Bebeklerde Böbrekler ve İdrar Yolu

Böbrekler ve İdrar Yolu:

Yeni doğmuş bir bebek böbreğinin kendi vücut ağırlığına oranı, olgun bir insanınkinin hemen hemen iki katıdır. Bu durum, bebek vücudunun ileri yaştaki çocuklara ve olgun insana göre daha fazla su kapsaması, daha fazla su alışverişi yapmasıyla açıklanabilir.

Bebeğin böbreği, azotlu arlık maddeleri ayırabilmesi için daha fazla suya ihtiyaç gösterir. Bebeklik çağında böbrek çalışması henüz tam değildir. Bebek doğumdan hemen sonra ilk idrarını yapar, sonraları da idrar çok azdır. Doğumdan sonraki ilk bir iki gün bebeğin hiç idrar yapmaması halinde, endişeye kapılmak yersizdir. Artan beslenme, alınan sıvı miktarının artışı ile bebeğin idrar yapması yoluna girecektir. Bu süre içinde bebek sık sık altını ıslatır (günde 20 defaya kadar). Bebeğin hastalanması halinde genellikle idrar yolları da etkilenir. Bu nedenden ötürü bebeklik çağında, şiddetli ateş görüldüğünde idrar yollarının bir enfeksiyonu olup olmadığı kontrol edilmelidir.

Bebeklerde Kan Dolaşımı ve Kalp

Kalp ve Kan Dolaşımı: Fetüsün dolaşım sisteminin, bebeğin daimi dolaşım sistemine dönüşmesi, genellikle doğumdan önce tamamlanır. Bebeğin kalbi, daha büyük çocuklarınkine oranla biraz büyüktür ve bir yaşına kadar ortalama 120-140 kez atar. Bir yaşında kalp atışları 110-120'ye düşer, ancak bu sayı da, ileri yaştaki bir çocuğun kalp atış oranına göre oldukça yüksektir. Kan basıncı yavaş yavaş artar. Kalbin çalışma gücü de, kalp adalelerinin kuvvetlenmesiyle çoğalır. Ancak doğumdan sonra, kalp adalelerinde biraz büyüme görülür, ama kalp adalelerinin hücre sayısında bir çoğalma olmaz.

Bebeklerde Solunum Sistemi

Solunum Sistemi:

Bebeklerin solunum yolları, büyük çocuklarınkinden çok daha dar ve kısadır. Solunum yollarının ince dokulu yapısı, özellikle bronş perdecikleri, yetişkin insanınkinden farklıdır. Solunum yollarının gösterdiği bu ayrım, bebeğin büyümesiyle yavaş yavaş ortadan kalkar.

bebeklerde solunum sistemi

Yeni doğmuş bebeğin dakikadaki solunum sayısı yaklaşık olarak 40-60; üç aylık bebeğin 35-40; 12 aylık bebeğin 30-35'tir. Bebeğin solunumu hem hızlıdır hem de yüzeyseldir. Çünkü, bebeğin henüz yatay durumda olan kaburga kemikleri göğüs solunumuna olanak sağlamaz ve bebek karın yardımıyla soluk alır.

Bebeğin Sindirim Sisteminin Gelişimi

Sindirim Sistemi:

Bebeğin sindirim sistemi, gerek yapısı gerekse çalışması yönünden, daha büyük çocukların ve yetişkin insanlarınkinden farklıdır. Bağırsaklar, bütün vücut uzunluğunun dört mislidir ve yetişkin bir insanınkinden dört buçuk misli daha uzundur. Bebeğin sindirim sistemi, anne sütünü olduğu gibi, anne sütü yerine kullanılabilen mamaları alacak, sindirecek ve emecek şekilde gelişmiştir. Mide-bağırsak kanalı gelişmesinin büyük bir kısmı süt çocukluğu döneminde tamamlanır ve bebek böylece, artan ihtiyaçlarını karşılayacak gıdaların gerektirdiği uyumu sağlamış olur. Yeni yeni sindirim bezleri oluşur, tükürük bezlerinde, midede, karaciğerde ve bağırsaklarda bulunan bezler giderek daha çok sindirim salgısı vermeye başlar.

