Nasır nedir? Tedavisi Nedir?

Nasır
Nasırlar cilt üzerine sürekli basınç veya tekrarlanan sürtünme sonucu oluşur. Sıklıkla, ayaktaki nasırların nedeni iyi uymayan ayakkabılardır. Ellerdeki nasırlar genellikle tekrarlanan işlerin yarattığı basınç ve sürtünmeden meydana gelir. Eğer her gün kürek veya diğer bir el aleti kullanıyorsanız zaman geçtikçe ellerinizin nasır kaplandığını farkedersiniz.
Belirtiler : Sıklıkla ayak parmakları arasında görülen kalınlaşmış deri tabakası.
Nasır yaygın olarak görülür ve nadir olarak hafif bir rahatsızlık duygusu yaratmanın ötesi-ne geçer. Bununla birlikte, şeker hastalarında enfeksiyon ve diğer komplikasyonlar gelişebilir, bu nedenle uygun bakımın yapılması gereklidir. Nasır ağrılı olmaya ya da üzeri ülserleşmeye başlarsa doktorunuza başvurun.
Tedavi:
Çoğu kimselerde nasır tedavisi, nedeni ortadan kaldırmak meselesidir. Eğer nasırın nedeni uygun olmayan ayakkabı giymekse, yumuşak deriden, uygun biçimde ayakkabılar giyiniz. Birkaç haftada nasıl kaybolmalıdır. Eğer problem devam ederse doktorunuz sizi, dokuyu cerrahi olarak çıkartabilecek olan bir podiatriste gönderebilir.
Banyodan sonra nasırınız yumuşadıktan sonra, üzerindeki kalınlaşmış deriyi bir havluyla ovalayarak aşama aşama inceltebilirsiniz. Suyla birlikte sabunun alkalen özelliği deriyi yumuşatacaktır, böylece üst tabakayı soyabilirsiniz.
Banyo sırasında ya da sonrasında nasır dokusunun kalınlığını azaltmak için bir sünger taşı kullanın. Bununla birlikte, şeker hastalığı ya da dolaşım bozukluğunun olduğu durumlarda bu yöntem önerilmemektedir.

Anal Kaşıntı

Pruritus ani de denen anal (makat bölgesi) kaşınma sık rastlanan bir sorundur. 
İnatçı anal kaşınma, çocuklarda ve yaşlılarda daha sık görülen bir durumdur. Çocuklarda bu durum, sık rastlanan bir parazit olan kılkurdunun varlığına bağlı olabilir. Yaşlılarda ise neden, yaşlanan deri-nin kurumasıdır. 
Doktorunuz anal kaşınmanızın nedenini araştırırken, sedef hastalığı gibi bir deri hastalığının, deri kanserinin ve bir mantar enfeksiyonunun işaretlerini de arayacaktır. Kaşınmaya ve tahrişe neden olan hemoroid, anal fissür ve anal fistül yönünden de muayene edilebilirsiniz; bu hastalıklar anal kaşınmanın nadir nedenleridir. Çoğu kez kaşınmanın kesin nedeni bulunamaz. 
Aşırı Bakım 
Bazı kişiler, anüs bölgesini sert bir sabun bezi ve sabunla iyice temizlemeye çalışırlar. Bu durum, bölgenin kaşınmasına, yanmasına ve tahriş olmasına yol açabilir. 
İlaç Reaksiyonları 
Bazı kişilerin kaşınmayı geçirmek için kendi başlarına kullandıkları ilaçlar, tahrişe yol açarak kaşımayı ve yanmayı artırabilir. 
Stres 
Bazı doktorlar, kanıtlanmamış olsa da, stresin kaşınmaya yol açabileceğine inanmaktadır. 
Anal Kasların Gevşemesi 
Normalde anal kanalı kapalı tutan kaslar gevşediğinde, dışkı dışarı sızarak bu bölgedeki deride tahrişe yol açabilir. 
Kötü Bakım 
Eğer dışkılamadan sonra uygun temizlik yapılmazsa, anüs bölgesindeki dışkı artıkları tahrişe ve kaşınmaya neden olabilir. 
Eskiden kronik anal kaşınması olanlarda, anüs bölgesine ışın tedavisi, alkol enjeksiyonu ve hatta bu bölgedeki deri ve sinirleri çıkarmak için ameliyat yapılırdı. Artık bu tür uygulamalar ortadan kalkmıştır. 
Eğer böyle bir sorununuz varsa, aşağıdakileri deneyin. 
1-Kaşımayı kesin. Sürekli kaşıma tahrişe yol açar. Ne kadar çok kaşırsanız, o kadar çok kaşınırsınız. Bölgeye soğuk uygulamayı de-neyin. 
2-Bölgeyi temiz tutun. Gece, gündüz ve her dışkılamadan sonra bölgeyi tahriş etmeden, nazikçe temizleyin. 
3-Dışkı sızıntısının deride yaptığı tahrişi engellemek için, bu bölgeye bez koyun ve gerektikçe değiştirin. 
4-Kaşınmayı azaltmak için yatarken antihistaminik bir ilaç da alınabilir. 
Eğer kaşıntınız sürerse, tam bir muayene için doktorunuza başvurun.

