Bebek Dostu Hastanecilik İçin Anne Sütü ile Beslenmede Danışmanlık Eğitimi

Sağlık Bakanlığı Ana Çocuk Sağlığı ve Aile Planlaması Genel Müdürlüğü


Dersleri İndirmek İçin Buraya Tıklayınız. 



ANNE SÜTÜ İle BESLENMEDE  DANIŞMANLIK EĞİTİMİ DERS KONULARI
Ders 1 - Anne Sütünün Önemi
Ders 2 - Emzirme Nasıl Olur?
Ders 3 - Emzirmenin Değerlendirmesi.
Ders 4 - Bebeğe pozisyon vermek
Ders 5 - Emzirmenin Gözlemlenmesi -Emzirme Gözlem Formu
Ders 6 - Dinleme ve Öğrenme Becerileri
Ders 7 - Sağlık Uygulamaları
Ders 8 - Öz güven Sağlama ve Destek Olma
Ders 9 - Meme ile İlgili Sorunlar
Ders 10 - Memeyi Ret
Ders 11 - Emzirme Öyküsü Alınması
Ders 12 - Meme Muayenesi
Ders 13 - Sütün Sağılması
Ders 14 - Yetersiz Süt
Ders 15 - Ağlama
Ders 16 - Düşük Doğum Ağırlıklı ve Hasta Bebekler
Ders 17 - Anne Sütünü Arttırmak ve Emzirmeyi Yeniden Başlatmak
Ders 18 - Emzirmeyi Sürdürmek

Kronik obstrüktif (tıkayıcı) akciğer hastalığı (KOAH)

Kronik bronşit ve amfizeme bağlı olarak gelişen kronik, geri dönüşümsüz ve ilerleyici olan hava akımı kısıtlanması ile karakterize bir hastalıktır. Hava akımı kısıtlanması kısmen geri dönüşümlü ve solunum yolları aşırı duyarlılığı ile birlikte olabilir. Kronik bronşit ya da amfizemi olan bir hastada KOAH hastalığının geliştiğini söyleyebilmek için kronik hava akımı kısıtlanmasının meydana gelmiş olması gerekmektedir.

KOAH, zararlı madde ve gazların uzun süreli solunması sonucu akciğerlerde oluşan anormal yanıtın neden olduğu ilerleyici hava yolu daralmasına bağlı hava akımı kısıtlanması ile karakterize bir hastalıktır.

KOAH’ta kronik bronşit ve amfizem genellikle bir aradadır.

1. Kronik Bronşit : Art arda en az iki yıl tekrarlayan ve en az üç ay boyunca devam eden, çoğu günler görülen ve diğer solunum ya da kalp hastalıklarına bağlanamayan öksürük ve balgam çıkarma ile karakterize bir hastalıktır. Solunum yollarında salgı yapan bezlerin sayı ve hacmindeki artış neticesinde gelişen salgı miktarının fazlalığına bağlı olarak oluşur. Salgı yapan bezlerin sayı ve hacmindeki artış solunum yollarının duvar kalınlaşmasındaki önde gelen nedendir ve bu da solunum yollarında tıkanmaya sebep olur.

2. Amfizem : Alveol denilen hava keselerinin duvarlarının yıkımı ile meydana gelen bir hastalıktır. Duvar yıkımı hava boşluklarının anormal ve kalıcı şekilde genişlemesine ve akciğer esnekliğinin kaybolmasına yol açar. Sonuç olarak küçük hava yollarında tıkanmalar meydana gelir.



Sıklık :

KOAH daha ziyade ileri yaş hastalığıdır. Yaş ilerledikçe KOAH’a bağlı ölüm sıklığı artmaktadır. Erkeklerde daha sık olarak gözlenmektedir. KOAH’ın dünyada görülme sıklığı tüm yaş grupları için erkeklerde % 0,9 ve kadınlarda % 0,7 olarak bildirilmektedir. Türkiye’de yapılan bir çalışmada 40 yaş üzeri insanlarda KOAH’ın görülme sıklığının % 13,6 olduğu, erkeklerde bu oranın % 20,1 ve kadınlarda % 8,2 olduğu bildirilmiştir.



Etkenler :

1. Tütün : KOAH gelişiminde en önemli risk faktörü sigara içimidir. Gelişmiş ülkelerde KOAH gelişiminden %80-90 oranında sigara kullanımının sorumlu olduğu bildirilmektedir. Sigara içenlerde içmeyenlere oranla KOAH gelişiminde belirgin artış olmaktadır (sigara kullananlarda 9-30 kat daha sık KOAH gelişmektedir).



