kalp hastalıkları etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
kalp hastalıkları etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Koroner Kalp Hastalığı Nedir?

KORONER KALP HASTALIĞI

Kalbi besleyen damarların daralmasıyla meydana gelene ve gittikçe kalbin beslenmesini daha da güçleştiren bir hastalıktır. Koroner kalp hastalığı damar sertliği (ateroskleroz) sonucunda meydana gelen bir hastalıktır. Kalbe yeterli kan gitmez ve kalp kasları iyi çalışmaz. Bu hastalığın, kronik koroner hastalığı ve koroner kalp hastalığının akut durumları olmak üzere iki türü bulunur. Koroner kalp hastalığının akut durumları dediğimizde bunun içerisinde miyokard infarktüsü ve infarktüse kadar uzanmayan kararsız angina tabloları ortaya çıkmaktadır. Bunlara genel itibariyle halk arasında kalp krizi denilir. Kronik koroner kalp hastalığında ise kalpte bulunun damarların daralmasına bağlı olarak kalp yeterli şekilde beslenemez. Bu da efor harcanan fiziksel aktivitelerden sonra göğüste ağrı meydana getirir.

Kalp Hastaları Spor Yapabilir Mi?

KALP HASTALARI SPOR YAPABİLİR Mİ?

Spor, hasta olsun ya da olmasın herkesin hayatında olması gereken önemli bir aktivitedir. Sağlık açısından ilaç kadar önemlidir yürümek ve spor yapmak. Vücutta bulunan doğal hormonları ortaya çıkarmak için yürüyüş ve egzersiz çok önemli iki araçtır. Kalp hastaları açısından spor yapmayı değerlendirdiğimizde, kalbin taşıyacağı zorluğun ve hareketin türüne göre doğru ölçülerde yapıldığında spor kalp hastaları açısından faydalıdır. Ancak kalbin taşıyacağı yükün üzerinde ağır spor yapmak, kalp üzerinde olumsuz etki yaparak ciddi sağlık problemlerini ortaya çıkarabilir ve hatta kişinin kalp krizi geçirerek ölüme neden olabilir. Vücudumuzun ne kadar egzersizi kaldırabileceğini bir kardiyoloji uzmanına gidip muayene olarak öğrenebiliriz. Kardiyolog tarafından bir egzersiz programı verilerek bu program doğrultusunda spor yapabiliriz.

Her kalp için her egzersiz uygun değildir. Kardiyologlar tarafından bir takım test ve tetkikler yapılarak kalbin dayanıklılığı ölçülür. Bu veriler ışığında hastalar yönlendirilir. Hemen her kalp hastası için yapabileceği uygun bir egzersiz vardır. Bu yatalak bir hasta için bile geçerlidir. Ayaklarını ayak bileklerinden yattıkları yerden bir gaz pedalına basar gibi indirip kaldırarak egzersiz yapabilirler. En sağlıklı egzersiz türü, tempolu bir şekilde yapılan 30 dakikalık yürüyüştür. Yürüyüş esnasında tempo düşürülmemelidir ve yürüyüş düz bir arazi üzerinde yapılmalıdır.

İlgili aramalar: kalp hastaları spor yapar mı? kalp hastası egzersiz yapabilir mi? kalp hastasıyım spor yapabilir miyim?

Üfürüm Nedir?

ÜFÜRÜM NEDİR?

Üfürüm olarak bilinen durum, kalp ve damarlardaki kan akışı sırasında doktor kontrolünde kalp dinleme esnasında duyulan üfleme şeklinde seslerdir. Üfürüm türbülanstan dolayı oluşmaktadır. Türbülans ise en basit tabiriyle hava akımı olarak tanımlanabilir. İşte damarlardaki normal kan akışı haricindeki bu hava akımı üfürüme yol açmaktadır. Kalbiyle ve damarlarıyla ilgili herhangi bir problemi olmayan kişilerde kan akışı oldukça normaldir. Bu kişilerde kan akışı sırasında türbülans durumu görülmemektedir. Ancak kalp ya da damar sorunu olan kişilerde kan akışı sırasında türbülans görülebilmektedir. Genel olarak doğuştan gelen kimi zaman da sonradan oluşabilen kalp rahatsızlıkları sonucunda kan akışı düzeni bozulur ve üfürüm duyulmaya başlanır.

Üfürüm bazen de çocuklarda herhangi bir bozukluk olmaksızın görülebilmektedir. Yani çocukta herhangi bir kalp sorunu bulunmaksızın üfürüm görülebilmektedir. Bu üfürümler normal üfürüm olarak tanımlanabilir. Normal üfürümün oluşum sebebi ise henüz kalbin gelişim döneminde olmasıdır. Zira gelişmekte olan kalpte kimi zaman düzensizlikler gözlemlenebilir. Doktorlar çoğu zaman üfürümün normal olup olmadığını kalp dinleme esnasında anlayabilmektedir.

