ÇOCUKLARDA GÜVEN DUYGUSU VE ÖNEMİ
Çocukların hatta tüm insanların önemli ihtiyaçlarından bir diğeri de yarınlarından emin olmak, maddi ve manevi olarak da kendilerini güven içinde hissetmektir. 0-2 yaş döneminde fiziksel ihtiyaçlarının zamanında karşılanması, çocukların başkalarına karşı güven duygusunu geliştirmesini sağlar.
Çocuk önce ana babasına; giderek yakın çevresindeki yetişkinlere güven duyar. Bu ortam içinde büyüyen çocuk zamanla diğer insanlara da güven duymayı öğrenir. Çocuk karşılaştığı problemlerin çözümünde yetişkinlerden yardım ister. Kendisine rehberlik edecek ve problemlerini çözecek yetişkinin bulunması çocuktaki güven duygusunu pekiştirir. Özellikle ilk yıllardaki olumlu anne çocuk ilişkisi çocuktaki güven duygusunun temellerini atar.
Çocuğun güven duygusunun gelişiminde ana baba tutumlarının, ailenin değer yargılarının ve yaşam tarzının rolü büyüktür. Çocukların kendi davranışlarını ayarlayabilmesi için ana babaların tutarlı davranması yani yasak olanın her zaman yasak, serbest olanın da her zaman serbest olması gerekir. Bu sayede çocuk da giderek ailenin değer yargılarını daha kolaylıkla benimser. Nasıl davranması gerektiğine kolaylıkla karar verir.
ÇOCUĞA GÜVEN DUYSUNU VEREMEMEK ÇOCUĞUN ÇEKİNGEN OLMASINA NEDEN OLABİLİR...
Anne babanın tutarsız davranışları, çocuğun yetenek ve kapasitesine uygun olmayan eğitim, anne babanın çocuktan aşırı beklentileri ve sürekli eleştirileri çocuğun güven duygusunu sarsar. Daima beceriksizlikle suçlanan, yapabildikleri fark edilmeyen veya değerli bulunmayan çocukta güven duygusu gelişemez. Güven duygusu gelişmemiş çocuklar kararsız ve çekingen olur. İnsanlarla iyi ilişkiler kurmakta zorlanırlar.
Ana babalar dengeli davranarak,çocuklarının yaşına ve kapasitelerine uygun eğitim imkanı yaratarak,çocukların yeteneklerini dikkate alarak, çocuğuna kendini kanıtlayabilme fırsatı yaratarak çocuklarında güven duygusunun oluşumuna ve gelişmesine katkıda bulunabilirler.
Çocuğun Sevme ve Sevilme İhtiyacı
Çocuğun sevmeye ve sevilmeye olan ihtiyacı
Her canlının doğasında sevme ve sevilme ihtiyacı vardır. İnsanoğlunun yaşı ne olursa olsun her insan sevmek ve sevilmek, hele bu birde çocuksa ailesinden sevgi, ilgi ve şefkat ister. Çocuğun sağlıklı büyüyüp gelişebilmesi için bu sevgiye ve şefkate ihtiyacı vardır. Ana ve babaların büyük bir çoğunluğu bu ilgi ve sevgiyi çocuklarına karşılıksız sunarlar.
Çocuk sevgi ilgi ve şefkat görerek, anne babasının gözünde bir değeri olduğunu hissederek büyürse mutlu ve huzurlu olur. Çocuğun huzurlu ve sakin yapısı ana babanın çocuk yetiştirme işini kolaylaştırır. Eğer çocuk yeterli sevgi, ilgi ve şefkat almadan büyüyecek olursa çevresine ve kendisine güven duyamaz, huzursuz ve mutsuz olur. Arkadaşları ve çevresi ile sağlıklı ilişkiler kuramaz. Çocuk önce arkadaşlarından uzaklaşır, büyüdüğünde de grubundan, toplumdan kopar, içine kapanır çoğu kez de toplumla uyuşamaz.
Çocuğu çok sevmek demek, çocuk merkezli aile olup ona hiçbir disiplin uygulamayıp, onun bütün hata ve yaramazlıklarını şımarıklıklarını hoşgörü ile karşılamak ona her gün yeni bir oyuncak almak demek değildir. Böyle yetiştirilen çocuklar her yerde ailesinden gördüğü aşırı ilgiyi bekler ve göremediklerinde de hoşnutsuzluk yaratırlar.
