Homeopati

HOMEOPATİ
Yunanca (Homolos) benzer, eşit sözcüğünden kaynaklanır. Homeopati, 1800 yılında Samuel Hahnemann tarafından kurulmuştur. Paracelsus'un da uyguladığı "Similia, similibus curantur" ilkesini uygulamıştı. Anlamı, fazla sağlıklı insanda hastalık oluşturan ilacı hastada düşük dozda kullanmaktır.

İlaç sürülerek (masajla) veya sulandıralarak kullanılır. İlacın sulandırılması desimal sistem ile yapılır. D1—1:10, D2—1:100 ve böyle devam eder.

İlaç sulandırma derecesine göre anılır. Örneğin D12'nin altındaki ilaçlar orta güçte veya derin güçte, D12'nin üzerinde olanlar ise, yüksek güçte ilaçlar olarak anılırlar. Günümüz homeopatlarının çoğunluğu D12'nin altında derin güçte ilaçlar kullanırlar.

Zayıf tahrikler, bünyenin yaşam etkinliğini körükler, orta tahrikler teşvik eder, yüksek tahrikler ise engeller. En güçlüsü ise, etkinliği yok eder.

Batı dünyasında homeopati yasaların güvencesi altında bulunuyor. Homeopatlar, beirli eğitim kurslarından sonra mesleğe başlıyorlar.

İlgili aramalar: homepati nedir? homeopat kimlere denir?

İşitme Duyusunun Yitirilmesi

İşitme Duyusunda Çökme
Ruhsal veya bedensel gerilim altında bulunan insanlarda ortaya çıkan rahatsızlıktır. Bir tür kulak enfarktüsüne kulak duygusunun çöküntüsü adı da verilmektedir. Hastalık 30-60 yaşlan arasında hiçbir ön belirtisi olmadan ortaya çıkar. Hastalar, bir dakikadan ötekine, sanki kulağıma pamuk tıkanmış gibi oldu der.

Amerikalı uzmanlar buna bir virüsün neden olduğuna inanıyorlar. Ancak başka ülkelerde aynı görüş paylaşılmıyor, iç kulakta kan dolaşımının yeterli olmaması üzerinde duranlar da var.

İşitme duyusunda çöküntü acil tedavi gerektiren bir olaydır. Kalıcı bir hasara neden olmaması için hemen tedavisi olmalıyız. Önlem ve yan tedavi olarak otojen egzersizler uygulanmaktadır.

Aramalar: işitmenin yitirilmesi neden olur? işitmenin çökmesi, işitme duyusunun yitirilmesi

Zebun Olmak

ZEBUN OLMAK (ANORMAL BAĞIMLILIK)
Eşlerden birisinin ötekine anormal derecede bağımlı olma halidir. Bir kadın, erkeğini çok fazla sevse de ona uzun süre anormal şekilde bağımlı kalmak zorunda değildir. Her aşk ilişkisinde kişiye düşen görevler vardır.

Bu arada bağımlılık da söz konusudur. Sorun eşlerden birisinin ötekine tek taraflı, adeta tutku halinde ve kendi kendini yıpratacak şekilde bağımlı hale girmesidir. Genellikle kadınlar da erkeğe bağımlılığı bir tür tutku haline getirebilirler. Ancak edebiyatta, hemen her zaman sadece erkeklerden söz edilir.

Heinrich Mann'ın sinemaya aktarılan "Mavi Melek" isimli romanı (profesör Unrath) Nabokov'un "Lolita" isimli kitabında olduğu gibi.

Tarihte 19'uncu yüzyılın en önemli siyaset adamlarından birisi olarak geçen Prusya Başbakanı Prens Kari August von Herdenberg'iri 65 yaşında iken bir ekmekçi kızına aşık olduğu bilinir.

Bu kız için görevini ve servetini feda etmiş, ona her dokunuşunda kızı paraya boğmuştu. Prens Cenova'da bir otelde öldü. Özel doktoru onun ölürken bile metresine para ödemekte olduğunu saptamıştı.

İlgili aramalar: zebunluk nedir? zebun olmak ne demektir? sevgiliye anormal bağımlılık, aşırı kıskançlık

Husye

HUSYE
Androloglara (erkek hastalıkları uzmanı) göre, erkeğin yumurtalarının büyüklüğü cinsel iktidarı hakkında da bilgi vermektedir. Yetişkin erkekte yumurtaların boyu, birer küçük erik kadardır.

