düşme: Ameliyat sonrası en iyi merkez­lerde bile hastalann %1-2'sinde görülür. Ameliyatta tiroit bezinin arkasında bulunan ve kan kalsiyumunu ayarlayan paratiroit bezlerin­de hasar olmuş olabilir veya bu bezlerin kanlanması ameliyat nedeniyle bozulduğundan paratiroit hormonu az sal­gılanabilir. Ameliyat sonrası el ve ayaklarda uyuşma, karıncalanma ve kasılma gibi şikayetleriniz var­sa kan kalsiyumu düşük demektir. Bu durumda endokrinoloji uzmanının kontrolünde kalsiyum almak gerekir. Kalsiyum düşük­lüğü bazen geçici olur ve 6 ay içinde düzelir. 6 ay içinde kalsiyum düşüklüğü düzelmezse ömür boyu devam eder. Bu tür hastala­rın ömür boyu kalsiyum ve D vitamini almaları gerekir.

Tiroit hormon yeter­sizliği (hipotiroidi): Tiroit bezinden alınan parçanın miktarına göre tiroit hormon yetmezliği gelişir. Be­zin yansı alınan hastalarda da tiroit hormon ilacı almak gerekebilir. Bezin tamamı alınanlarda ömür boyu tiroit hormon ilacı kullan­mak gerekir.

Ameliyattan sonra kontrol için hangi doktora gitmeli?

Ameliyattan son­ra sizi takip edecek olan doktor endokrinoloji ve metabolizma uzmanıdır. Ameliyatınızın tipine, patoloji sonu­cuna göre ve kandaki hormon ve kalsiyum durumunuza göre endokrinoloji uzmanı tedavinizi ve ilaç­larınızı ayarlar. Ameliyattan son­ra endokrinoloji uzmanına giderken ameliyat raporu, epikriz, ameliyat patoloji raporu ve diğer tetkiklerinizi mut­laka yanınızda bulundurun.
Tiroit kanseri nedeniyle ameliyat olmuşsanız veya ameliyatta kanser çık­mışsa, radyoaktif iyot tedavisi ve vücut taraması için doktorunuz sizi nükleer tıp uzmanına gönderebilir. Bura­dan alınan randevuya göre ilaçlarınız ayarlanır.

Kan kalsiyumunuz düşükse kalsiyum ha­pı endokrinoloji uzmanının kontrolü ve önerisi doğrultusunda hiç kesilmeden ömür boyu alınır. Kalsiyum düşüklüğünün ge­çici olup olmadığını anlamak için ameliyattan birkaç ay sonra doktor kontrolü altında kalsiyum ilaç dozu biraz azal­tılıp kan kalsiyumuna bakılır. Eğer ilaç kesilince kan kalsiyumu düşüyorsa kalıcı bir kalsiyum düşüklüğü var demek­tir ve ömür boyu kalsiyum almak zorunda olduğunuzu bilmeniz gerekir.

Ameliyatta kanser çıkma­mış, yani patoloji sonucu iyi huylu ise bu durumda kullanacağınız ilaç ve kontrolleriniz endokrinoloji uzmanı tarafın­dan ayarlanır.

Ameliyat sonrası hormonlarınız ve kalsiyumunuz normal olsa bile belirli aralıklarla endokrinoloji uzma­nına kontrole gidiniz ve hormon ve kalsiyum tetkiklerinizi yaptırınız. Bazı hastalarda ameliyattan bir süre sonra hormon eksik­liği ve kalsiyum düşüklüğü gelişebildiği gibi özellikle nodul ameliyatı olanlarda geride tiroit bezi bırakılmış­sa, bu tiroit bezi parçasında tekrar nodul gelişebilmektedir. Bu nedenle endokrinoloji uzmanına kontrole gitmeyi ihmal etme­yiniz.

Tiroid Tetkikleri, Tiroid Sintigrafisi, Tiroid Ultrasonografisi



Tiroit Tetkikleri; Tiroid Sintigrafisi, Tiroid Ultrasonu

Tiroit hastalık­larının teşhisi için bazı tetkiklerin yapıl­ması gerekir. Bu tetkikler aşağıda verilmiştir:

a) Kan Testleri:

Sıklıkla kullanılan kan testleri serbest T3, serbest T4, TSH, anti-TPO antikoru, anti-tiroglobulin antikoru, TSH-reseptör antikoru, tiroglobulin ve kalsitonin hormon­larının kan düzeylerinin ölçülmesidir.