bebeklerde sindirim sistemi ve gelişimi

Bir Örnek: Süt çocukluğu döneminin ikinci yarısında, mide salgısı, yeni doğmuş bebeğinkine göre iki misline, çocuğun okul yaşında ise (10-15 yaşlar) yaklaşık olarak on misline çıkar. Bebeğin kaka etmesi, aldığı besinlere bağlıdır. Yalnız memeyle beslenen bebeklerde kaka iyi kokulu, altın sarısı renkli olur, ama yeşile çalar sarı, sümüğümsü ya da pütürlü oluşum gösterebilir. Anne sütüyle beslenen bebek günde iki ya da üç kez kaka yapar. İnek sütüyle hazırlanmış mamalarla beslenen bebeğin kakası koyu sarı renkte ve kokuludur. Günlük kaka miktarı, sütle beslenen bebeklere oranla daha fazladır.

Bebeğin Ağırlık ve Boy Gelişimi

Bebeğin Kilo ve Boy Gelişimi

Vücut ağırlığı hem anne-baba hem de doktor için bebeğin gelişip gelişmediğini gösteren önemli bir veridir. Bebek ne kadar küçükse, ağırlık, bebeğin sağlık durumunun saptanmasında o kadar önemlidir. Bebeğin tartılması herhangi bir hassas teraziyle yapılabilir. Belirli aralıklarla (haftada bir) bebeğin ağırlık kontrolü yapılır. Bebek, en iyisi sabah aç karnına ya da banyodan önce çıplakken tartılmalıdır.

bebeğin gelişimi bebeğin kilo alımı bebeğin boyu

Bebeğin birinci yaşına kadar kilo alışı çabuk ve düzenlidir. Bu artış ortalama:

- İlk üç ayda haftada 250 gr. civarında,

- 4-6 aylarda haftada 200 gr. civarında,

- 6-8 aylarda haftada 150 gr. civarında,

- 9-12 aylarda haftada 100 gr. civarındadır.

Çocuk ne kadar küçükse kilo alış oranı o kadar yüksektir. Bebeğin boy artışı, sırt üstü yattığı zaman bir cetvelle baştan ayağa kadar ölçülerek bulunur. Burada, ağırlık ve boy artışındaki sapmaların normal olabileceğini bilmek gerekir. Erkek ve kız çocuklar arasında çok az fark vardır. Kız çocuklarındaki ağırlık ve boy artışı erkek çocuklara oranla daha azdır. Anne-baba basit bir grafik tutarak çocuklarının ağırlık ve boylarının normal değerler içinde kalıp kalmadığını saptayabilirler.

Süt Çocuğu Nedir?

Doğumdan birinci yaşın doldurulmasına kadar geçen süreye süt çocuğu dönemi adı verilir. Eğer doğum evde yapılmamışsa, doğum yapan anne birkaç gün sonra bebeğini alarak evine döner. Hemşire ya da ebe, bebeğin beslenmesi ve bakımı için anneye önerilerde bulunur. Eğer doğum sırasında ve sonra bebekte bazı özellikler saptanmışsa, ilgili doktor, anne-babayla bebek üzerinde bilgi verir, nasıl bir tedavi uyguladığını anlatır ve bundan sonra nasıl hareket edilmesi gerektiği hakkında önerilerde bulunur.

sütçocuğu nedir

İleride ortaya çıkabilecek rahatsızlıklar karşısında gerekli tedbirlerin alınabilmesi için, anne-babanın bebekleri hakkında her şeyi bilmeleri gereklidir.