Kronik bronşitin şiddeti ve ölüme sebebiyet vermesi ile sigara kullanımı arasında bir paralelizm mevcuttur. Sigara içenlerde içmeyenlere oranla 6 kat daha fazla kronik bronşite bağlı ölüm görülmektedir.

Sigara tiryakiliği amfizemin oluşmasında da başta gelen nedenlerden biridir. Sigara içenlerde amfizemin şiddeti ve ölüme sebebiyet vermesi sigara kullanmayanlara göre belirgin bir şekilde yüksektir.

2. Hava kirliliği : Kronik bronşit ve amfizem hava kirliliği olan ve endüstri bölgelerinde yaşayan insanlarda daha sık olarak görülmektedir. Bu da hava kirliliğinin KOAH gelişiminde önemli bir faktör olduğunu göstermektedir.

3. Mesleksel faktörler : İşyerinde endüstriyel gazlar, dumanlar ve tozlarla temas içinde olan kişilerde KOAH gelişimi daha sık görülmektedir. Madenlerde, ağaç sanayiinde, metal işlerinde, ulaşım sektöründe, inşaat ve boya iş gruplarında, yem sanayiinde ve tarımla uğraşanlarda KOAH gelişme riski yüksektir.

Sigara kullanımı ile çevresel ve mesleki faktörler bir arada olduğunda karşılıklı olarak birbirlerinin zararlı etkilerini artırmakta ve KOAH gelişime ihtimalini artırmaktadır.

4. Sosyoekonomik şartlar : Hijyenik şartların iyi olmadığı evlerde ve bölgelerde yaşayan insanlarda KOAH gelişme oranı artmaktadır. Kişilerin eğitim düzeyleri de KOAH gelişiminde önem taşımaktadır.

5. Solunum yolu enfeksiyonları : Çocukluk çağında geçirilen solunum yolu enfeksiyonlarının ileride gelişecek KOAH için uygun zemin hazırladığını, buna diğer faktörlerin de ilave olması ile KOAH gelişme sıklığının arttığını gösteren çalışmalar mevcuttur.

6. Genetik faktörler : Doğumsal alfa-1 antitripsin eksikliği genetik bir hastalıktır ve bu kişilerde serum alfa-1 antitripsin düzeylerinde belirgin azalma ile birlikte buna bağlı olarak 30-40 yaşlarında amfizem gelişmi ile karakterizedir. Bu hastalarda çevresel faktörler olmasa bile genç yaşlarda amfizem gelişir.

7. Diğer faktörler : Akciğerde yaygın harabiyete ve sekel oluşumuna neden olan hastalıklar (pnömokonyozlar, sarkoidozis, yaygın tüberküloz vs.) amfizem nedeni olabilirler. Uzun yıllar devam eden astım bronşiale de sonunda amfizeme neden olabilir.

Çocukluk çağında anne-babanın sigara kullanımına bağlı olarak pasif sigara içimi neticesi ileri yaşlarda KOAH gelişme riski artmaktadır.

Alkol kullanımı ile KOAH gelişimi arasında da ilişki tespit edilmiştir.

Ailesinde KOAH’lı hasta bulunanlarda, düşük doğum ağırlığı ile dünyaya gelen bebeklerde, allerjik bünyeli çocuklarda, solunum yollarının dış etkenlere karşı aşırı duyarlılığı bulunanlarda geç dönemlerde KOAH gelişme riskleri yüksektir.

Adenovirus enfeksiyonu geçirenlerde, vitamin C yönünden zayıf gıdalarla beslenenlerde, A kan grubunda olanlarda KOAH gelişme ihtimali olabileceği öne sürülmektedir.



Şikayetler :

KOAH’ın en belirgin semptomları olan öksürük ve balgam hastalığın başlangıcından itibaren vardır. Daha sonra şiddeti artan bu şikayetlere nefes darlığı ve hışıltılı solunum da ilave olur.

Öksürük başlangıçta hafiftir, genellikle sabahları şiddetlenir ve balgam atılması ile hasta kısmen rahatlar. İlerleyen yıllarda hastalığın ilerlemesiyle ya da ataklar sırasında şiddetlenir.