T4 ve T3 hormonlarının normal sınırın altında veya üstünde olması, tiroit bezinin iyi çalışmadığını gösterir. T4 ve T3 hormonları düşük ise beziniz az çalı­şıyor, buna karşılık T4 ve T3 hormonları yüksek ise beziniz çok çalışıyor demektir. T3 ve T4 ölçümü yaptırırken serbest T3 ve serbest T4 hormonlarını ölçtürmek en iyisidir. Total T4 ve Total T3 artık pek kullanılmamaktadır. Gebe­lerde, doğum kontrol hapı kullananlarda ve östrojen alanlarda mutlaka serbest T3 ve serbest T4 hormon ölçümleri yapıl­malıdır.

Tiroit bezinin az veya çok çalıştığını gösteren en iyi tetkik TSH hormon ölçümüdür. TSH ölçümünün normal­den düşük olması tiroit bezinin aşırı çalıştığını gösterir. Kan TSH düzeyinin normalden yüksek bulunma­sı ise tiroit bezinin az çalışacağını gösterir.

Tiroit bezi hastalıklarını teşhiste ayrıca tiroit antikorları de­nen anti-TPO (diğer adı anti-mikrozomal antikor) ve anti-tiroglobulin antikorları da ölçülür. Bu antiko ların yük­sek olması, tiroit hastalığının otoimmün hastalık denilen bağışıklık sister bozukluğuna bağlı olarak ortaya çık­tığını gösterir. Otoimmün hastalık vücudu kendi dokusunu (burada tiroit bezini) yabancı bir doku olarak algı­layıp onu yok e meye çalışmasıdır. Bu nedenle bağışıklık sistemi tiroit bezini yok etme ama­cıyla a ti-TPO ve anti-tiroglobulin antikorları üretir. Bu antikorlar tiroit bezine yapışan hücreleri tahrip eder. Vücudun neden böyle davran­dığı henüz bilinmemektedir.

Anti-TPO ve anti-Tiroglobulin antikorları en çok Hashimoto hastalı­ğı denen t hastalıkta yükselir. Hashimoto hastalığı tiroit bezi yetmezliği yapan bir hastalık Antikoru yüksek ol­an her kişide tiroit hormon bozukluğu görülmeyebilir.

Graves hastalığı denen, gözlerde büyüme yapan tiroit bezi­nin aşırı çalışması durumunda, kanda TSH-reseptör antikoru yükselebilmektedir, bu yüzden ölçüm yapması gereke­bilir.

Tiroglobulin ölçümü ise ameliyat olmuş ve tiroit bezi tamamen alınmış tire kanserli hastaların izlenme­sinde kullanılır. Diğer tiroit hastalıkların teşhisinde p< kullanılmaz, çünkü kanser olmayan guatrlı bazı hastalar­da da tiroglobulin düze yüksek çıkabildiği gibi tiroit bezi iltihabında da yükselir.

Kalsitonin ölçü­mü ise medüller tip tiroit kanserinin teşhisi ve izlenmesinde fa dalıdır. Kanser olmayan Hashimoto hastalığında da kan kalsitonin dü­zeyi yüksel bilir. Bu nedenle hafif kalsitonin yüksekliği kanser olmadan da ortaya çıkabilen t durumdur. Kalsitonin düze­yi çok yüksek olan nodüler guatrlı hastalarda medüll kanser şüphesi artar ve başka testler yapılır. Ameliyat olan modüller kanserli hastalarda kalsitonin düzeyinin yüksek olması vücutta kanserin bulunduğunu ve deva ettiğini gösterir.

b) Tiroid Ultrasonu, Tiroid Ultrason
Tiroit ultrasonu ses dalgaları gönderilerek tiroit bezinin yapısının veya resmin bilgisayar ekranında ortaya konduğu bir tetkiktir. Herhangi bir radyoaktif mad. kul­lanılmaz. Bu nedenle gebelere güvenle uygulanabilir. Tiroit ultrasonu tiroit bezinin büyüklüğünü, bezin şeklini ve nodul varsa onun büyük­lüğünü anlamamıza yarar. Ultrason ile nodul içinde sıvı olup olmadığı, yani nodulun kistik bir yapısın olup olmadığı anlaşılır. Ayrıca ilaç tedavisiyle bezin veya nodülun ne kadar küçüldüğünü (veya küçülmediğini) daha iyi anlamamız da bize yol gösterir. Nodul kakımının Doppler ultrason ile incelen­mesi nodüllerin iyi huylu veya kötü huylu olup olmadığı konusunda kesin olmayan ek bilgi verir.