Saç Dökülmesi



Saç dökülmesi nedir ?
Tüm toplumlarda saç ve saç şekillerinin sosyal ve kültürel bir önemi vardır. Saç dökülmesi ile karşılaşan bir insan kendisini fiziksel ve ruhsal olarak zayıf görmeye başlayarak bu durumdan kurtulabilmek için değişik yöntemlere başvurabilir. Ancak saç dökülmesine neden olan sebep bulunmadan doğru bir tedavi şekli uygulanamaz. Bu nedenle , aşırı saç dökülmesi, saç köklerinde zayıflık ve saç tellerinde incelme şikayetleri başlayan insanların Deri Hastalıkları Uzman hekimlerine başvurmaları gerekmektedir.

Normal Saç Büyümesi:

Sağlıklı bir insanda saçların yaklaşık %90'ı sürekli uzama halindedir. Bu büyüme evresi 2-6 yıl kadar sürebilir.Geriye kalan %10'luk kısım ise 2-3 ay kadar süren dinlenme evresinde bekler.Bu dinlenme evresi sonucunda saçlar dökülür. Dökülen saç köklerinden yeni saçlar büyümeye başlar ve döngü bu şekilde devam eder. Saç telleri ayda ortalama 1-1.5 cm kadar uzar. İnsanlar yaşlandıkça saç uzama hızları yavaşlar. Doğal sarışınlar(140.000), esmer(105.000) ve kızıllardan(90.000) daha çok saç teline sahiptirler. Saç dökülmelerinin çoğunun sebebi normal saç büyüme döngüsünden kaynaklanır. Günde 50-100 adet saç telinin dökülmesi normal sınırlar içerisinde kabul edilir.Eğer aşırı miktarda saç kaybı,saçlarda gözle görülen incelme oluşursa en kısa zamanda doktora baş vurulmalıdır.
Saç dökülmesinin başlıca nedenleri:
  • Uygunsuz saç bakımı ve kozmetik ürün kullanımı: Saça uygulanan her türlü boya, renk açma, saçı düzleştirme veya perma gibi yöntemler uygun koşullarda yapılmazsa saça zarar verebilir.Bu yöntemlerin sık sık veya aynı anda uygulanması da saçı zayıflatıp kırılmasına neden olabilir. Saçı çeken saç şekillerinin de (atkuyruğu, örgü, saçı sıkı lastiklerle toplama gibi) sıklıkla uygulanmaması gerekir çünkü saç diplerine etki eden sabit çekme kuvveti saç kaybına neden olabilir. Saçı sık sık yıkamak, taramak ve fırçalamak da saçı kırabilir.Saçı sampuanladıktan sonra saç kremi kullanmak saç taranmasını kolaylaştırır. Saç ıslakken daha kırılgandır bu nedenle havlu ile saçı ovalayarak kurutmaya çalışmak, taramak ve fırçalamaktan kaçınılmalıdır.Geniş ağızlı ve düz uçlu taraklar tercih edilmelidir.
  • Ailesel (ırsi) saç kaybı : Saç dökülmelerinin en sık sebebi kalıtsal özelliktir. Bu kalıtıma sahip olan kadınlarda da saçlarda azalma görülür ancak kellik oluşmaz. Bu duruma ' Erkek Tipi Kellik' denir, 10-20-30'lu yaşlarda başlayabilir. Son zamanlarda yeni tıbbi tedavi seçenekleri sunulmasına rağmen kalıcı bir düzelme sağlamak saç transplantasyonu dışında henüz mümkün değildir. Hasta için uygun olacak yöntem doktor tarafından seçilmelidir.
  • Alopesia areata(Alopecia Areata): Bu tip saç kayıplarında düzgün yüzeyli, para büyüklüğünde veya daha geniş yuvarlak yama tarzı alanlar oluşur. Nadiren tüm saç ve vücut kıllarında kayıp oluşabilir. Çocuk ve erişkin her yaşta gözlenebilir. Saç dökülmesini yapan neden bilinmemektedir.Bir çok hastada saçlar kendiliğinden büyür. Şiddetli ve uzun süren durumlarda sürme veya ağızdan tedaviler uygulanabilir.
  • Doğum sonrası: Gebe bayanlarda saçlarının büyük bir kısmı büyüme halindedir. Doğum sonrası saçlar saç büyüme döngüsünün dinlenme fazına geçerler. 2-3 ay içerisinde saçların aşırı miktarda döküldüğü fark edilebilir, bu süreç 1-6 ay kadar sürebilir ve çoğunlukla saçlar büyüyerek eski miktarlarına ulaşırlar.