Üfürüm durumu normal olduğu durumlar çoğu zaman çocukluk dönemleridir. Ancak kalp gelişiminin tamamlamasıyla birlikte yapılan kontrollerde üfürümün devam ettiği belirlenirse bir kalp bozukluğu olduğu anlaşılabilmektedir ki çoğunlukla çocukluk dönemlerindeki üfürümler kendiliğinden geçmektedir. Normal olmayan üfürüm durumları çoğunlukla kalp hastalıklarına işaret etmektedir ve mutlaka doktor kontrolünde bulunulması gerekmektedir.

İlgili aramalar: üfürüm nedir? kalpte üfürüm nasıl olur?

Kalp Rahatsızlığı Olanlar Nasıl Beslenmelidir?

Kalp Rahatsızlıklarında Beslenme
Damar kireçlenmesi, tansiyon yüksekliği gibi sağlık sorunları insanlar bilinçli olup sağlıklarına dikkat etmedikleri sürece devam edecektir. Çünkü birçoğumuzun beslenmesinde B vitaminleri grubunun tamamı alınmamaktadır. B grubu vitaminleri birden fazla vitamini kapsar. Etkileri özellikle birlikte çalışmalarındadır. Birden fazla B vitamini alınırsa diğer vitamin ihtiyacı derhal artar. Binlerce insan B vitamininin ucuzlarından olan Thiamin, Riboflavin, Niacin, asit pantothenat gibilerini almaktadır. Milyonlarca insan Thiamin ve Niacin li sözde besleyici ekmekten yemektedir. Bu suretle daha önemli ve pahalı olan Betain, Cholin, Biotin, folik asit ve paraamino benzoe asidi gibi vitaminlere ise ihtiyaçları artmaktadır.

B vitaminlerinin hepsini birlikte içermeyen vitamin hapları alarak bu açığı kapatmaya çalıştığınız takdirde, damar sertliği artacak ve dolayısıyla yüksek tansiyona sebep olacaktır. Bu sebeple, tek başına B vitaminlerinin hap yerine, yemeklerle temin edilmesi çok önemlidir.

Yüksek tansiyon, damar sertliği ve anormal kalp faaliyetleri şikayeti olan hastalar için, en iyisi sürekli olarak yağsız rejim takip etmektir. Hepsinden önce uygulayacağınız bu diyette B vitaminlerinden Cholin, Betain, Jnositol'ü ihtiva eden yiyecekler bulunmasına dikkat edin. Bunlar vücutta yağ tüketimini kısar ve damar duvarlarında kolesterol birikmesini engeller. B vitaminleri bakımından fakir fakat yağı çok yemekler yendiği zaman, damar sertliğinden kaynaklı hafif kalp bozukluklarını, üç ayı geçmeden en kötü neticelerin takip etmekte olduğu bugün bilinen gerçeklerdendir. Belki de bu dikkatsizlik ya toplanmak istemenizden, yahut başka bir rahatsızlığınız dolayısıyla yağlı yemeniz kararlaştırıldığından, sizin de bu esnada hiç vitaminlere önem vermemenizden ileri gelmiştir.

Hayvani yağlarla, yumurta, et, balık ve kanatlı hayvan yağlarında kolesterin (kolesterol) pek boldur. Önceleri kolesterini yalnız yağlar yapar sanılırdı. Halbuki durum gösteriyor ki vejeteryanlar arasında da kolesterini yüksek olanlar çıkmaktadır. Sebebi, salatalarda kullandıkları bitkisel yağlar, mayonezler, fındık ya da cevizden yapılan yemeklik yağlardır. Her ne kadar bunlar kolesterin ihtiva etmeseler de, vücut aldığı yağlardan sonra kolestirini imal etmektedir. Onun için damarlarınıza kolesterin birikmesine engel olmak üzere, yemeklerinizde B vitaminleri bulundurunuz. YAZININ DEVAMINA GİT

Sponsorlu Bağlantılar:


Kanınızda kolesterin olup olmadığını anlamak için sık sık doktora giderek tahliller yaptırın.
Yüksek tansiyonlulara çok önceden albüminli maddelerden çekinmeleri tavsiye edilirdi. Bunlar sonraki dönemde gelen araştırıcılar tarafından reddedilmiştir. Proteinli gıdalar aslında düşük tansiyonları normale çıkarır, fakat anormal bir yükseklik meydana getirmez. Aksine, protein alınması ile kan damarları daha da kuvvetlenir. Fakat yumurta, peynir yağları ve yine yağlı etler kolesterin ihtiva ettiğinden, bunların yerine tam bir yağsız protein kaynağı olan bira mayası, süt tozu, beyaz peynir (yağsız), yağsız et ve balığı koyabilirsiniz. Tuza da çoğu insan düşman gözüyle bakmaktadır. Oysa tuz, vücudun sağlıklı kalabilmesi için gerekli maddelerden biridir. Ancak çok miktarlarda alındığı takdirde tansiyona etki etmektedir. Abartmadan çok az tüketilmelidir. Sofrada tuzluk konulması ve sonradan yemeklere tuz ilave edilmesi yanlış bir harekettir.