c) Tiroid sintigrafisi, Tiroit Sintigrafi

Damar­dan teknesyum denilen radyoaktif bir madde verilerek tiroit bezinin filminin çekilmesidir. Damardan teknesyum ilacı verildikten sonra kamera altına yatarsınız; bu kamera teknesyum maddesinin tiroit bezi tarafından ne kadar tutuldu­ğunu saptar ve tiroit bezinin filmi ortaya çıkar. Radyoaktif madde verildiğinden sintigrafi gebeler­de yapılmaz. Sintigrafi ile nodülun sıcak mı, soğuk mu olduğu anlaşılır. Bu tetkik ile alınan radyasyon, sadece bir kaç röntgen filmi çektirmek­le alınan radyasyon ayarındadır ve endişeye gerek yoktur.

d) Tiroit İnce İğne Aspirasyon Biyopsisi­, Aspirasyon Biyopsi

Tiroit bezinde saptanan nodüllerde kanser olup olmadığını anlamak için yapılır. Nodülü olan tüm hastalara yapılması gereken bir tetkiktir. Biyopsi sonucuna göre ilaç tedavisi veya ameliyat kararı verilece­ğinden yapılması çok önemli ve gereklidir. Oldukça basit, yapılması kolay ve ağrı oluşturmayan bir tetkiktir. Damar­dan kan almak için kullanılan bildiğimiz plastik enjektörlerle yapılır. Damardan kan alınır gibi tiroit bezindeki nodülden plastik enjektörle parça alınır. Alınan hücreler patoloji bölümünde mikroskop altında incelenerek" kan­ser veya iltihap olup olmadığı araştırılır. Biyopsi koldaki damardan kan alınması kadar ko­lay bir işlemdir. Korkul-maması gerekir. Ameliyat değildir. Unutmayınız ki, nodülünüzün kanserli olup olmadığını kesin olarak orta­ya koyabilecek başka bir yöntem yoktur. Bazen biyopsi ile yeteri kadar parça veya hücre gelmeyebilir. O zaman biyopsiyi tekrarla­mak gerekir

Tiroid Bezinin Fazla Çalışması, Hipertiroidi, Hipertiroidizm



Tiroid Bezinin Çok Aşırı Çalış­ması, Hipertiroidizm Nedir

Tiroit bezinin aşırı çalışmasına yani aşırı tiroit hormonu üretme­sine tıp dilinde hipertiroidi adı verilir. "Hiper" Latince "fazla" veya "yüksek" manasına gelir. Hipertiroidi hastalığı­na tıp dilinde "tirotoksikoz"' adı da verilir. Tiroit bezinin aşırı çalışmasına halk arasında "zehirli guatr" veya "iç guatr" isimle­ri de verilmektedir. Bu isimlendirmeler maalesef yanlıştır; ne zehirlenme söz konusudur ne de bir iç guatr vardır. Elle­riniz titriyor, ağzınız kuruyor ve çok yemek yemenize rağmen kilo veriyorsanız ya da çabuk sinirleniyor ve çev­renize bağırıp çağırıyorsanız tiroit beziniz fazla çalışıyor olabilir.

Tiroit bezinde aşırı çalışmaya ne­den olan hastalıklar şunlardır:

1. Graves hastalığı: TSH reseptör antikorlarının kanda artması ne­deniyle oluşan tiroit bezi aşırı çalışmasıdır. Bazı hastalarda gözde büyüme olur. Hipertiroidinin en sık nedeni­dir. Hipertiroidisi olan hastaların %60-90'nım Graves hastalığı oluşturur. Bağışıklık sistemindeki bir bozukluk­tan kaynaklanır.

2.  Sıcak nodüllerin fazla hormon salgılaması: Sıcak nodüllerin aşırı tiroit hormo­nu yapıp salgılaması durumunda tiroit hormonları kanda artar ve hipertiroidi hastalığı oluş­turur.

3.  Tiroit bezinin iltihabi hastalıkları: Tiroit bezinde iltihabi hastalıklar olduğunda bezde depo edilmiş hal­de bulunan tiroit hormonları kana döküldüğünden hormonlar yükselir ve hipertiroidi belirtil­eri ortaya çıkar.

4. Tiroit hormon ilaçlarının fazla alınması: Tiroit hormon ilaçlarının gereğinden fazla alınması kan­da tiroit hormonlarını artırır ve hipertiroidi yapar.

5. Bazı ilaçların kulla­nımı: Amiodarone isimli kalp ilacı ve interlökin ilacı kullanan bazı hastalarda tiroit bezi fazla çalışarak hipertiroidi hastalığı oluştu­rabilir.