Sevgiyi dengeli ve ölçülü verebilen, çocuklarına gerekli tutarlı disiplini uygulayabilen, gerektiğinde çocuklarını ödüllendirebilen anne babalar, çocuklarının gelişimine olumlu katkıda bulunurlar.
Anne babaların sevgilerinin karşılığını beklemeleri, sevgilerini tehdit aracı ya da ödül ceza aracı olarak kullanmaları yanlıştır. Anne ve babalar çocuklarına sevgilerini gösterirken yaş ve cinsiyet ayrımı yapmaları son derece yanlıştır ve kardeşler arasında kıskançlığa ve huzursuzluğa neden olmaktadır.
Sevgi iki kişi arasında karşılıklı duygusal bağ meydana getirir, kısacası sevgi sevgiyi doğurur. Bebeğini karşılıksız seven anne giderek büyüyen yavrusundan da sevgi görür. Bu sevgi alışverişi ile büyüyen çocuk diğer insanları da sevmeyi ve onlara sevgisini gösterebilmeyi öğrenir.
Sevgi ihtiyacının karşılanması çocukta güven duygusunun oluşumunda temel noktadır. Çocuk fiziksel ihtiyaçlarının karşılanmasının yanı sıra ana babasından sevgi, ilgi gördüğü oranda mutludur. Çocuğun sevgi ihtiyacının karşılanması onun bütün gelişim alanlarını özellikle de sosyal ve duygusal gelişimini olumlu etkiler.
Her canlının doğasında sevme ve sevilme ihtiyacı vardır. İnsanoğlunun yaşı ne olursa olsun her insan sevmek ve sevilmek, hele bu birde çocuksa ailesinden sevgi, ilgi ve şefkat ister. Çocuğun sağlıklı büyüyüp gelişebilmesi için bu sevgiye ve şefkate ihtiyacı vardır. Ana ve babaların büyük bir çoğunluğu bu ilgi ve sevgiyi çocuklarına karşılıksız sunarlar.
Çocuk sevgi ilgi ve şefkat görerek, anne babasının gözünde bir değeri olduğunu hissederek büyürse mutlu ve huzurlu olur. Çocuğun huzurlu ve sakin yapısı ana babanın çocuk yetiştirme işini kolaylaştırır. Eğer çocuk yeterli sevgi, ilgi ve şefkat almadan büyüyecek olursa çevresine ve kendisine güven duyamaz, huzursuz ve mutsuz olur. Arkadaşları ve çevresi ile sağlıklı ilişkiler kuramaz. Çocuk önce arkadaşlarından uzaklaşır, büyüdüğünde de grubundan, toplumdan kopar, içine kapanır çoğu kez de toplumla uyuşamaz.
Çocuğu çok sevmek demek, çocuk merkezli aile olup ona hiçbir disiplin uygulamayıp, onun bütün hata ve yaramazlıklarını şımarıklıklarını hoşgörü ile karşılamak ona her gün yeni bir oyuncak almak demek değildir. Böyle yetiştirilen çocuklar her yerde ailesinden gördüğü aşırı ilgiyi bekler ve göremediklerinde de hoşnutsuzluk yaratırlar.
Sevgiyi dengeli ve ölçülü verebilen, çocuklarına gerekli tutarlı disiplini uygulayabilen, gerektiğinde çocuklarını ödüllendirebilen anne babalar, çocuklarının gelişimine olumlu katkıda bulunurlar.
Anne babaların sevgilerinin karşılığını beklemeleri, sevgilerini tehdit aracı ya da ödül ceza aracı olarak kullanmaları yanlıştır. Anne ve babalar çocuklarına sevgilerini gösterirken yaş ve cinsiyet ayrımı yapmaları son derece yanlıştır ve kardeşler arasında kıskançlığa ve huzursuzluğa neden olmaktadır.
Sevgi iki kişi arasında karşılıklı duygusal bağ meydana getirir, kısacası sevgi sevgiyi doğurur. Bebeğini karşılıksız seven anne giderek büyüyen yavrusundan da sevgi görür. Bu sevgi alışverişi ile büyüyen çocuk diğer insanları da sevmeyi ve onlara sevgisini gösterebilmeyi öğrenir.
Sevgi ihtiyacının karşılanması çocukta güven duygusunun oluşumunda temel noktadır. Çocuk fiziksel ihtiyaçlarının karşılanmasının yanı sıra ana babasından sevgi, ilgi gördüğü oranda mutludur. Çocuğun sevgi ihtiyacının karşılanması onun bütün gelişim alanlarını özellikle de sosyal ve duygusal gelişimini olumlu etkiler.