  • Yüksek ateş, ağır enfeksiyon ve soğuk algınlığı: Hastalıklar saçların dinlenme evresine girmesine neden olabilir. Yüksek ateş ve ağır bir hastalıktan 4 hafta ile 3 ay sonra yoğun bir saç kaybı gelişebilir.Zaman içerisinde saçlar tekrar eski halini alır.
  • Tiroid hastalıkları(Guatr ve diğerleri): Fazla ve az çalışan tiroid bezi saç kaybına neden olabilir.Tiroid hastalıkları laboratuar testleri ile araştırılabilir. Tiroid hastalığının tedavisi ile saç kayıpları da düzelir.
  • Eksik protein içerikli beslenme ve ağır diyetler: Proteinden fakir diyetler yapan veya anormal beslenme alışkanlığına sahip kimselerde protein eksikliği oluşur ve vücut proteini muhafaza etmek için saçları dinlenme evresine sokar.2-3 ay sonra yoğun bir saç kaybı oluşur. Saç kökleri zayıflar. Bu durum diet ile yeterli miktarda protein alınımı ile düzelebilir.
  • İlaçlar: Bazı ilaçlar geçiçi bir süre saç dökülmesine neden olabilir. Romatizmal, gut, depresyon, kalp hastalığı, yüksek tansiyon için reçete edilen ilaçlar ve yüksek doz A vitamini,sivilce ve sedef tedavisinde kullanılan bazı ilaçlar saç dökülmesi yapabilir.
  • Kanser tedavileri: Bazı kanser tedavileri saç hücrelerinin bölünmesini durdurabilir. Saçlar deriden çıkınca zayıflar ve kırılır. Bu durum terapiden 1-3 hafta sonra gerçekleşir ve hastalar saçlarının %90 'ını kaybeder , terapi sona erdikten sonra saçlar tekrar büyüme gösterir ve eski haline döner.
  • Doğum kontrol hapları: Doğum kontrol hapı kullanan bir bayanda saç dökülmesi sıklıkla kalıtsal bir yatkınlıkla oluşabilir. Saç dökülmesi gelişirse haplar Kadın-doğum doktorları tarafından değiştirilmelidir. Hap kullanımını kesen bir bayanda 2-3 ay sonra saç dökülmesi başlayabilir ve 6 ay kadar sürebilir. Bu durum doğum sonrası gözlenen saç dökülmesi mekanizması ile benzerdir.
  • Düşük serum demir düzeyi: Demir eksikliği saç dökülmesine neden olur.Bazı insanlar demiri besinsel olarak eksik alırken bazılarında ise demirin bağırsaklardan emilimi yetersizdir. Bayanlarda adet kanamaları nedeni ile demir eksikliği daha sık görülür. Demir eksikliği laboratuar testleri ile araştırılıp , demir hapları ile tedavi edilmelidir.
  • Büyük cerrahi girişimler ve kronik hastalıklar: Büyük cerrahi operasyon geçiren hastalar 1-3 ay içinde aşırı bir saç dökülmesi fark edebilirler. Bu durum birkaç ay içinde geçer. Ağır kronik hastalığı olan hastalığı olan kişilerde saç kaybı ömür boyu devam eder.
  • Mantar hastalıkları: Küçük yamalar halinde kabuklanmalar ile başlayıp yayılabilir, saçlarda kırılma saçlı deride kızarıklık şişlik ve hatta sızıntıya neden olabilir. Bu bulaşıcı hastalık çocuklarda daha sık görülür ve ilaç ile tedavi edilmelidir.
  • Trikotilomani(Saç koparma hastalığı): Çocuklar ve bazen erişkinler saç, kaş veya kirpiklerini koparıncaya kadar çekebilirler ve bunu bir alışkanlık haline getirirler. Böyle durumlarda psikoloji danışmanlarına başvurulması uygundur.
Saç Dökülmesinin Tedavisi :
Dermatoloğunuza başvurduğunuzda öncelikle saç dökülmesinin nedeni araştırılır. Bu nedenle size bazı sorular sorulacaktır. Eğer doktorunuz uygun görürse sizden bazı kan tahlilleri isteyebilir.