Bir çocuk doktoru, bebeği yalnızca hastalık yönünden tedavi etmez, anne-babaya beslenme, hastalıkları önleyici tedbirler ve uygulanması gerekli aşılarla ilgili açıklamalar yapar, önerilerde bulunur. Devlet, yalnızca bebeklerin değil, herkesin zamanında aşılanmasını sağlayacak birçok olanaklar hazırlamıştır. Anne-babalara devletin sağladığı her türlü yardımlar anlatılır ve yararlanmaları tavsiye edilir.

Doğum Yaralanmaları

Doğum Yaralanmaları:

Doğum, yumuşak kısımların, kemiklerin, periferik sinirlerin, iç organların, özellikle merkezi sinir sisteminin yaralanmalarına neden olabilir. Çoğunlukla bebeklerin rahimdeki özel duruş şekilleri (örneğin, makat üstü duruşu) doğum komplikasyonları ya da bebekle ilgili diğer aksaklıklara nedendir. Doğum yaralanmaları doğumların %2-3 ünde meydana gelebilir. Kafatasının dış kemik zarının altında olan kanamalar yan kafa kemiğinin üst tarafında ve tek yanlı olarak meydana gelir. Şişler, tavuk yumurtası ve portakal büyüklüğünde olabilir, dokunulduğu zaman bir sıvı torbası hissini verir (kafatası hematomu). Zaman zaman iki taraflı ya da üst-art kafada da olabilen hematom, doğumdan sonraki 6. haftaya kadar kaybolur. Hematomun iyileşmesi çok ender olarak uzun sürer ve şiş üzerindeki kemik zarı kireçlenir. Kireçlenen bölge önceleri düz bir görünüm verdiği halde zamanla kafatasının gelişmesine uyarak yuvarlak şeklini alır.

doğum yaralanmaları , kafatası hematomu , köprücük kemiği kırılması , periferik sinir tahribi , asfiksi , oksijen yetersizliği

Kanamalar, çok seyrek olarak kemik zarının dış tarafında ve kafa derisinin altında olabilir. Daha geniş bir bölgeye yayılabilen bu tür kanamalar da birkaç gün içinde kaybolur.

Boyunda başın öne eğilmesini sağlayan kasın ezilmesi, ya da bu kasta meydana gelen kanama zararsızdır ve hemen iyileşir. Zaman zaman üst derinin çekilmesi nedeniyle meydana gelen adale kasılması sonucunda, başın öne eğilmesini sağlayan kaslarda kendiliğinden iyileşmeyen şişmeler görülebilir. Böyle şişmeler zamanında tedavi edilmeyecek olursa (vücut duruşunun düzeltilmesi, hasta idmanı, bazı koşullarda ameliyatla düzeltme) bel kemiğinin eğrilmesine, yüz kısmının eşit olarak gelişmemesine neden olan boyun eğriliği yapar.

Köprücük kemiği kırılması da sık görülen olaylar arasındadır. 6-8 gün sonra kırık yerinde görülebilen ve elle hissedilebilen kıkırdak sertliğindeki şişlikten endişe etmemelidir. Bu şişlik iyileşme belirtisinden başka bir şey değildir. Nitekim, kırık yerdeki şişlik kısa bir süre sonra kaybolur. Kemik sisteminin başka yerlerindeki kemik kırılmasına çok ender olarak rastlanır.

Felç yapabilen periferik sinir tahribi, yüz ya da kol sinir ağlarında görülür. Kol felci kendiliğinden iyileşmezse, idman yapmak esasına dayanan tedavi uygulanması gereklidir. Merkezi sinir sisteminde çeşitli nedenlerden meydana gelen zedelenmeler üzerinde çok ciddî olarak durulması gerekmektedir. Çünkü, böyle zedelenmeler beyin dokusunda ya da beyin zarında kanamalara neden olabilir. Bu tip kanamaların da beyne zararı vardır. Beynin zedelenmesi sonucu meydana gelen hastalıklar, çocukluk döneminde kendini gösterebilir. Çoğu kez, oksijen yetersizliğinin de beyne zararları dokunmaktadır.