Hamileliğin 25. Haftası
25. HAFTA GEBELİKTE ANNE VE BEBEKTE GÖRÜLEN DEĞİŞİMLER
HAMİLELİĞİN 25. HAFTASINDA BEBEKTE GÖRÜLEN DEĞİŞİMLER
Minik bebek artık ilk nefesini almak için hazırlık yapıyor…
Anne karnındaki bebek bu hafta yaklaşık olarak 650 gram ağırlığında ve 35 cm uzunluğundadır.

Henüz çok büyük değil ancak yağlanmaya başlamış bir haldedir. Artık buruş buruş olan derisi gün geçtikçe pürüzsüzleşiyor ve yeni doğan bir bebek görüntüsünü alıyor. Bu haftalarda kıl üretimi de oldukça artmıştır. Ciğerlerinde bulunan hava keseleri bebeğin ilk nefesini alabilmesi için hazırlık yapıyor.
GEBELİĞİN 25. HAFTASINDA ANNEDE GÖRÜLEN DEĞİŞİKLİKLER

Bazen gebeliklerde hemoroid sorunu ile karşılaşılabilir. Birçok gebe kadın rektum damarlarında şişkinlik ve kaşıntı hissine maruz kalır. Çünkü uterusun yapmış olduğu baskı o alana yoğun kan akışı sağlayabilir. Anne bedeni için çok zararlı bir durum değildir. ancak ağrılara maruz kalabilirsiniz ve dilediğinizce beslenemeyebilirsiniz. Bu sorun ile karşı karşıya iseniz kabızlıktan kaçınmalısınız. Bazen bu sorunlar doğum sonrası geçebilir. Bazen ise kalıcı olabilir.
Anne adayının hayatı ile alakalı değişimler
Sizde aynı bebeğiniz gibi tüylenebilirsiniz. Aslında ekstradan bir tüy üretimi yoktur. Ancak gebelik hormonlarındaki değişimlerden dolayı tüyleriniz uzamaktadır. Saçlarınız daha gür ve çok çabuk uzamaktadır. Diğer haftalara oranla hareketleriniz daha kısıtlı. Rahat hareket edemeyebilirsiniz. Doktorunuz egzersiz konusunda bir yasaklamada bulunmadı ise egzersizleri ihmal etmemelisiniz.
Kendinizi çok yorgun hissediyorsanız, nefes alıp vermekte güçlük yaşıyorsanız ve başınız dönüyorsa bir müddet egzersizlere ara verebilirsiniz. Ayrıca dengenizi bozacak egzersizlerden de kaçınmalısınız. Egzersize başlamadan evvel ilk olarak ısınma egzersizleri ile vücudunuzu alıştırmalı ve asıl hareketlere daha sonra başlamalısınız. Yeterli miktarda sıvı tüketmeye özen göstermelisiniz.
25. hafta itibari ile 7 – 8 kilo kadar almanız normaldir.
Bu haftada görülen gebelik belirtileri
Hamilelikte ellerde karıncalanma ve uyuşma
Gebelik döneminde çoğalan kan hacmi bileklerde bulunan sinirlere baskı uygular. Bu nedenle de ellerde karıncalanma hissi oluşur. Karıncalanmaya ilaveten ağrı ve uyuşma da görülebilir. Bu tür sendromlar da akupunktur tedavisi oldukça yararlı olacaktır.
Hamilelikte Horlama
Bu dönemlerde horlamanın şiddeti daha çok artabilir. Mukoza tabakasına doğru çoğalan kan akışı tıkanıklığa neden olur. ancak horlama ile gece uykunuz bölünüyor ise oksijen eksikliği yaşıyor olabilirsiniz.
Varis damarları
Gebelik süresince kan hacminin artması kan damarlarında baskıya neden olur. baskı nedeni ile damarlar şişer ve varisleşme başlayabilir. Varislere karşı tedbir almak için vücudu saran kıyafetlerden kaçınmalısınız.
Saç ve tırnaklarda görülen değişimler
Gebelik hormonlarının sayesinde günlük gerçekleşen saç dökülmeleri engellenmiş durumdadır. Bu nedenle de daha gür saçlara sahip olabilirsiniz. Ayrıca eskisinden daha parlak bir görünümdedir. Ancak fazla sevinmeyin doğumdan sonra dökülmeyen saçlarınız bir anda dökülebilir.