Sperma ve erkeklik hormonu olan testosteron bunların içinde üretilir. Bunun için ortamın vücut ısısının altında olması gereklidir. Erkeğin yumurta torbasının vücudun dışında bulunmasının bir nedeni de budur. Husye sorunları çocukluk yıllarında yetişkinlik yıllarına oranla daha sorunsuz olarak tedavi edilebilir. (Salgı bezlerinin karnın içinde kalması gibi.) Anne ve babalar erkek çocuğun husyesinin gelişmesini izlemesi ve bir anormallik görüldüğünde hemen doktora başvurması gerekir.

İlgili aramalar: husye nedir? yumurtalıklar ne işe yarar? yumurtalıkların görevi nedir? husye ne yapar?

Heteroseksüellik

HETEROSEKSÜELLİK
Hetero, Yunanca değişik, farklı demektir. Karşı cinsiyete, yani erkeğin kadına, kadının erkeğe karşı cinsel ilgi duymasına heteroseksüellik denir. Kendi cinsiyetine karşı cinsel arzu duyan eşcinselliğin karşıtıdır ve toplumun çoğunluğunun hemfikir olduğu normal şekildir. Amerikalı araştırmacı Alfred C. Kinsey, cinsel yaşantılarını sadece heteroseksüel olarak sürdürenlerin oranının yüzde 50 olduğunu söylüyor. Bu coğrafyaya göre değişiklik gösterebilecek bir iddiadır.

İlgili aramalar: heteroseksüel kime denir? heteroseksüel nedir?

Enfarktüs

ENFARKTÜS
Bir zamanlar tipik erkek hastalığı olan enfarktüsün yani kalp krizinin kadınlar arasında giderek artması uzmanların dikkatini çekiyor. Doğum kontrol hapından kuşkulananlar var. Ancak günümüzde kontrol haplarında tehlike olağanüstü azalmış bulunuyor.

Kalp krizinin tipik habercisi göğüste sıkışma ve ağrılardır. Sancı göğüsten başlayıp omuz ve kola kadar uzanır. Hastada korku ve ter nöbetleri izlenir. Her beşte bir kriz öldürücüdür. Ülkemizde her yıl binlerce kişi kalp krizinden ölmektedir. Enfarktüsten ölen erkeklerin sayısı, kadınların dört katıdır. Kalp krizine karşı doğru beslenme ve egzersiz oldukça önemlidir.

Aramalar: enfarktüs nedir? kalp krizinin habercisi nedir?

İnce Bağırsaklarda Sindirim

İnce Bağırsaklarda Sindirim:
İnce bağırsaklarda disakkaridaz enzimlerinin ve özel ince bağırsak salgılarının yardımı ile devam eden sindirimde peptonlar amino asitlere çevrilir. İnce bağırsakların salgıladıları öz suda bulunan dissakkaridaz enzimleri; maltoz, sakkaroz ve laktaz'dır.

- Maltaz; maltozu glikoza çevirir.
- Sakkaroz veya sükraz; sakkarozu glikoza çevirir.
- Laktaz; laktozu glaktoza ve glikoza çevirir.
- Lipaz; yağları yağ asitlerine çevirir.
- Anterokinoz "hormon" yapısı bozulan tripsini etkin hale getirir.

Emilmesi mümkün hale gelmiş olan kimüs adını vermiş olduğumuz maddeler artık kilüs adını alır. Bağırsaktaki hareket ve dönüşüm süreci esnasında organizmanın yararlanacağı şekle dönüşen kilüs "besin maddeleri" bağırsak tümörleri tarafından emilir. Kilüsün tümörleri örten hücrelerden süzülerek geçmesiyle sonuçlanan bu olaya osmos adı verilir.

Osmos sonucu: Yağlı maddelerin bir kısmı ilk önce lenf damarlarına oradan da göğüs lenfa kanalına geçerek genel dolaşıma karışır. Proteinler, şekerler, tuzlar, vitaminler, kılcal damarlara geçerek kalın toplardamar aracılığı ile karaciğere giderler. Kalın bağırsak suyu emer, milyarlarca bakteri sindirim öz sularının tesirinden kurtularak bitkisel besinlerin selülozunu etkileyip bir bölümünün emilebilir glikoza çevrilmesini sağlar.

Sindirim sonunda suyunun büyük bir kısmıyla vücudumuza yararlı olan besin maddelerini kaybeden besinler posa haline gelir. Bunlar kalın bağırsakların özel hareketleri ile dışarı atılır.