6. Aşırı şekilde iyot almak: Fazla iyot alınması nodülü olan hastalar­da hipertiroidi yapar.

7. Cıva zehirlenmesi: Civanın fazla alınması hipertiroidizm denilen tiroit bezinin aşırı çalışması­na neden olabilir.

Tiroid Yetmezliği, Hipotiroidi



Tiroid Yetmezliği, Hipotiroid Nedir, Hipotiroidi Hastalığı Belir­tileri

Tiroit bezi az çalışan binlerce insan bu hastalığının far­kında olmadan yaşamaktadır. Bu kişilerde yorgunluk, saçlarda dökülme, kilo alma ve depresyon vardır. Özellik­le yorgunluk ve halsizlik günlük hayatımızda çoğu zaman çok çalışmaya ve uykusuzluğa bağlan­dığı için, tiroit bezi yetmezliği pek akla gelmez ve atlanır. Özellikle kadınlarda 55 yaşın­dan sonra bu hastalığın sıklığı daha da artar ve her 8-10 kadından birinde tiroit yetmezliği gelişir. Bazı ka­dınlar bu belirtilerin menopoza bağlı olduğunu sanarak yorgunluk, halsizlik ve unutkanlık içinde yaşar gider­ler.

Bazı kişiler ise önceden tiroit ameliyatı geçirmiştir ve günün birinde tiroit hormon yet­mezliği gelişebileceğini bilmeden bu şikayetlerle birlikte yaşarlar. Oysa ameliyat geçiren tiroit hasta­ları veya radyoaktif iyot tedavisi gören kişiler, belirli aralıklarla tiroit hormon tetkiklerini yaptırmak ve endokrinoloji uzma­nının kontrolünde olmak zorundadır.

Çok uyuyan, üşüyen, eli yüzü şişen bir kişi­de de tiroit bezi yetmezliği olabilir. Kilo alımının bir nedeni de tiroit bezinin az çalışmasıdır.

Özellik­le kilo vermek istediği halde bir türlü zayıflayamayan kadınlarda tiroit bezi az çalışıyor ola­bilir. Bu kadınlar bir çok diyet yöntemi uygulamalarına rağmen bir türlü kilo veremezler, ta ki tiroit hormon tetkik­leri yapılıncaya kadar.

Depresyondaki kişilerde de hipotiroidi sık olarak bulunabilir. Depres­yonda iseniz mutlaka tiroit hormonunuza baktırınız. Diğer hormon yetersizlik­leri ve kan şekerindeki düşüklükler de bazı kişilerde depresyona neden olabilir. Bu nedenle depresyonunuz varsa bir Endokrinoloji uzmanına başvurarak hormon kontrolü ve şeker yükleme testi yaptırmanız sağlığınız için çok önemli­dir.

Çocuğunuzda dişler geç çıkıyorsa, geç yürümüş, geç konuşmuşsa, sık sık enfeksiyona yakalanıyorsa veya okulda başarısız, konsantrasyonu bozuk veya hiperaktii ise tiroit yetmezliği yönünden mutlaka araştırılmalıdır.
Şeker hastalığınız varsa sizde tiroit yetmezliği gelişme riski fazladır. Bu neden­le yılda bir defa TSH hormonu ölçtürerek kontrollerinizi yaptırmayı unutmayınız.

Ailenizden birisinde tiroit yetmezliği varsa, sizde veya çocuklarınızda da ortaya çıkabilir. Bu nedenle anti-TPO antikor ve TSH ölçümlerini yaptırınız.

Tiroit bezi yetmezliği olan bazı kadınlar adet bozukluğu nedeniyle Kadın-Doğum uzman­larına giderler. Eğer tiroit hormonlarının ölçümü unutulursa ve altta tiroit bezi yetmezliği varsa tedaviden sonuç alamazlar.
İstediği halde çocuğu olmayan veya sık düşük yapan kadınların bazı­larında tiroit yetmezliği veya kanlarında tiroit bezine ait anti-TPO antikor yüksekliği olabilir. Bu kadınların mutlaka tiroit hormon tetkik­leri yaptırması gerekir, aksi takdirde uygulanacak tedavilerden fayda görmeleri çok zor­dur.

Göz altlan şiş, çok uyuyan, üşüyen, kansızlığı olan ve seks isteği azalmış kişilerde de tiroit yetmezliği ola­bilir.

Kan kolesterol düzeyi yük­sek olan ve bu amaçla kolesterol düşürücü ilaçlar kullanan ve diyet yapan bazı kişilerde kolesterol bir tür­lü düşmez. Bu kişilerin bazılarında tiroit hormon yetmezliği olabileceği ve bu nedenle kolesterolün yüksek olabileceği akla gel­mezse tedavilerden sonuç alınamaz.

Kansızlığı olan kadınların bir kısmında tiroit yetmez­liğine bağlı demir ve B12 vitamin eksikliği olabilir. Tiroit yetmezliği fark edilmez ise yapılacak kansızlık tedavile­rinde başarı sağlanamaz.