Ayak sendromu
Aynı el karıncalanması gibi ayak sendromu da normal bir durumdur ve kaygılanmaya gerek yoktur. Bu konu ile alakalı doktorunuzla görüşürseniz durumun neden kaynaklandığını öğrenebilir ve o yönde tedbir alabilirsiniz.
Hamilelikte diş ve diş eti sağlığı
Uzmanlara göre diş sağlığına önem veren kişilerin gebelikleri daha uzun sürmektedir. Gün içinde yemeklerden sonra diş fırçalamayı ihmal etmemelisiniz. Bu sayede gingivit hastalığından korunabilirsiniz. Gingivit diş etlerinde kızarıklık, şişkinlik, kanama ve iltihap sorunlarına verilen genel addır. Sorun giderilemez ise daha ciddi problemlere yol açar ve diş dökülmeleri yaşanabilir. Ayrıca ciddi enfeksiyon hastalıklarına da neden olabilir. Hamilelik döneminde en önemli unsurlardan birisi diş sağlığının önemidir. Diş sağlığına mutlaka özen gösterilmelidir.
Gebelikte Mide yanması
Midedeki asitler sizi artık çok rahatsız etmekte. Tüm göğüs bölgeniz ateş gibi yanıyor olabilir. Yemeklerden önce ve hemen sonra sıvı tüketmemeye özen gösterin. Biraz olsun yanma hissi azalacaktır.
HAMİLELİĞİN 25. HAFTASINDA BEBEKTE GÖRÜLEN DEĞİŞİMLER
Minik bebek artık ilk nefesini almak için hazırlık yapıyor…
Anne karnındaki bebek bu hafta yaklaşık olarak 650 gram ağırlığında ve 35 cm uzunluğundadır.

Henüz çok büyük değil ancak yağlanmaya başlamış bir haldedir. Artık buruş buruş olan derisi gün geçtikçe pürüzsüzleşiyor ve yeni doğan bir bebek görüntüsünü alıyor. Bu haftalarda kıl üretimi de oldukça artmıştır. Ciğerlerinde bulunan hava keseleri bebeğin ilk nefesini alabilmesi için hazırlık yapıyor.
GEBELİĞİN 25. HAFTASINDA ANNEDE GÖRÜLEN DEĞİŞİKLİKLER

Bazen gebeliklerde hemoroid sorunu ile karşılaşılabilir. Birçok gebe kadın rektum damarlarında şişkinlik ve kaşıntı hissine maruz kalır. Çünkü uterusun yapmış olduğu baskı o alana yoğun kan akışı sağlayabilir. Anne bedeni için çok zararlı bir durum değildir. ancak ağrılara maruz kalabilirsiniz ve dilediğinizce beslenemeyebilirsiniz. Bu sorun ile karşı karşıya iseniz kabızlıktan kaçınmalısınız. Bazen bu sorunlar doğum sonrası geçebilir. Bazen ise kalıcı olabilir.
Anne adayının hayatı ile alakalı değişimler
Sizde aynı bebeğiniz gibi tüylenebilirsiniz. Aslında ekstradan bir tüy üretimi yoktur. Ancak gebelik hormonlarındaki değişimlerden dolayı tüyleriniz uzamaktadır. Saçlarınız daha gür ve çok çabuk uzamaktadır. Diğer haftalara oranla hareketleriniz daha kısıtlı. Rahat hareket edemeyebilirsiniz. Doktorunuz egzersiz konusunda bir yasaklamada bulunmadı ise egzersizleri ihmal etmemelisiniz.
Kendinizi çok yorgun hissediyorsanız, nefes alıp vermekte güçlük yaşıyorsanız ve başınız dönüyorsa bir müddet egzersizlere ara verebilirsiniz. Ayrıca dengenizi bozacak egzersizlerden de kaçınmalısınız. Egzersize başlamadan evvel ilk olarak ısınma egzersizleri ile vücudunuzu alıştırmalı ve asıl hareketlere daha sonra başlamalısınız. Yeterli miktarda sıvı tüketmeye özen göstermelisiniz.
25. hafta itibari ile 7 – 8 kilo kadar almanız normaldir.
Bu haftada görülen gebelik belirtileri
Hamilelikte ellerde karıncalanma ve uyuşma
Gebelik döneminde çoğalan kan hacmi bileklerde bulunan sinirlere baskı uygular. Bu nedenle de ellerde karıncalanma hissi oluşur. Karıncalanmaya ilaveten ağrı ve uyuşma da görülebilir. Bu tür sendromlar da akupunktur tedavisi oldukça yararlı olacaktır.