Yüksek tansiyonlular için diğer diyet kurallarını uygulamak gerekir.

C vitamini normal olarak damarların esnekliğini ve kuvvetlenmesini temin ettiği için mutlaka alınması gerekir. Alkollü içeceklerden uzak durulması gerekir. Yine yemek yediğimiz sırada tansiyon yükseleceğinden üç ana öğünde yemek yerine sık sık az miktarlarda altı defa yemek daha yerinde bir davranış olur.

Kalp Hastalığı ve Östrojen

Kalp hastalığı ve östrojen:

Bir süre için östrojen tabletlerinin kalp hastalığını da geciktirdiği ya da azalttığı düşünülmüştür. Çünkü 40 yaşın altında yeterli miktarda östrojen salgılayan kadınların aynı yaştaki erkeklerle karşılaştırınca kalp hastalığına tutulma oranlarının 20 misli daha az olduğu görülmüştür. 50 ila 60 yaşları arasındaki fark azalmıştır ve kadında kalp hastalığı erkeklerdekinin yarısı kadar olmuştur. Böylece östrojenlerin genç kadını koruduğu olasılığı ortaya çıkmıştır. Adet kesimi sonrası östrojen tablet halinde verilirse korunmanın sürdüğü düşünülmüştür. Oysa dikkatli araştırmalardan çıkan sonuçlar bunun böyle olmadığını göstermektedir ve adet kesimine uğramış kadınlar için kalp hastalığını önleme çaresi bu tabletleri yutmak değli fazla yemeği önlemek ve hareketliliği sürdürmektir. Günlük yürüyüş ya da yüzme kalp hastalığına karşı bir östrojen hapından daha iyi bir önleyici olur.

Çocuklarda Kalp Hastalıkları

Kalp Hastalıkları

Kalp Hastalıklarının Nedenleri:

Çocuklarda kalp hastalıkları cins ve sıklık derecesi yönünden yetişkinlerdekinden oldukça farklıdır. Burada doğuştan olan kalp bozukluklarıyla, sonradan oluşan kalp hastalıkları söz konusudur. Muayene yöntemleri, örneğin, dokunularak bulgu, dinleme, röntgen muayenesi, elektrokardiyografi, fono-kardiyografi, ekokardiyografi gibi özel kalp hastalıkları teşhisi için gerekli modern tedbirler alınarak (boya maddelerinin testi, kalp sondası) geliştirilmiştir.

ventriküler septal defekt , fallot tetralojisi , atrial septal defekt , aort stenozu

Karıncıklar bölme kusuru (ventriküler septal defekt) - (sol üstteki resim);

Kulakçıklar bölme kusuru (atrial septal defekt) - (sağ üstteki resim);

Açık aorta akciğer arteri (sol alttaki resim);

Karıncık bölme kusuru, akciğer arteri darlığı (stenoz), fallot tetralojisi gibi birçok bozukluklar bir arada - (sağ alttaki resim).

Doğumsal Kalp Bozuklukları

Bunların nedenleri, embriyonal ya da foetal gelişim döneminde fetüsün yapısında gecikme nedeniyle oluşan hatalı yapı ve doğumdan sonra dolaşım sistemindeki bozukluklar olabilir. Kalplerinde doğumsal bozukluk olan çocukların yaklaşık olarak üçte biri doğumdan sonraki ilk ayda, yarısından çoğu da ilk yıl içinde ölmektedir. Bu sayıdan da erken teşhis ve erken tedavinin önemi anlaşılmaktadır. Bugün, geliştirilmiş modern kalp cerrahisi olanakları, erken teşhisi ve tedaviyi kolaylaştırmaktadır. Sık rastlanan doğumsal kalp ve damarlardaki bozuklukları üç gruba ayırmak mümkündür:

1. Kalbin sağ ve sol bölümleri arasında doğmalık kalp bozuklukları:

Bu grupta doğmalık kalp kapakları darlığı (stenoz) ile akciğer arteri darlığı bulunur. Bunlar, bugün belli koşullarda açık kalp ameliyatıyla giderilmektedir.