Tiroit bezi yetmezliği TSH, serbest T3 ve serbest T4 hormon­larının ölçülmesiyle kolayca tanınır ve tedavisine başlanır. Tedavi için yapay T4 hormon ilacı kulla­nılır. Bu ilaçlar aç iken iyi emildiğinden aç karna alınır. İlacı önerilen dozda aldığınız halde şikayetleriniz geç­miyorsa, ya ilaç az geliyordur ya da emilimi bozuktur. Böyle bir durumda doktorunuzla konu­şunuz.

TSH düzeyinin 1.5-2.5 civarında olması sizin için idealdir.

Tiroid Antikoru, Tiroid Antikorları Hakkında Bilgi



Tiroid Antikoru, Tiroid Antikorlar­ı (Anti – Tpo ve Anti - Tg)

Tiroit antikorlarının başlıcaları TPO proteinine karşı olu­şan anti-TPO antikoru ve tiroglobulin proteinine karşı oluşan anti-tiroglobulin antikorudur. Sağlık­lı bir ki side bu antikorlar kanda bulunmaz. Bağışıklık sistemindeki bir bozukluk sonucı vücudu­muz bu antikorları üretir. Bağışıklık sistemindeki bu bozukluğun nasıl oluş tuğu henüz bilinmemekte­dir. Bu bozukluk sonucunda vücudumuz tiroit bezini yanlışlıkla yabancı bir doku olarak algılar ve onu yok et­meye çalışır. Bu amaçla da tiroit antikorlarını üretir. Antikorlar ise tiroit bezine yapışarak tiroit bezinin hücre­lerini öldürmeye başlar. Bu antikorların miktarı vücuda giren iyot miktarının artmasıyla birlikte yük­selir, aynı şekilde sigara içenlerde de antikorlarda artma ve buna bağlı olarak tiroit hasta­lığı riskinde artış söz konusudur.

Hashimoto hastalığı, Graves hastalığı ve doğum sonrası kadınlar­da görülen tiroit bezi iltihaplarında kanımızda tiroit antikorları yükselir.

Anti-TPO antikoru ve anti-tiroglobulin antikor düzeyinin kanda en fazla yükseldiği has­talık Hashimoto hastalığıdır.

Görüldüğü gibi antikor ölçümleri bağışıklık sisteminin iyi çalışıp çalışmadığın göster­mektedir. Kanında tiroit antikoru yüksek kişilerde, bağışıklık sistemi iyi ça lışmıyor demektir ve bu kişilerde ileride tiroit hasta­lığının gelişme olasılığı yüksektir.

Hiçbir tiroit hastalığı olmadığı ve tiroit hormon­ları normal olduğu halde kanın da anti-TPO ve anti-tiroglobulin antikorları yüksek olan kişilerde ileride tiroit hastalığı gelişebilir. Bu kişilerde belirli aralıklarla tiroit hormonlarını ölçtürmek­te fayda vardır.

Kanında anti-TPO antikoru yüksek olan kadınlarda gebe kalmada zorluk (kısırlık), gebe kalırlarsa düşük sıklığında artma, düşük ağırlıklı bebek doğurma ve doğum sonrası tiroit yetmezliği gelişmesi ve aller­jik hastalık oluşma riskleri vardır.

Düşük yapan her 100 kadının 13'ünün kanında anti-TPO antikoru yüksek bulunmuştur. Kanında anti-TPO antikoru yüksek olan gebelerin %33'ünde ise dü­şü olmaktadır. Anti-TPO antikorunun nasıl düşük yaptığı ise bilinmemektedir. Kanın da anti-TPO antikoru yüksek olan kadınlarda tüp bebek girişimlerinde başarısızlığı olasılığı daha fazladır. Anti-TPO antikor yüksekliği, Hashimoto hastalığı yaparak troit bezi yetmezliğine neden olmaktadır. Bu nedenle düşük yapan kadınlarda, kısırlık sorunu olanlarda, tüp bebek yaptıracaklarda ve hamile kalanlarda anti-TPO ve TSH ölçümleri yapılmalıdır.

Tiroit antikoru yüksek kişilerde TSH hormonu normal olsa bile, tiroit hor­mon ilaçlarıyla yapılacak tedavi faydalı olmaktadır. Selenyum verilmesi de antikor düzeylerinde azalma yapabil­mektedir. Bu amaçla doktorunuza danışmanız uygun olur.