Hamilelikte Horlama
Bu dönemlerde horlamanın şiddeti daha çok artabilir. Mukoza tabakasına doğru çoğalan kan akışı tıkanıklığa neden olur. ancak horlama ile gece uykunuz bölünüyor ise oksijen eksikliği yaşıyor olabilirsiniz.
Varis damarları
Gebelik süresince kan hacminin artması kan damarlarında baskıya neden olur. baskı nedeni ile damarlar şişer ve varisleşme başlayabilir. Varislere karşı tedbir almak için vücudu saran kıyafetlerden kaçınmalısınız.
Saç ve tırnaklarda görülen değişimler
Gebelik hormonlarının sayesinde günlük gerçekleşen saç dökülmeleri engellenmiş durumdadır. Bu nedenle de daha gür saçlara sahip olabilirsiniz. Ayrıca eskisinden daha parlak bir görünümdedir. Ancak fazla sevinmeyin doğumdan sonra dökülmeyen saçlarınız bir anda dökülebilir.
Ayak sendromu
Aynı el karıncalanması gibi ayak sendromu da normal bir durumdur ve kaygılanmaya gerek yoktur. Bu konu ile alakalı doktorunuzla görüşürseniz durumun neden kaynaklandığını öğrenebilir ve o yönde tedbir alabilirsiniz.
Hamilelikte diş ve diş eti sağlığı
Uzmanlara göre diş sağlığına önem veren kişilerin gebelikleri daha uzun sürmektedir. Gün içinde yemeklerden sonra diş fırçalamayı ihmal etmemelisiniz. Bu sayede gingivit hastalığından korunabilirsiniz. Gingivit diş etlerinde kızarıklık, şişkinlik, kanama ve iltihap sorunlarına verilen genel addır. Sorun giderilemez ise daha ciddi problemlere yol açar ve diş dökülmeleri yaşanabilir. Ayrıca ciddi enfeksiyon hastalıklarına da neden olabilir. Hamilelik döneminde en önemli unsurlardan birisi diş sağlığının önemidir. Diş sağlığına mutlaka özen gösterilmelidir.
Gebelikte Mide yanması
Midedeki asitler sizi artık çok rahatsız etmekte. Tüm göğüs bölgeniz ateş gibi yanıyor olabilir. Yemeklerden önce ve hemen sonra sıvı tüketmemeye özen gösterin. Biraz olsun yanma hissi azalacaktır.
Retraksiyon Nedir?
RETRAKSİYON NEDİR?
Retraksiyon; bir organ ya da herhangi bir dokunun destek görevi gören bir bağ dokudaki normal olmayan çoğalmasına bağlı olarak küçülmesi durumudur. Retraksiyon insan vücudunda görülen bir takım sorunlar ve hastalıklar ile birlikte görülebilmekte olup genel olarak yanıklarda, travma ve yaralanmalara bağlı olan lezyonlarda görülmektedir. Esasen retraksiyon tıp biliminde tek bir durumu ifade etmemektedir. Zira retraksiyon geri çekilme, büzülme, büzüşme, kısalma gibi durumları ifade ettiği gibi doğum ağrıları sırasında uterus köprüsünün kas liflerinin kısalması durumunu da ifade edebilmektedir. Bunların yanı sıra retraksiyon vücudunun bir organının ya da parçasının geriye hareketini de anlatmaktadır. Retraksiyon muayene değerlendirmelerinde çekilme olarak belirtilmektedir.
İnsan vücudundaki kan pıhtılaşması sonucunda oluşan büzüşmeye de retraksiyon adı verilmektedir. Trombositlerdeki bir takım protein parçalayıcı enzimler ile pıhtı büzülür ve giderek küçülür. Normal doğum yapan kadınlarda doğum esnasında retraksiyon kas liflerinin kısalmasını işaret etmektedir. Ancak elbette bu durum her normal doğum yapan kadında gözlenmez. Retraksiyon durumunun gözlendiği normal doğumlarda genellikle fetüsün ilerlemesine engel bir durum bulunmaktadır.
Tıp biliminde birden çok durumda kullanılan retraksiyon terimi görüldüğü üzere bu durumların hemen hepsinde İngilizce'den gelen anlamıyla, geri çekme, küçülme gibi durumları ifade etmektedir.