Saç dökülmesinde amaç öncelikle neden bulunursa onu tedavi etmektir. Örneğin kansızlık veya demir düşüklüğü tedavi edildikten 3-4 ay sonra saçlar eski sağlığına kavuşur.

Bunun dışında androjenik alopesi (Erkek tipi saç dökülmesi) tanısı alırsanız aşağıdaki ilaçları kullanmanız gerekebilir. İleri dökülmelerde saç nakli uygulanır :
Saç dökülmesinde ilaç tedavileri :   

  • Minoxidil : Losyon şeklinde olan bu ilacın kadın ve erkekler için ayrı tipleri vardır. Saç cildine sürülerek kullanılır. Saç dışında başka bölgelere yanlışlıkla temas ettiğinde tüylenme yapabilir. Bu nedenle dikkatle kullanılmalı ve tedavi sonrası eller yıkanmalıdır.
  • Finasterid : Hap şeklinde olan bu ilacı kadınlar kullanamaz. Erkeklerde testesteron hormonunun aktif hale gelip saç köklerini zayıflatıp döktüğü tespit edilmiştir. Finasterid hormonun aktifleşmesini engeller ve saçın dökülmesini engeller. Fakat kullanım sırasında düşük bir ihtimalle de olsa iktidarsızlık görülebilir. Mutlaka dermatoloji uzmanı kontrolünde kullanılmalıdır. İlaç bırakılırsa saç dökülmesi devam eder.
Saç dökülmesinde cerrahi tedaviler :
  • Saç kökü nakli ( Saç Ekimi ) : Saç kökü nakli saç dökülmesi için son seçenektir. Ancak dökülme durduğunda bu tedavi uygulanabilir. Amaç ense bölgesinde yer alan ve testesteron hormonundan etkilenmeyen canlı saç kökü hücrelerini saçın döküldüğü yerlere nakletmektir. Çeşitli teknikler kullanılmakta olup hepsinin kendine ait avantaj ve dezavantajları bulunmaktadır. Saç nakli dökülme için kalıcı bir çözümdür.

    Mongolizm Hastalığı Nedir (Bebeklerde Zeka Geriliği)

    Mongolizm Hastalığı Nedir (Bebeklerde Zeka Geriliği)

    Zekâ geriliği ve vücutca birtakım kusurlar gösteren doğmalık bir hastalıktır. Mongolizmde kromozom sayısında bir sapma söz konusudur. Cünkü 46, yani 23 cift kromozom yerine, 47 kromozom vardır. Yaklaşık olarak 500 cocuktan birinde mongolizme rastlamak mümkündür. Mongolizmin kalıtsal olması olasılığı da vardır. Ayrıca, genellikle, yaşlı anadan doğan cocuklarda cok daha sık görülebilmektedir.