2. Kalbin sağ ve sol bölümleri arasında ya da aort ile akciğer arteri arasında kısa devre bağlantısı olan, doğmalık kalp bozuklukları:

Burada kan, anormal bir bağlantı nedeniyle, özellikle, sol atardamar tarafından, sağ toplardamar tarafına yönelik bir akım yolu izler (sol-sağ devresi). Bu devre, kalbe yakın büyük venler arasında (açık aort-akciğer arteri) kalbin kulakçıklarında (atrium septal defekt) ya da karıncıklar kısmında (ventrikül septal defekt) olabilir. Kalpteki bu bozukluklar, çoğu kez sağ kalpte ve dolayısıyla da akciğere giden duvarlarda fazla kan birikimine neden olur.

3. Kalbin sol ve sağ bölümleri arasında kasın devre bağlantısı olan ve kısmen karışık birkaç yapı hatası olan doğmalık kalp bozuklukları:

Bunlarda kanın akım yönü sağdan sola doğrudur (sağ-sol devresi). Kalplerinde bu tür bozukluk olan çocuklarda sağ kalpteki sağ toplardamar kanın, sol kalpteki atardamar kanına ve aorta'ya geçişi sonucunda deri ve müköz doku mavi bir renk alır (mavi hastalık). Bu tür kalp bozuklukları ağır ve hayatî tehlikesi olan, doğmalık kalp bozukluklarındandır. Giderilmesi oldukça tehlikeli bir ameliyatı gerektirmektedir.

Sonradan Oluşan Kalp Hastalıkları

Sonradan oluşan kalp hastalıkları arasında romatizmal kalp hastalıkları (angina pektoris) neden olabileceği tehlikeler yönünden çok önemlidir. Kalp iç yüzeyindeki romatizmal ya da daha seyrek görülen diğer iltihaplardan (endokardit) sonra kalbin çeşitli kapaklarında bozukluklar (kapak hastalıkları) oluşur. Bu durumda kalp kapakları ya daralır ya da iyi kapanmaz. Romatizma ya da bakteri, yani virüs toksinleri nedeniyle oluşan kalp kası iltihabı (myokardit) ya da kalp kesesi iltihabı (perikardit) ya ayrı olarak ya da kalp iç yüzeyi iltihabıyla birlikte görülebilir.

Belirtileri:

Kalp bozukluklarının doğumsal ya da sonradan oluşmasına bağlı olarak, hastalık belirtileri de farklıdır. En sık görülen hastalık belirtisi, kalp sesleridir. Doktor, kalp seslerini ya koruyucu muayeneler ya da çocuğun hastalığı sırasında kalbini dinlerken duyabilir. Tabi, çocukta duyulan her kalp sesi, hastalık belirtisi olarak kabul edilemez. Çocukluk döneminde, normal olarak tehlikesiz olabilecek kalp sesleri duyulabilir. Bunların kalp hastalıklarıyla ya da bozukluklarıyla hiç bir ilgisi yoktur.

Kalp Atışlarındaki Bozukluklar

Ağır kalp atışları (bradikardi), hızlı kalp atışları (taşikardi), solunum düzensizliği (respirasyon ritmi) ya da kalbin vaktinden önce kasılması (sistol) ve diğerleri çoğunlukla tehlikeli değildir. Ama, uyarı merkezinde ya da uyarıyı kalbe götüren yollarda oluşan bozukluklar üzerinde ciddi olarak durulması gerekir. Çünkü, bu bozukluklar kalp çalışmasının düzenini bozar.

Kalp Yetmezliği

çocuk kalbi kalp yetmezliği

Kalp yetmezliği sağ ve sol kalpte olabilir. En sık görüleni, mitral ya da aort kapakları hastalığı, koroner yetmezliği ya da yüksek kan basıncı (hipertansiyon) sonucu görülebilen sol kalp yetmezliğidir. Sol kalp yetmezliğinde solunum darlığı, sağ kalp yetmezliğinde karaciğer büyümesi ve su toplaması (ödem) görülür.

Kalp Yetmezliğinin Tedavisi:

Doktor, kalp yetmezliğinde kalp kaslarını kuvvetlendirici ve böbreklerden su atımını hızlandırıcı ilaçlar verir. Bundan başka, hastanın tam bir dinlenmeye ihtiyacı vardır. Tedavi, bir doktor kontrolü altında yapılmalıdır. Doğumsal olan bir kısım kalp bozuklukları bugün ameliyatla düzeltilebilmektedir. Kronik kalp hastası bir çocuğun vücut gelişmesi iyice gerileyebilir. Bu çocukların tıbbi yönden korunması, geniş kapsamlı ve çok yönlü bir tedavi planı uygulanmasını gerektirir. Bu plana göre, tedavinin düzenli bir şekilde, sürekli kontrol altında sürdürülmesi gerekmektedir.