İlgili aramalar: retraksiyon nedir? çekilme nedir?
Retraksiyon; bir organ ya da herhangi bir dokunun destek görevi gören bir bağ dokudaki normal olmayan çoğalmasına bağlı olarak küçülmesi durumudur. Retraksiyon insan vücudunda görülen bir takım sorunlar ve hastalıklar ile birlikte görülebilmekte olup genel olarak yanıklarda, travma ve yaralanmalara bağlı olan lezyonlarda görülmektedir. Esasen retraksiyon tıp biliminde tek bir durumu ifade etmemektedir. Zira retraksiyon geri çekilme, büzülme, büzüşme, kısalma gibi durumları ifade ettiği gibi doğum ağrıları sırasında uterus köprüsünün kas liflerinin kısalması durumunu da ifade edebilmektedir. Bunların yanı sıra retraksiyon vücudunun bir organının ya da parçasının geriye hareketini de anlatmaktadır. Retraksiyon muayene değerlendirmelerinde çekilme olarak belirtilmektedir.
İnsan vücudundaki kan pıhtılaşması sonucunda oluşan büzüşmeye de retraksiyon adı verilmektedir. Trombositlerdeki bir takım protein parçalayıcı enzimler ile pıhtı büzülür ve giderek küçülür. Normal doğum yapan kadınlarda doğum esnasında retraksiyon kas liflerinin kısalmasını işaret etmektedir. Ancak elbette bu durum her normal doğum yapan kadında gözlenmez. Retraksiyon durumunun gözlendiği normal doğumlarda genellikle fetüsün ilerlemesine engel bir durum bulunmaktadır.
Tıp biliminde birden çok durumda kullanılan retraksiyon terimi görüldüğü üzere bu durumların hemen hepsinde İngilizce'den gelen anlamıyla, geri çekme, küçülme gibi durumları ifade etmektedir.
İlgili aramalar: retraksiyon nedir? çekilme nedir?
Bebek Neden Huzursuz Olur?
Bebek Neden Huzursuz Olur?
Bebeklerin bütün ihtiyaçları aileleri ve ona bakan diğer kişiler tarafından karşılanır. Beslenme, temizlik, uyku gibi fiziksel ihtiyaçları karşılanmadığı zaman bebek ağlayarak ihtiyaçlarını ifade eder. Anne ya da bebeğe bakan kişi bebeğin en azından ağlamasını gidermek için önce bebeğin altına bakar, altı ıslatmış ya da pislemişse bezini değiştirir, yine ağlıyorsa karnını doyurur. Zamanla anne, bebeğin ağlamalarından karnı mı aç, altını mı ıslatmış, bir yerine bir şey mi batıyor, hasta ya da huzursuz mu olduğunu ayırt edebilir. Tabi fiziksel ihtiyaçların yanısıra bebeğin psikolojik ve sosyal ihtiyaçlarının da doyurulması bebeğin sağlıklı ve normal gelişimi için gereklidir. Bebekle oyunlar oynaması ve sevilip okşanması da oldukça önemlidir.
İlgili aramalar: bebeklerde huzursuzluğun nedenleri nelerdir? bebek neden ağlar?
Bebeklerin bütün ihtiyaçları aileleri ve ona bakan diğer kişiler tarafından karşılanır. Beslenme, temizlik, uyku gibi fiziksel ihtiyaçları karşılanmadığı zaman bebek ağlayarak ihtiyaçlarını ifade eder. Anne ya da bebeğe bakan kişi bebeğin en azından ağlamasını gidermek için önce bebeğin altına bakar, altı ıslatmış ya da pislemişse bezini değiştirir, yine ağlıyorsa karnını doyurur. Zamanla anne, bebeğin ağlamalarından karnı mı aç, altını mı ıslatmış, bir yerine bir şey mi batıyor, hasta ya da huzursuz mu olduğunu ayırt edebilir. Tabi fiziksel ihtiyaçların yanısıra bebeğin psikolojik ve sosyal ihtiyaçlarının da doyurulması bebeğin sağlıklı ve normal gelişimi için gereklidir. Bebekle oyunlar oynaması ve sevilip okşanması da oldukça önemlidir.
İlgili aramalar: bebeklerde huzursuzluğun nedenleri nelerdir? bebek neden ağlar?
Konak Nasıl Geçer?
KONAK NASIL GEÇER?