Balgam ataklar dışında az miktardadır ve nispeten kolay atılır. Hastalığın kronikleşmesiyle günlük miktarı ve koyuluğu artar. Hastaların bir kısmı bol balgam çıkarmaktan yakınırken bir kısmı da balgam çıkaramamaktan yakınır.

Öksürük nöbetleri esnasında solunum yollarındaki kılcal damarlarda yırtılmalar olabilir ve balgam üzerinde çizgi şeklinde kan görülebilir.

KOAH’ın başlangıcında egzersizle gelen nefes darlığı vardır, hastalık ilerledikçe istirahatte de nefes darlığı görülmeye başlar. KOAH’lı hastalarda görülen nefes darlığından solunum yollarındaki daralma, aşırı havalanma nedeniyle solunum pompasının etkinliğini kaybetmesi, akciğerde damarsal yatağın azalması ve psikolojik faktörler sorumludur.

KOAH’ta bazen ataklar sırasında hışıltılı solunum sesleri duyulabilir. Hastalık ilerleyip oksijen azlığı da geliştiğinde eller, ayaklar ve yüzde morarmalar da görülebilmektedir.

Kronik oksijen eksikliği ve tekrarlayan ataklar kalp yetersizliği gelişimine neden olur.



Fizik Bulgular :

Birinci saniyede dışarı verilen hava miktarı (FEV1) beklenen değerin % 50’sinden fazla olan KOAH’lı hastalarda hiçbir anormal bulguya rastlanamayabilir. Yerleşmiş KOAH’ı olan hastalarda ise hastalığın derecesine göre fizik muayene bulguları saptanabilir.

Hastalar genellikle geniş, fıçı göğüse sahiptir, göğüs ön-arka çapı artmıştır. Boyunda yardımcı solunum kaslarının belirgin hale gelmiş olması ve nefes alırken bu kasların solunuma katılmaları izlenebilir.

KOAH’lı hastalarda dinleme bulguları değişkendir. Genellikle solunum sesleri azalmış olarak duyulur ve kalp sesleri derinden ve hafif şekilde duyulabilir. Hastalarda solunumun nefes verme safhası uzamıştır.

Genellikle ataklar sırasında, nefes verme döneminde daha belirgin olan, ancak solunumun hem nefes alma hem de nefes verme dönemlerinde işitilebilen, ronküs denilen anormal sesler duyulabilir. Hafif vakalarda sadece yalnız derin soluk verme esnasında işitilirler.

Hastalarda el, ayak ve yüzde morarmalar görülebilir. Bu hastalığın şiddetli olduğunu gösterebilir. Ayrıca uzun süreli olgularda parmak uçlarında çomaklaşmalar izlenebilir.



Tanı :

Hafif KOAH’ta akciğer grafisi genellikle normaldir. Hastalık ilerledikçe akciğer hacminde artış, havalanma artışı ve kalp gölgesinde incelme izlenir. Amfizemin ön planda olduğu durumlarda akciğer çevre alandaki damar görünümlerinde belirgin azalma gözlenir. Kalp yetmezliği geliştiğinde merkezi bölgede damarsal yapılar belirginleşir ve kalp büyüyebilir.



Solunum fonksiyon testleri hastalığın tanısında, şiddetinin belirlenmesinde ve seyrinin izlenmesinde kullanılır. KOAH’ın kesin bulgusu, büyük oranda geri dönüşümsüz olan hava akımı azalması solunum yolları daralmasına ait bulgulardır.



Hastalarda FEV1’de daima azalma mevcuttur, hastalık ilerledikçe FEV1’deki bu azalma giderek artar. KOAH’ın şiddetini ve seyrini göstermedeki en yararlı test FEV1 ölçümüdür.

Solunum ile alınan Salbutamol veya Terbutalin’in solunum fonksiyon testi üzerine etkisi genellikle en az düzeydedir. Bu ilaçların verilmesinden sonra oluşan FEV1’deki artış %15’in altındadır ya da 200 ml’nin altındadır.



Tedavi :

KOAH’ta tedavinin amacı, hastada şikayetlerinde rahatlama sağlamak ve yaşam kalitesini yükseltmek, solunum sıkıntısı ataklarını engellemek, hastalığın ilerlemesini yavaşlatmak, olası komplikasyonları önlemek ve tedavi etmek olmalıdır.