TSH hormonu tiroit bezinde TSH reseptörü adı ve­rilen proteinlere bağlanır. Graves hastalığı denilen bezin aşın çalışması durumunda antikorlar oluşur. Bu antikorlara TSH-reseptör antikorları denir. TSH-reseptör antikor­ları tiroit bezini uyararak fazla çalışmasına neden olurlar. TSH reseptör antikoru kanında yüksek olan gebe kadınların çocuklarında tiroit hastalığı riski fazladır. TSH reseptör antikorun kanda yüksek olduğu Graves hastalarında, gözde büyüme daha sık görülür ve hastalık şid­detli seyreder.

Tiroid Hormonu ve Tiroit Hormonunun Görevleri



Tiroid Hormonu, Tiroit Hormonları Görevleri

Vücudumuzdaki tüm hücreler tiroit hormonlarından etkilen­mektedir. İnsanın anne karnındayken gelişimi, doğduktan sonra büyümesi ve tüm metabolizma faaliyet­leri tiroit hormon tarafından kontrol edilmektedir. Tiroit hormonlarının vücudumuzda etki­lemediği organ veya hücre yok gibidir. Kalp hızı, kan kolesterol düze yi, vücut ağırlığı, kas­ların güçlü olması, adet düzeni, cilt ve tırnaklar, kemikler, sek organları, beyin ve psikolojik du­rum tiroit hormonlarından etkilenmektedir. Tiroi hormonlarının önemli görev­lerinden bazıları aşağıda daha detaylı olarak verilmiştir:

a) Tiroit hormonları metabolizmamızı hızlandırır:

Tiroit hormonları­nın en önemli görevlerinden birisi bazal metabolizma denileı istirahat halindeyken harca­nan kalorileri ayarlaması ve enerji üretimini sağlaması dır. Bu sayede vücudu­muzun ısısı ayarlanır ve belirli bir düzeyde tutulur. Bu ıs oluşması olayı aldığımız oksi­jenin yakılması sırasında oluşur. Görüldüğü gibi tiro it bezi vücudumuzu bir soba gibi ısıtmakta­dır. Tiroit bezi az çalışırsa vücut ısısı dü şer ve üşürüz. Bunun tersine çok çalışırsa meta­bolizma hızlanarak kendimizi sıcak hissederiz ve sıcak yerlerden kaçarız.

b) Tiroit hormonlarının kan yağları üzerine etkisi:

Tiroit hormon­larının fazla salgılanması kan yağlarının yani kolesterol ve trigli şerit dediğimiz yağların yakıl­masını artırır ve kan düzeylerinde azalma yapar. Tiroit hormonlarının az salgılandığı durum­da (hipotiroidi) metabolizma yavaşladığın dan kan yağları fazla yakılamaz ve kan­da birikir. Sonuçta kandaki kolesterol ve trig liserit isimli yağlar çok yükselir. Bu ne­denle kan yağlan yüksek kişilerde mutlak; tiroit hormon tetkikleri yapılmalı ve tiroit bezinin az çalış­ması gibi bir durum olu] olmadığı araştırılmalıdır. Kan yağlarını yüksel­ten diğer bir hastalık da şeker hasta lığıdır.

c) Karbonhidrat metabolizmasına et­kisi:

Tiroit hormonlarının ekmek, şeker ve nişasta gibi karbon­hidratların yakılmalar ve böylece enerji üretilmesinde önemli görevleri vardır. Kan­daki şekerin insülin hormonu sayesinde hücrelere girmesine tiroit hormonla­rı yardımcı olur. Kanda şeker azaldığında ise tiroit hormonları karaciğerden kana şeker salınması­nı artırarak kan şekerinin daha fazla düşmesini önler.

d) Tiroit hormonları­nın büyüme ve boy üzerine etkisi:

Çocukların büyümesi için kan­da tiroit hormonlarının yeterli miktarda olması gerekir. Tiroit hormonu az salgıla­nan çocuklarda büyümede gerilik, boy kısalığı veya cücelik oluşur.

e) Beyin geli­şimi ve anne karnındaki bebeğin büyümesi tiroit hormonlarına bağlıdır:

Anne karnın­daki bebeğin beyin gelişimi, anneden göbek kordonuyla gelen tiroit hormonları­na bağlıdır. Eğer annede tiroit yetmezliği varsa bebeğe az hormon gelir ve bebeğin beyin gelişi­mi iyi olmaz; zekâ geriliği ortaya çıkar. Bu nedenle gebeliğin ilk aylarında tiroit hormon tetkiki yapı­larak (sadece TSH hormonu ölçmek yeterlidir) tiroit hormon azlığı olup olma­dığı araştırılmalıdır. Beyin dışındaki diğer organların gelişimi için de vücut­ta tiroit hormonlarının yeterince bulunması gerekir.

f) Tiroit hormonları iş­tah ve vücut ağırlığını kontrol eder:

Tiroit hormonları­nın az salgılanması veya fazla salgılanması iştah ve vücut ağırlığında değişiklikler meyda­na getirir. Tiroit hormonlarının az olması iştahı azaltarak az gıda alınmasına neden olur­ken, fazla olması iştahı artırarak aşırı yemek yenmesine yol açar. Kiloda görülen deği­şiklikler ise tiroit hormonlarının bazal metabolizma hızını etkilemesinden kaynaklanmak­tadır. Hipotiroidi denilen tiroit bezinin az çalışması durumunda önceki kilo­ya göre % 15-30 oranında kilo alma, hipertiroidi denilen tiroit hormonlarının fazla salgılan­ması durumunda ise önceki kiloya göre % 15-oranında kilo kaybı söz konusu­dur. İlaçlarla tedavi yaptığımız hipertiroidili hastalarda yaklaşık 1-2 ay sonra hastala­rın kilo almaya başladığını görürüz. Hipertiroidi durumunda bazal metabolizma hızı fazla­dır ve aşırı oksijen tüketimi vardır. Bazal metabolizma hızındaki bu değişiklikler karbonhidrat ve yağ metabo­lizmasını da etkileyerek kan yağları düzeylerinde değişiklikler yapmaktadır. Tiroit hormonları vücu­dumuzda yağ yapım hızını ve yağ yakılmasını etkilemektedir. Karaciğer ve yağ dokusunda bulunan ve yağ yapımını sağlayan enzimler tiroit hormon­larından etkilenmektedirler.

g) Tiroit hormonları görmeyi ve gözün retina bölge­sinin gelişimini sağlar: Yapılan bilimsel çalışmalar, tiroit hormonları­nın gözün retina adı verilen ve görmemizi sağlayan bölgesinin gelişiminde önemli rol oynar. Tiroit be­zi az çalışan sıçanlarda gözün retina bölümünün iyi oluşmadığını gözlenir.

Tiroid Bezi Nedir? Tiroid Bezinin Görevleri?



Tiroid Bezi Nedir, Tiroit Bezleri, Tiroit Bezle­rinin Çalışması

Tiroit bezi boynumuzun ön tarafında bulu­nan bir organımızdır. Tiroit bezini: görevi tiroit hormonlarını üretmek, depolamak ve gerek­tiğinde kana vermek, böy lece metabolizmamızı ayarlamaktır.

Tiroit bezi küçük bir bez­dir; ağırlığı 15-20 gram kadardır ve bir ceviz büyüklü gündedir. Boynun ön tarafın­da cildin altında bulunur ve kelebek şeklindedir. Kele beğin kanatları sağ ve sol lob olarak ad­landırılırken, bu iki lobu birleştiren ortadak kısma veya loba istmus adı veri­lir. Her lob 4 cm uzunluğunda ve 1-2 cm enindedir

Tiroit bezi adem elması de­nen nefes borusu çıkıntısının (gırtlak) tam arkasında dır ve yutkunmakla aşağı yukarı hareket eder. Bu ne­denle doktor muayene sırasın da yutkunmanızı ister.

Tiroit bezi gıda ve suyla alınan iyot mineralini kullanarak tiroit hormonlarını üre­ten bir organdır. Su ve gıdalarla alınan iyot bağırsaklardan kana geçtikten sonra boynu­muzda bulunan tiroit bezine gelir ve tiroit hormonlarının üretilmesinde kullanılır. Tiroit bezi­ne giren iyot burada tirozin isimli aminoasitle birleşerek T3 ve T4 adı verilen tiroit hormonları­nın oluşumunu sağlar. T4 hormonun yapısında dört tane iyot molekülü olduğu için T4, T3 hormonun yapı­sında ise 3 tane iyot molekülü olduğu için T3 adı verilmektedir. Tirozin aminoasiti yedi­ğimiz proteinli gıdalarla sağlanır. Görüldüğü gibi tiroit hormonlarının yeteri kadar yapımı için protein ve iyodun gıda ve suyla vücuda yetecek kadar alınması gerekmek­tedir. Bezde oluşan T3 ve T4 hormonları daha sonra kan dolaşıma salınarak vücu­dun bütün organlarına ve hücrelerine girer ve etkilerini gösterir. Böylece metabolizma hızı­mız düzenlenir, bağırsaklar, üreme organlarımız, saç ve cildimiz sağlık­lı olarak çalışır.