Özellikle yeni doğum yapmış annelerin bebeklerinde sıklıkla görülen konak için endişelenmeleri fazlasıyla görülmektedir. Bu durumda annelerin kaygılanması oldukça normal bir durumdur. Zira anneler, hele de ilk doğumları ise bebeklerine yeterince iyi bakamadıklarını düşünebilmekte ve konak sorunu için kendilerini suçlamaktadır. Ancak konak annelerin ihmalleri sonucu oluşan bir durum değildir. Anneler konağı pislikten kaynaklanan bir durum olarak görebilmekte iken konağın oluşma nedeni tamamen bebeğin olağan gelişimi içinde gerçekleşmektedir.
Konak bebeklerin baş bölgelerinde görülen, vücuttaki bir sıvının vücuttan atılmasıyla birlikte baş bölgesinde bir takım yağlanmalar oluşması ile görülmektedir. Bu yağlanmalar sonucu oluşan konak genellikle bebeklerin bıngıldak bölgelerinde olmaktadır. Ancak konak bir sorunun işareti değildir. Normal şartlarda konak durumunun kendiliğinden geçmesi beklenebilir. Konak durumunda kimyasal ilaçlar kullanılmamaktadır. Yine de bebeklerinin konak sorunlarını engelleyebilmek için bir şeyler yapmak isteyen anneler pratik şekillerde konağın kafaya yayılmasını engelleyebilmektedir.
Konak oluşan bebeklerde öncelikle annelerin bebeklerinin kafasında oluşan pulların kuruluğunu incelemesi gerekmektedir. Eğer pullar kuru ise anneler bebeklerini banyo yaptırmadan yaklaşık bir saat öncesinde pullu bölgelere zeytinyağı sürebilirler. Zeytinyağı kuru pulların yumuşamasını sağlayarak bebeklerin ciltlerindeki kötü görünümün önüne geçebilmektedir. Bebeklerin baş bölgelerini her gün bebek şampuanı ile yıkamak da oldukça etkili bir yoldur. Bir diğer yöntem ise bebeklere uygun en yumuşak saç fırçalarıyla hafifçe bebeklerin saçlarını taramaktır. Ancak bebeğin kafa bölgesini tahriş etmemeye özen gösterilmelidir. Halihazırda bu yöntemleri uygulayan annelerin bebeklerindeki konaklar kısa süre içinde geçecektir.
Özellikle yeni doğum yapmış annelerin bebeklerinde sıklıkla görülen konak için endişelenmeleri fazlasıyla görülmektedir. Bu durumda annelerin kaygılanması oldukça normal bir durumdur. Zira anneler, hele de ilk doğumları ise bebeklerine yeterince iyi bakamadıklarını düşünebilmekte ve konak sorunu için kendilerini suçlamaktadır. Ancak konak annelerin ihmalleri sonucu oluşan bir durum değildir. Anneler konağı pislikten kaynaklanan bir durum olarak görebilmekte iken konağın oluşma nedeni tamamen bebeğin olağan gelişimi içinde gerçekleşmektedir.
Konak bebeklerin baş bölgelerinde görülen, vücuttaki bir sıvının vücuttan atılmasıyla birlikte baş bölgesinde bir takım yağlanmalar oluşması ile görülmektedir. Bu yağlanmalar sonucu oluşan konak genellikle bebeklerin bıngıldak bölgelerinde olmaktadır. Ancak konak bir sorunun işareti değildir. Normal şartlarda konak durumunun kendiliğinden geçmesi beklenebilir. Konak durumunda kimyasal ilaçlar kullanılmamaktadır. Yine de bebeklerinin konak sorunlarını engelleyebilmek için bir şeyler yapmak isteyen anneler pratik şekillerde konağın kafaya yayılmasını engelleyebilmektedir.
Konak oluşan bebeklerde öncelikle annelerin bebeklerinin kafasında oluşan pulların kuruluğunu incelemesi gerekmektedir. Eğer pullar kuru ise anneler bebeklerini banyo yaptırmadan yaklaşık bir saat öncesinde pullu bölgelere zeytinyağı sürebilirler. Zeytinyağı kuru pulların yumuşamasını sağlayarak bebeklerin ciltlerindeki kötü görünümün önüne geçebilmektedir. Bebeklerin baş bölgelerini her gün bebek şampuanı ile yıkamak da oldukça etkili bir yoldur. Bir diğer yöntem ise bebeklere uygun en yumuşak saç fırçalarıyla hafifçe bebeklerin saçlarını taramaktır. Ancak bebeğin kafa bölgesini tahriş etmemeye özen gösterilmelidir. Halihazırda bu yöntemleri uygulayan annelerin bebeklerindeki konaklar kısa süre içinde geçecektir.