KOAH tedavisinin birinci kuralı sigara kullanımının kesin olarak bırakılmasıdır. Ayrıca solunum yollarını açıcı ilaçlar ile tedavi devam ettirilir, gerektiğinde oksijen verilmelidir, kalp yetersizliği gelişmiş olan hastalarda buna yönelik tedavi de verilmelidir.

KOAH tedavisinde solunum ile alınan ilaçlar ilk etapta tercih edilmeli, bunları kullanamayan hastalarda diğer ilaç formları (tablet, flakon vs.) verilmelidir.

KOAH’ın ilaç tedavisinde birinci derecede verilmesi gereken ilaçların başında antikolinerjik ilaçlar gelmektedir. Hastalığın şiddetine göre, uzun etkili beta-2 agonist ilaçlar, teofilin türevleri ve steroidlerden bir veya birkaçı tedaviye eklenebilir. Kısa etkili beta-2 agonist ilaçlar solunum sıkıntısı atakları sırasında verilebilir.

İleri derecede hastalığı bulunanlar ve ataklar sırasında uygulanan tedaviye rağmen rahatlamayan hastalar hastaneye yatırılarak hastane koşullarında tedavilerine devam edilmelidir.

Hastalığın tedavisi mutlaka yapılan tetkikler neticesinde hastalığın derecesine göre planlanmalı ve verilecek ilaçlar düzenli kontroller yapılarak hekim tarafından ayarlanmalıdır.

KAYNAK: www.birnefes.com

Ayak Mantarı ve Tedavisi

Ayak Mantarı hakkında bilinmesi gerekenler

Soru: Ayak mantarı nedir?

Mantar denen bir küf çeşidinin sebep olduğu deri rahatsızlığıdır. İnsanların çoğu ömürlerinde bir kez ayak mantarı geçirirler.

Soru: Sebebi nedir?

Ayak mantarına sebep olan mantarlara herkes maruz kalır. Ancak niçin bazı insanlarda geliştiği bilinmemektedir. Yıkama sonrası kurutulmayan ayak, sıkı çorap ve ayakkabılar, ılık iklim nemli bir ortam oluşturarak mantarların çoğalmasını sağlar.

Soru: Bulaşması nasıl olur?

Bulaşma genellikle terlik, çorap, ayakkabı, havlu gibi ortak kullanılan

eşyalardan veya banyo, küvet, plaj, hamam ve benzeri ortak zeminlerden olabilir. Genellikle çok bulaşıcı olduğuna inanılır. Ancak aynı evi paylaşan insanlarda bile görülmeyebilir.

Soru: Görüntüsü nasıldır?

Deride dökülmeler ile birlikte her türü oldukça kaşıntılıdır.

Soru: Tedavide neler kullanılır?

Krem ve spreyler ile tedavi edilir. Ciddi rahatsızlıklarda ağızdan hap tedavisi yapılır. Bazı vakalar tedaviye direnç gösterebilir.

Soru: Tedavi edilmezse ne olur?

Deri bütünlüğü bozulduğundan diğer mikroplar çatlak ve yarıklardan girerek yılancık denen hastalığa yol açabilirler.

Soru: Niçin tekrarlar?

Tedavi ile döküntü geçse bile mantarlar deride yaşamaya devam eder. Ve uygun şartlarda tekrar hastalığa yol açarlar.

Soru: Tekrarlamaması için alabileceğim tedbirler var mı?

Her gün ayağınızı yıkayın,

Ayağınızı, özellikle ayak parmak aralarınızı sürekli kuru tutun,

Özellikle yazın kapalı ayakkabılar giymeyin,

2-3 çift ayakkabıyı dönüşümlü olarak kullanın, ayakkabı kurumadan tekrar giymeyin,

Pamuklu çoraplar giyin ve günlük olarak değiştirin,

Başkalarının havlu ve ayakkabılarını kullanmayın,

Mümkünse evde çıplak ayakla gezin,

Yazın ayakkabılarınıza mantar önleyici pudralar serpin.

Elektro Kardiyografi Cihazı (EKG) Kullanma Talimatı

ElektroKardiyografi Cihazı (EKG) Kullanma Talimatı

1.AMAÇ: Cihazlardan elde edilen sonuçların doğruluğunu tespit etmek, cihazın doğru kullanımını sağlamak.

2.KAPSAM: X Hastanesindeki kullanılan elektrokardiyografi cihazlarını kapsar.