Tiroit bezinden iki türlü tiroit hormonu salgılanır. Bunlardan faz­la salgılananı T4 (%80 oranında ), daha az salgılananı (%20'si) ise T3 hormonudur. Hüc­relere giren ve etkili olan hormon T3 hormonudur; T4 hormonu hücreye girmez. Bu nedenle T4 hormonu vücudumuzda özellikle karaciğerde ve diğer organlarımızda deiyo-dinaz enzim­leri ile T3 hormonuna dönüşmektedir. Bu dönüşümün bozulması durumunda T3 yeterince oluşamaz ve tiroit hormonları etkisini gösteremez.

Kandaki T4 ve T3 hormonları bazı prote­inlere bağlanarak dolaşırlar. Bu proteinlere bağlanan tiroit hormon­larına total T4 ve total T3 adı verilir. Kanda bulunan tiroit hormonlarının çok azı kanda hiçbir prote­ine bağlanmadan serbest olarak bulunur ki, bunlara serbest T3 ve serbest T4 hormonları denir. Serbest T3 ve serbest T4 hormonları total T3 ve total T4 hormonlarıyla bir denge ha­linde bulunduğundan tiroit bezinin çalışma durumunu (az, çok veya normal ça­lışmasını) en iyi yansıtan testler serbest tiroit hormonlarıdır. Kan dolaşımından hücrelere total hormon­lar değil serbest hormonlar girmektedir. Bu nedenle total T4 ve T3 tetkik­leri yerine serbest T4 ve serbest T3 hormonlarını ölçtürmek daha iyidir.

Tiroit bezinin çalış­ması beynimizin tabanında bulunan hipofız bezi tarafından kontrol edi­lir. Hipofiz bezi, TSH adı verilen bir hormon salgılar ve bu hormon kan yoluyla tiroit be­zine gelir, tiroit bezinin iyot tutmasını artırır ve tiroit hormonlarının yapıl­masını sağlar.

Tiroit bezi az hormon salgıladığında hipofiz bezi TSH salgı­sını artırarak tiroit bezinin daha çok hormon üretmesini sağlar. Bu nedenle tiroit bezi­nin az hormon salgıladığı tiroit yetmezliğinde (hipotiroidi) kanımızda TSH hormonu normalden yüksek, fakat T3 ve T4 hormon­ları düşük olarak bulunur.

Tiroit bezi bazı hastalıklar nede­niyle çok hormon salgılarsa, yani kanımızda T3 ve T4 hormonları çok artarsa bu defa hipo­fiz bezinden salgılanan TSH hormonu azalır. Kanımızda T3 ve T4 hormonları ne kadar yük­selirse TSH hormonu da o kadar azalır. Hipertiroidi denilen tiroit bezinin aşırı çalışması durumunda kanımızda T3 ve T4 hormonları yüksek iken TSH hormonu normalin altına iner ve düşük­tür.

Görüldüğü üzere hipofiz bezi kandaki T3 ve T4 hormon düze­yine göre TSH hormon salınışını azaltıp artırmaktadır.

Hipofiz bezi ise, beynimizde, hipofiz bezi­nin üzerinde bulunan hipotalamus organı tarafından kontrol edilir. Hipotalamus orga­nı salgıladığı TRH isimli hormon ile hipofiz bezinden TSH salınışını sağlar.

Görüldüğü gibi hipotalamus, hipofiz ve tiroit bezi birbirine bağımlı ola­rak çalışan ve birbirlerini kontrol eden 3 bezdir. Tiroit bezini hipofiz bezi kontrol ederken hipofiz bezi­ni de hipotalamus organı kontrol etmektedir. Hipotalamusdan sal­gılanan TRH hormonu hipofiz bezini etkileyerek buradan TSH hormonu salgılatır. Hipofiz-den salgılanan TSH hormonu ise tiroit bezinden tiroit hormonlarının yapılmasını ve kana salgılan­masını sağlar.

Tiroid Hormonları, Tiroid Hormonu

Tiroid T4 hormonundan Tiroid T3 olu­şumu ve bunu etkileyen olaylar:

T4'den T3 oluşumu çoğun­lukla karaciğerde olur. Bu dönüşümde görev alan de-iyodinaz enziminin yapısında selenyum vardır. Bu enzimin azalması durumunda T4 hormonundan T3 oluşumu azalır. T3 hormon oluşumu­nun azaldığı durumlar aşağıda verilmiştir:
1. Yaşlanma
2. Yanık
3. Açlık
4. Soğuğa ma­ruz kalmak
5. Alkolikler
6. Tip 1 şeker hastalığı
7. Karaciğer ve böbrek hastalığı
8. Travma
9. Stres
10. Ameliyat
11. Kadmiyum ve kur­şun zehirlenmesi
12. İlaçlar: Kortizon, İyot, Amiodarone ilaçları T3 hormon oluşu­munu azaltır.

Kaynak: Prof. Dr. Metin Özata