Çocuklar İçin Temiz Hava ve Güneşin Önemi
Bebekler ve Çocuklar İçin Temiz Havanın Önemi
0-2 yaş çocuklarının da temiz havada ki bol oksijene, güneş ışığına ve güneş ışığının deri altında toplanarak D vitamini oluşturmasına ihtiyacı vardır. Çocukların beyin dokusunun gelişimi için yetişkinlerden daha fazla oksijene ihtiyacı vardır. Sokağa çıkartılamadığı durumlarda oturulan ev, özellikle de çocuğun odası sık sık havalandırılmalıdır. Açık hava onun bedensel ve ruhsal sağlığını olumlu etkileyecektir. Çocuk koşmak oynamak isteyecek ve bu durumda onun büyük kas gelişimine katkıda bulunacaktır.
Açık havada dolaşan, koşup oynayan, temiz hava alan çocukların iştahları artar, yorulup fazla enerjilerini harcadıklarından daha rahat ve uzun süre uyurlar. Açık havada koşup oynama, çocuğun oyun ihtiyacı kadar arkadaş ihtiyacını da karşılar, sosyal ve duygusal gelişimini de olumlu etkiler. Çocuğun zihin ve dil gelişimine dışarıdaki uyaranlar da katkıda bulunur.
Çocuk açık hava etkinliklerinde kendini bir bütün olarak ifade etme imkanı bulur, sağlıklı ve zinde olarak eve döner. Ancak sokaktaki, parktaki olası kazalara karşı gerekli önlemler alınmalıdır. Temiz hava ve güneş bebeğin sağlıklı olmasına yardım eder.Güneşten ve soğuktan korumak için bebeklere mevsime göre başlık ya da şapkalar takılır.Açık havadan yararlanmak için mutlaka kırlara parklara gidilmesi şart değildir. Balkonda, terasta ya da evin etrafında sabah ya da öğleden sonra geçirilecek 15-20 dakikalık zaman bebeğin açık hava ihtiyacını karşılayabilir. İlkbahar ve yaz mevsimlerinde açık havada geçirilen süre daha da arttırılabilir. Ancak yaz aylarında çocukların güneş çarpmasına karşı daha dikkatli olunmalıdır.
0-2 yaş çocuklarının da temiz havada ki bol oksijene, güneş ışığına ve güneş ışığının deri altında toplanarak D vitamini oluşturmasına ihtiyacı vardır. Çocukların beyin dokusunun gelişimi için yetişkinlerden daha fazla oksijene ihtiyacı vardır. Sokağa çıkartılamadığı durumlarda oturulan ev, özellikle de çocuğun odası sık sık havalandırılmalıdır. Açık hava onun bedensel ve ruhsal sağlığını olumlu etkileyecektir. Çocuk koşmak oynamak isteyecek ve bu durumda onun büyük kas gelişimine katkıda bulunacaktır.
Açık havada dolaşan, koşup oynayan, temiz hava alan çocukların iştahları artar, yorulup fazla enerjilerini harcadıklarından daha rahat ve uzun süre uyurlar. Açık havada koşup oynama, çocuğun oyun ihtiyacı kadar arkadaş ihtiyacını da karşılar, sosyal ve duygusal gelişimini de olumlu etkiler. Çocuğun zihin ve dil gelişimine dışarıdaki uyaranlar da katkıda bulunur.
Çocuk açık hava etkinliklerinde kendini bir bütün olarak ifade etme imkanı bulur, sağlıklı ve zinde olarak eve döner. Ancak sokaktaki, parktaki olası kazalara karşı gerekli önlemler alınmalıdır. Temiz hava ve güneş bebeğin sağlıklı olmasına yardım eder.Güneşten ve soğuktan korumak için bebeklere mevsime göre başlık ya da şapkalar takılır.Açık havadan yararlanmak için mutlaka kırlara parklara gidilmesi şart değildir. Balkonda, terasta ya da evin etrafında sabah ya da öğleden sonra geçirilecek 15-20 dakikalık zaman bebeğin açık hava ihtiyacını karşılayabilir. İlkbahar ve yaz mevsimlerinde açık havada geçirilen süre daha da arttırılabilir. Ancak yaz aylarında çocukların güneş çarpmasına karşı daha dikkatli olunmalıdır.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)