    Zeka Geriliği Belirtileri, Nasıl Anlaşılır: Yüz oval ve yassı olur, gözlerde Çinliler gibi cekiklik vardır. Başın önden görünümü yuvarlaktır, ama coğu kez arka tarafı yassıdır. Parmaklar kısa ve küttür. Kulak kepcelerinde şekil bozuklukları görülebilir. Avucların ici maymun eline benzer, yani yatay cizgilerle doludur. Dil iri, burun kalkıktır ve birinci ayak parmağı ile ikinci ayak parmağı arasındaki acıklık normalden fazladır. Genellikle kas zayıflığı görülebilir. Kalp bozukluklarına da rastlanabilir.

    Bebeklerde Zeka Geriliği Süreci: Mongoloid cocukta zekâ geriliği görülür. Vücut direnci az olduğu icin bulaşıcı hastalıkları kolayca kapma eğilimi gösterir. Bu nedenle de her zaman ölüm tehlikesiyle burun burunadırlar.

    Tedavisi: Etkin bir yöntem yoktur. Mongoloid cocukların zaten ömürleri kısa olur. Mongoloid cocuklar arasında erişkinliğe ulaşanları sayısı oldukca azdır.

    Respiratuvar Distress Sendromu (RDS) ve Surfaktan Eksikliği

    Respiratuvar Distres Sendromu (RDS) prematüre yenidoğanların en sık görülen ve en önemli hastalıklarından birisidir. Prematüre bebeklerdeki mortalite ve morbiditenin en önemli nedenini RDS ve buna bağlı olarak gelişen komplikasyonlar oluşturmaktadır. Tüm yenidoğanların %1'ini etkilemektedir.

    RDS klasik olarak, bebeklerde doğumdan sonraki ilk 6 saat içinde başlayan taşipne, dispne, interkostal çekilmeler, inleme, burun kanadı solunumu, siyanoz ve oksijen ihtiyacının artmasıyla karakterize bir hastalıktır. Bu bulgulara tipik radyolojik görünüm eşlik eder.
    Bebeklerin gestasyon yaşı azaldıkça RDS sıklığı da artmaktadır. 26-28 hafta gestasyon yaşında doğan bebeklerin %50'sinde, 30-31 hafta gestasyon yaşı ile doğan bebeklerin %25'inde RDS görülür.

    Risk Faktörleri:
    - Prematürite
    - Erkek Cinsiyet
    - Sezeryanla Doğum
    - Perinatal Asfiksi
    - Annede Diyabet

    Tedavisi:
    - Genel Destek Tedavisi
    - Akciğerlere Yönelik Özel Tedavi
    - Oksijenizasyonun artırılması
    - Eksojen surfaktan tedavisi

    RDS'den korumaya veya tedavi etmeye yönelik olarak sığır akciğerlerinden elde edilen eksojen surfaktan uygulanması bu bebeklerdeki ölüm oranlarını anlamlı oranda azaltmaktadır.

    Tıp Sözlüğü - Z

    ZAR: Anatomide makroskopik ya da mikroskopik boyutlu, az ya da çok farklılaşmış ya da karmaşık yapıda, geniş ve yassı katman biçimli oluşumların genel adıdır. 

    ZATÜRRE (PNÖMONİ) : Akciğer dokusunun iltihabı. Çeşitli etkenlere bağlı olarak gelişmekle birlikte, genellikle birincil ya da ikincil mikrobik etkenlerin yol açtığı akut ya da subakut hastalık tablolarını belirten bir terimdir. 

    ZAYIFLIK: Kişinin vücut ağırlığının yaşına, cinsiyetine ve boyuna göre hesaplanmış normal değerlerden daha düşük olması. 

    ZEHİR: Hücrelere ve yaşayan dokulara kimyasal ya da biyokimyasal nitelikte zararlar veren her türlü madde. Zehrin en tipik özelliği bu zararlı etkisini en küçükdozlarda bile göstermesidir. 

