güneşin etkileri etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
güneşin etkileri etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Güneşin Faydaları

GÜNEŞ
Güneşin gündüze getirdikleri, gecenin daha iyi olmasını sağlar. Özellikle güneşten yoksun Avrupa ülkelerinde yaşayanların güney ülkelerinde tatil sırasında birbirlerine çok daha kolay kaynaştıkları uzmanlar tarafından saptanmıştır. Amerikalı bilim adamları güneş ışınlarının cinsellik açısından önemli bir etkinlik kaynağı olduğunu vurguluyorlar. Güneş ışınları, cinsel hormonları dramatik bir şekilde arttırmaktadır, iki hafta süreyle göğsünü ve sırtını güneşe veren erkeklerde testosteron (erkeklik) hormonunun yüzde 120 oranında arttığı saptanmıştır. Vücudun alt kısmının güneşlenmesi halinde ise, artış oranı ise yüzde 200'e ulaşmaktadır. Hormon rahatsızlığı geçiren kadınlarda ise, 3 ay süren bir güneş kürünün çok yararlı olduğu saptanmıştır. Bu kadınlarda bu süreç sonunda arzuların yeniden güçlendiği, aylık rahatsızlık günlerinin ise düzene girdiği, gözlenmiştir. Güneş ışınlarının aylık rahatsızlık günleri uzun süredir anormal derecede düzensizlik gösteren kadınlarla bile, çok olumlu etkisi olmuştur.

Güneş başka hastalıklar üzerinde de (Özellikle sedef gibi cilt hastalıklarında) harika etkiler sağlamaktadır. Güneş iskeletimizi de etkiler, kemiklerimiz için gerekli kalsiyum için D vitamini oluşmasını sağlar.

Yetersiz güneş ışığı, raşitizm hastalığının ilk nedenlerindendir. Bu hastalığın İngiliz hastalığı diye de anılmasının bir nedeni İngilizlerin genellikle az güneş gören bir ülkede yaşamasıdır.

Ancak güneş son zamanlarda sağlık açısından tehlikeli olmuştur. Tam olarak açıklanamayan, muhtemelen ozon tabakasındaki delikten cilt kanseri olaylarında dört kat artış saptanmıştır. Güneşte yanmanın -sağlıklı ve sportif bir görüntü verdiği inancıyla- bronzlaşmanın çok yakın zamanlara dek moda olmasının da bunda önemli etkisi olmuştur.

Güneş ve Cilt Kanseri

Cilt kanserlerinin diğer iç organ kanserlerine oranla daha çok görüldüğü bilinmektedir ve bugüne kadar bu kanser üzerinde yapılan araştırmalarda da daha çok güneş suçlu bulunmuştur. Ne var ki, cilt kanserine yakalananların iyileşmesi mümkün olduğu için, bu kimseler şanslı sayılırlar. Fakat bu kanserin tedavisi de bir hayli uzun sürer. Bu nedenle, güneşte kalmayı sevenler cilt kanseri tehlikesini hiçbir zaman akıllarından çıkarmamalıdırlar.

Yapılan araştırmalara göre ultraviyole ışınları hücre çekirdeğinde bulunan genetik maddeyi, başka bir deyimle hücrenin yapısal özelliğini meydana getiren DNA'yı bozmaktadır. Bunun sonucu olarak hücrenin normal düzeni ve büyüme hızı bozulmakta, koloniler halinde kanser hücreleri üremeye başlamaktadır.

Belçikalı Prof. Dr. Gerald Pirard'a bir gazeteci şöyle bir soru yöneltmişti;

"Herkes 120 yıl yaşayabilseydi, genellikle cilt kanserine yakalanarak ölürdü diye bir görüş var, siz de buna katılır mısınız?"

Doğal olarak sayın profesör, bu görüşe katılıyor ve konuya bir birikim olayı olarak bakıyor. Gerçekten de güneş ışınlarının zararlı etkileri yıllarca birikim yaparak kanserojen özellik kazanmaktadır.

bronzlaşmak, cilt kanseri, cilt sağlığı, güneşin cildimize etkileri, güneşin zararlı ışınları, güneşte kalmak,

Hatta bazılarına göre her yaz sonu güneşten yanmış ve bronzlaşmış tenin açılmasıyla cilt kanseri tehlikesi sıfıra inmiş sayılmıyor, aksine her yıl artmış oluyor. Yani "güneşe ilk çıkıştan itibaren saat işlemeye başlıyor."

Beyaz tenli, ince derili, mavi gözlü ve kolay yanan kimselerin cilt kanserine yakalanma tehlikesi daha fazladır, ve en tehlikeli noktalar da burun, alt dudak, yanaklar ve kulaklar gibi güneşte kalan kısımlardır. Ancak, "Benim tenim nasıl olsa dayanıklıdır" diyerek güneşte daha uzun süre kalan esmerler de birikim faktörünü unutmamalıdırlar, özellikle 40 yaşı aşmış normal kişilerin daha bilinçli davranması gerekmektedir.