3.SORUMLULAR:
§  Uzman Tabip
§  Hemşire/Ebe
§  Sağlık memuru

4.UYGULAMA:
§  Cihazın güç kablosu topraklı prize takılır.
§  EKG çekimi yapılacak hasta bilgilendirilir.
§  Hasta sırt üstü yatırılır üzerindeki madeni eşyalar uzaklaştırılır (küpe, yüzük, saat vb).
§  Elektrotlar aşağıdaki şekilde bağlanır:















§  Cihazın açma/kapama anahtarı açılır.
§  Uygun mod seçilir, start düğmesine basılarak çekim yapılır.
§  İşlem bittiğinde elektrotlar hastadan sökülür.
§  EKG kabloları dairesel olarak toplanır.
§  Cihazı açma/kapama anahtarından kapatılır.
§  EKG cihazı kullanıma hazır durumda bırakılır.
§  Günlük  olarak, sarj olup olmadığı açıp kapatılarak batarya göstergesinden kontrol edilir.


Ventilatör Kullanma Talimatı

1.AMAÇ: Hastaya solunum desteği sağlamak amacı ile cihazın doğru kullanımını sağlayacak yöntemleri geliştirmek.
2.SORUMLULAR:
§  Doktor
§  Sorumlu Hemşire
§  Hemşire
3.UYGULAMA:
§  Oksijen hortumu caka takılır.
§  Ventilatör ve nemlendiricinin fişi takılır. Hasta devresi uygun şekilde takılır.
§  İnspirasyon bölümünden kısa hortum nemlendirme su kabına, su kabından diğer ucundan çıkan hortum su toplama aparatına, su toplama aparatından çıkan hortum Y parçasına, Y parçasının ucundan çıkan hortum diğer su toplama kabına çıkan hortum ekspirasyon bölümüne takılır.
§  Nemlendirici uygun şekilde ayarlanmalıdır.
§  Ventilatör arkasındaki açma tuşundan açılır.
§  Yeni hasta seçeneği seçilir ve onaylanır.
§  Kaçak kompenenti  açık duruma getirilir.
§  Hastanın adı veya numarası girilir.
§  Kurulum kabul bölümüne basılır.
§  Mod seçim bölümüne basılır ve modu belirlenir, buna bağlı olarak oluşan, hastaya uygulanacak değerler ayarlanır ve mod aktif hale getirilir.
§  Sol yandaki hastadan dönen parametreleri isteğe göre ayarlanır.
§  Alarm limit tuşuna basılır ve alarmları ayarlanır. Yüksek solunum sayısı alarmı ayarlanır.
ü  Düşük dakika hacim alarmı
ü  Düşük basınç alarmı
ü  Yüksek basınç alarmı  ayarlanır. 

Aspiratör Kullanma Talimatı

1.AMAÇ: Hastanın hava yolunun açık kalması için ağız ve burundaki kan, kusmuk ve benzeri sekresyonların temizlenmesini sağlamak.

2.KAPSAM: Tüm hemşire, ebeler ve acil tıp teknisyenlerini kapsar.

3.SORUMLULAR: Başhekim, Başhemşire, Sorumlu Hemşire

4.UYGULAMA:
4.1.       Oksijen açılarak kullanıma hazır hale getirilir.
4.2.       Aspiratör çalışır hale getirilir.
4.3.       Aspiratör hortumu takılır. Uç kısmından elle kapatılır. Basınç ibresi kontrol edilir.
4.4.       Aspirasyon için hastaya uygun aspiratör sondası seçilerek ucuna takılır ve işleme bağlanır.
4.5.       Aspirasyon işlemi sonunda aspire edilen vücut sıvıları, sekresyonları vb. XH TL/?  Atıkların Kontrolü Talimatına uygun olarak  boşaltılır.
4.6.       XH TL/ ? Sterilizasyon Ve Dezenfeksiyon Talimatına uygun olarak işleme tabii tutulur ve  . kullanıma hazır hale getirilir. Yerine yerleştirilir.


Word formatındaki formu İndirmek İçin Buraya Tıklayınız. 

Kirli, Kesici, Delici Alet Yaralanmaları ve Materyal Sıçramaları Bildirim Formu

KİRLİ, KESİCİ, DELİCİ ALET YARALANMALARI VE MATERYAL SIÇRAMALARI BİLDİRİM FORMU


--> BİLGİ FORMLARI ANA SAYFAYA DÖN <--


Word formatındaki formu İndirmek İçin Buraya Tıklayınız.