    ZEHİRLENME: Bir zehrin vücutta emilmesiyle ortaya çıkan belirtileri anlatan genel terim. Görece küçük miktarlarda kimyasal ya da biyokimyasal etki gösteren zehir, süresi ve ağırlığı değişebilen bir hastalıkhaline ya da ölüme yol açar. 

    ZEKA: Yeni sorunları karşılayarak uygun çözümler bulmak amacıyla, zihnin tüm ögelerini amaca uygun kullanabilme yeteneği ya da gücü. 

    ZEKA GERİLİĞİ: Zihinsel gelişmenin yavaşlığı. Doğuştan gelen ya da bebeklik çağında ortaya çıkan zihinsel yetersizliğe bağlı olarak ruhsal gelişimi duraklayan kişilerde görülür. 

    ZEKA YAŞI: Psikolojide, zeka testleriyle saptanan ve takvim yaşından farklı olarak belirli bir yaş grubuna özgü becerilerle zihinsel yetkinliği ifade eden ölçü. 

    ZİGOMA: Gözlerin alt ve yan kısımlarında, elmacık kemiklerine karşılık düşen yüz bölgesi. 

    ZİGOT: Döllenme sırasında spermatozoitin yumurtayla birleşmesi sonucu oluşan hücre. 

    ZONA: Etkeni su çiçeğine de yol açan virüs hastalığı. Herpesvirüs. 

    ZOOFİLİ: Hayvanlara karşı aşırı düşkünlükle belirlenen hafif bir duygulanım bozukluğu. Genellikle aşırı duygusal, destek konusunda saplantılı ve normal yoldan bu desteği sağlayamamış kişilerde (bekarlar, çocuksuz çiftler vb.) görülür.

    Tıp Sözlüğü - Y

    YABANCI CİSİMLER: Vücudun belirli bir yerinde, normalde bulunmayan her hangi bir madde yabancı cisimdir. Bunlara özellikle çocuklarda, barsaklar, kulak ve burunda rastlanır. Yutulan yabancı cisimler, yemek borusunda takılabilir, ya da tehlikeli olabilir.Bu nedenle bazen ameliyatla çıkartılmaları gerekebilir.
    YAĞ EMBOLİSİ: Büyük kemik kırıklarında görülebilen bir komplikasyondur. Kemik iliğindeki yağın bir kısmı açığa çıkar ve yağ damlaları kan dolaşımına karışıp damar tıkanmasına neden olur.
    YAĞLI DEJENERASYON: En çok kalp, karaciğer ve böbreklerde görülür. Bu organlarda, hücreler normal çalışma yeteneklerini kaybederler ve içlerinde yağ tanecikleri birikir.
    YALANCI GEBELİK: Tüm gebelik belirtilerinin olmasına rağmen, uterus boştur. Bu duruma yalancı gebelik denir. Daha çok psikolojik menşelidir.
    YDS (YENİDOĞAN SARILIĞI): Hayatın ilk bir ayında en sık karşılaşılan sorunlardan birisi yenidoğan sarılığıdır. Sağlıklı, zamanında doğmuş bebeklerin % 60’ında, erken doğan bebeklerin % 80’inde sarılık görülür.
    Anne karnındaki bebeğin alyuvarları farklıdır.Bu alyuvarların içerdikleri hemoglobin çeşidi, fetal hemoglobindir(HbF). Yenidoğan bebeğin, anne kanındaki alyuvarlardan farklı alyuvarlara ihtiyacı vardır. Onun için doğar doğmaz bebeğin kanındaki alyuvarlar hızla yıkılmaya başlar ve yerine yeni hemoglobin (HbA) içeren alyuvarlar yapılır. Ancak, yıkılan alyuvarlardan bol miktarda sarılık maddesi(biluribin) üretilir. Normalde biluribin karaciğerde işlenerek vücuttan atılacak hale getirilir. Ancak fazla üretilen biluribin bebeğin karaciğer kapasitesini aşar,  bebeğin kanında ve dokularında birikmeye başlar. Sarı renkte pigmentlere sahip olan bilirubin, bebeğin cildini, dokularını sarı renge boyar ve yenidoğan sarılığına yol açar.
    YDT: Yumuşak Doku Travması